“Şurası muhakkak ki, helaller apaçık bellidir, haramlar da apaçık bellidir. Bu ikisi arasında ise insanların çoğunun hükmünü bilmediği şüpheli şeyler vardır. Artık kim bu şüpheli alandan kaçınırsa, dinini de, ırzını da temiz tutmuş olur. Kim de şüpheli alana girerse harama girmiş olur. Tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğun sınırlarını ihlal etmesi yakındır. Şunu bilin ki, her melikin bir koruluğu vardır. Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası vardır ki, eğer o müstakim olursa cesedin tamamı müstakim olur; eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası, kalbtir.”
(Buharî, İman 39; Müslim, Müsâkât 107; Ebu Dâvûd, Büyû 3;
Tirmizî, Büyû 1; Nesâî, Büyû 2; İbn-i Mâce, Fiten 58)
{يَا أَيُّهَا النَّاسُ كُلُوا مِمَّا فِي الأَرْضِ حَلاَلاً طَيِّبًا وَلاَ تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُبِينٌ}
“Ey insanlar! Yeryüzünde olan bütün nimetlerimden helâl, temiz olmak şartı ile yiyiniz; Fakat şeytanın peşinden gitmeyiniz. Çünkü o sizin besbelli düşmanınızdır”. (Bakara Suresi, 168)
Yine Kur’ân-ı Kerim’de sedd-i zerâî prensibine işaret eden pek çok ayet-i kerimeden bir tanesini zikredelim:
{وَلاَ تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ}
“ Kötülüklerin, fuhşiyatın açığına da gizlisine de yaklaşmayın.” (En’âm Suresi, 151)
Şüpheli alana girmemeyle ilgili benzer hadis-i şerifler de mevcuttur:
لاَ يَبْلُغُ الْعَبْدُ أَنْ يَكُونَ مِنَ الْمُتَّقِينَ حَتَّى يَدَعَ مَا لاَ بَأْسَ بِهِ حَذَرًا لِمَا بِهِ الْبَأْسُ
“Kul, şüpheli şeylere düşme endişesiyle bir kısım sakıncası olmayan hususları da terk etmedikçe gerçek takvaya ulaşamaz.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyame, 19; İbn Mâce, Zühd, 24)
دَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لَا يَرِيبُكَ
“Sana şüphe veren şeyleri bırak. Şüpheli olmayan, gönül huzuru veren şeylere yönel.” (Tirmizî, Kıyâmet: 61; Nesâî, Eşribe: 50)
Görüldüğü üzere ayet-i kerime ve hadis-işeriflerde “günahları işlemek şöyle dursun, onlara yaklaşmayın, süpheli alana girmeyin bile” mesajı verilmektedir.
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...