![[Resim: 1222537083elifdunya_r025.jpg]](http://img2.blogcu.com/images/e/l/i/elifdunya/1222537083elifdunya_r025.jpg)
Hasbihâl
Bugün yine yalnızlığı düşündüm. Bir türlü aklımdan çıkmıyor ki zaten.
Sevdiklerimi de düşündüm, hem dostlarımı da.
Nedense bir kızgınlık beliriyor içimde dostları düşündükçe.
Hem insan neden düşünür ki dostları, uzak kalmasa.
Dostlardan uzak olmak mekân ile midir, zaman ile mi?
Yoksa gönülden ile mi?
Dostluğun nefrete dönüşmesi söz konusu da, nefretin dostluğa değil.
Bir ticaret gibi hayat. Beş paraya üç kuruşluk yada Üç kuruşa beş paralık karşılık.
Mekân, zaman ve gönül paylaşılınca eksilirmiş ve hem eskirmiş doslukta.
Gönlüm içimde saklı tuttuğum kelimeleri fırlatacak bir dost arıyor.
Gözlerim yağmak için çokta sebep aramıyor her daim buğulu.
En son rüyamda görmüştüm seni dost. Bir tebessüm edişin vardı, bakamadım ışığına.
Bir rüzgar etsen eğilirim.
Bir güzel söze gelirim.
Benim davam seninle var olmak. Senin ki nedir ey dost?
Sana dost diyorum söylesene öyle misin?
Serilsem önüne upuzun, ezer geçer misin?
Sana beş para versem, üç kuruş verir misin?
Ben yinede dost diyorum sana.
Sen her ne kadar bilmesende
Yaradan almamıştı ama.
Sen için can vermiştim hatırlasana.
Verdiğime yanmadım hiç.
Almadığına yandım Yaradanın.
Küsmedim mazideki sana dair şeylere.
Ama kızgınım sen ve sen gibilere.