Sad bin Ebi Vakkas dedi ki: “Ya Resulallah! Dua buyur da, Allahü teala, benim her duamı kabul etsin!” Resulullah efendimiz cevabında buyurdular ki: “Duanızın kabul olması için, helal lokma yiyiniz!”
Hazreti Ebu Bekir, hizmetçisinin getirdiği sütü içmişti. Sonra helalden olmadığını anlayınca, parmağını boğazına sokarak kay etti. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra, “Ya Rabbi! Elimden geleni yaptım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım!” diye yalvardı.
Abdullah bin Ömer buyurdu ki: “Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, haramdan kaçınmadıkça, kabul edilmez, faydası olmaz.”
Süfyan-ı Sevri buyuruyor ki: “Haram para ile sadaka veren, cami yaptıran, hayrat yapan kimse, kirlenmiş elbiseyi idrar ile yıkayan kimseye benzer ki, daha çok pislenir.”
Yahya bin Muaz buyuruyor ki: “Allahü tealaya itaat etmek, bir hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı dua, anahtarın dişleri de helal lokmadır.”
Sehl bin Abdullah-i Tüsteri buyuruyor ki: “Hakiki imana kavuşmak için, dört şey lazımdır: Bütün farzları edeple yapmak, helal yemek, görünen ve görünmeyen bütün haramlardan sakınmak ve bu üçüne, ölünceye kadar devam etmeye sabretmek.”
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dört kişiye cehennem haram olur; şeytan ve nefsin şerrinden korunur: 1- Haram olan bir şeye heves edince, nefsine hâkim olan. 2- Nefsin istemediklerini [ibadetleri, iyilikleri] yapan. 3- Şehvetinin esiri olmayan. 4- Öfkesine hâkim olan.)