You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
RE: hayata dair...
Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini, ne kadar sevebileceğini, ne kadar sevildiğini, ne kadar sevilebileceğini...
Ama iş işten geçmiş, sevgilin, seni seven gitmiş, yitmiş olabilir...
İşte o zaman üzülme vaktidir...
Yerli yersiz ağlama vaktidir...
İşte o zaman çevrene dönüp; şimdi ne yapacağım, diye sorma vaktidir.
Alacağın cevabı sana söyleyeyim güzelim;
“BİLMİYORUM” diyecekler, senin dediğin gibi.
(...Yorgo Wiestmich)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Bir gün bir çocuğa sormuştum, deniz neden tuzludur diye...
Babası uzun bir sefere çıkmıştı...
Çocuk hemencecik karşılık verdi:
“Deniz tuzludur, çünkü denizciler durmadan ağlarlar!...”
Neden denizciler böyle çok ağlar ki?...
“Çünkü” dedi, “Yolculukları bitmez...”
“-Onun için de mendillerini hep direklere asıp kuruturlar!...”
Gene sordum: Ya niçin insanlar üzgün olunca ağlar?...
“Çünkü” dedi,
“-Daha duru görebilelim diye gözlerin camını ara sıra yıkamak gerek...”
(...August Strindberg)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Eğer bir şeyi sevmiyorsan, değiştir...
Eğer işini sevmiyorsan, bırak...
Eğer yeterince vaktin yoksa, televizyon izlemeyi kes...
Eğer hayatının aşkını arıyorsan, dur;
Sevdiğin işleri yapmaya başladığında seni bekliyor olacak...
Fazla analiz yapmayı kes, hayat basittir...
Her son lokmanı yiyip, değerini bildiğinde bütün duygular güzeldir...
Aklını, kollarını ve kalbini yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımızla birleşiriz...
Yanında gördüğün ilk insana tutkusunun ne olduğunu sor ve ilham verici hayalini onunla paylaş...
Sık sık seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardım edecek...
Bazı fırsatlar bir kez gelir, onları yakala...
Hayat tanıştığın insanlarla ve yaptığın yeni şeylerle ilgili, bu yüzden çık ve yapmaya başla...
Hayat kısa... Hayalini yaşa ve tutkunu paylaş...
(...Holstee)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden...
Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor...
O yüzden değil mi, içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız?...
“Anlatsam mı, anlatmasam mı” kararsızlığımız...
“Bu sevgi beni acıtır mı” kuşkularımız...
Unutma ki; her zaman seni üzecek birileri olacaktır...
Tek yapmamız gereken; sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek,
Ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek...
(...Gabriel G. Marquez)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yönetici
RE: hayata dair...
"Acele karar vermeyin.
Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar; aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.
Buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar.
Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.
Oysa gezi asla sona ermez.
Bir yol biterken yenisi başlar.
Bir kapı kapanırken, başkası açılır.
Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz."
Sabret,    Şükret,    Seyret...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Dostluk; gelecek için parlak bir yıldızdır;
Ruhu güçsüzlüğe düşmekten ve kendini kapıp koyuvermekten alıkoyar...
Çünkü gerçek dosta bakan insan, sanki onda kendi örneğini görür...
Bu yüzden, uzaktaki dostlar yanımızdadır...
Yoksullar zengin olur, güçsüzler güçlü...
Dahası, ölüler yaşamayı sürdürürler...
Dostlara duyulan saygı, onların anısı, özlemi o derece insanın içindedir...
Onun için onların ölümü mutlu, ötekilerin yaşamı övülmeye değer sayılır...
Doğadan sevgi ve yakınlık bağı kaldırılsa, hiçbir ev, hiçbir şehir ayakta duramaz...
Tarım bile yapılamaz...
(...Cicero)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Kadınlar tutumluluğuna, hastalar kibarlığına, yoksullar yardımseverliğine hayran kalıyorlardı...
Ama o büyük isteklerle, öfkeyle, kinle doluydu...
Bu; düz pileli elbise, altüst olmuş bir yürek saklıyordu...
Bu pek terbiyeli dudaklar, içindeki fırtınayı anlatamıyordu...
Leon’a tutkundu...
Onun hayaliyle baş başa kalmak için yalnızlığı arıyordu...
Onu görmesi, bu hayallerden aldığı zevki bulandırıyordu...
Emma ayak seslerini duyar duymaz heyecanlanıveriyordu...
Sonra, onunla karşı karşıya gelince, heyecan geçiyor, hep hüzünle biten, uçsuz bucaksız bir şaşkınlıktan başka bir şey kalmıyordu...
(...Gustave Flaubert)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Çevremizdeki acıları bizim de çekmemiz gerekmektedir.
Hepimizin ortak bir vücudu yoktur, ama ortak bir büyümesi vardır:
Bu ise, şu ya da bu biçimde acılar içinden çekip götürür bizi. Nasıl ki çocuk belli bir gelişim sonucu hayatın tüm evrelerinden geçer, yaşlanır ve sonunda ölürse, biz de bunun gibi yaşadığımız dünyanın tüm acılarından geçerek gelişiriz.
Bu konuda adalete yer yoktur, acılardan ürkmeye ya da acıları üstünlük diye yorumlamaya yer yoktur...
(...Franz Kafka)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: hayata dair...
Kafamızın salim olması büyük ölçüde, içinde bulunduğumuz anı ne kadar yaşayabildiğimize bağlıdır.
Bir gün veya bir yıl önce neler olduğu, ya da ertesi gün neler olabileceğinin önemi yoktur... Sizin var olduğunuz yer, içinde bulunduğunuz andır...
Bu her zaman böyledir...
Ne var ki, çoğumuz birçok şeyi aynı anda dert etme sanatında ustalaşmışızdır...
Geçmişteki sorunlarımız ve geleceğe yönelik endişelerimiz yaşadığımız ana hükmettikçe, biz de kaygılarla ve ümitsizlikle dolu bir bunalıma gireriz...
Bu durumdayken hayattan zevk almayı, önceliklerimizi ve mutluluğumuzu ileri bir tarihe erteleyerek, gelecekte “Bir günün” bugünden daha iyi olacağına inanmaya çalışırız...
Ne yazık ki; şimdi bize geleceğe bakmamızı söyleyen zihniyet, bunu hep tekrarlar ve o “Bir gün” bir türlü gelmez.
Biz kendimizi bu başka planlara kaptırmışken, çocuklarımız büyür, sevdiğimiz insanlar bizden uzağa taşınırlar...
Kimi ölür, vücudumuz giderek biçim değiştirir; bu arada hayallerimiz uçup gidiyordur.
Kısacası, hayatı ıskalıyoruzdur.
(...Richard Carlson)
.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.