Kitap ve sünnet, yüce Allah'ın kullarına karşı delilinin, kendileri ile ortaya konulduğu iki esastır. İtikâdî (inanç kaynaklı) ve amelî (eyleme dayanan) hükümler, emir ya da yasak itibariyle onlar üzerine bina edilir.
Kur’ân'ı delil gösteren bir kimse bir tek hususu gözönünde bulundurmalıdır. O da alimlerin bu ayet hakkındaki açıklamalarını kontrol etmektir. Biz buna tefsir diyoruz. Onun senedine bakmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü Kur’ân-ı Kerim hem lafız, hem de mana itibariyle mütevatir nakil ile kesin bir şekilde sabit olmuştur:
"Şüphe yok ki o zikri (Kur’ân'ı) biz indirdik. Onu koruyacak olanlar da elbette bizleriz." (el-Hicr, 15/9)
Sünneti delil gösteren bir kimsenin ise iki hususu birden gözönünde bulundurması gerekir:
Birincisi, sünnetin Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'den geldiğini kontrol etmek.
İkincisi, alimlerin bu sünnet hakkındaki açıklamalarını kontrol etmek.
Yari gelmişken ve konuya girişten evvel sünnet usulünde sık karşımıza çıkacak olan temel bazı kavramları gözden geçirelim:
Ravi: Rivayet eden (bildiren, aktaran) kişi demektir.
Muhaddis: Hadisleri Rivayet eden (bildiren, aktaran) kişi demektir.
Ravi ile muhaddis esas olarak aynı gibi görünse de, ufak bazı farkları vardır. Ravi genellikle doğrudan sünneti aktaran kişiye kullanılır. Muhaddisse hadisleri Ravi'nin özellikleriyle beraber ve diğer senetleriyle beraber değerlendirir, gerek gördüğü yerlerde Ravi'nin yaklaşımını da eleştirebilir. Bu açıdan Muhaddisler alim olarak kabul edilirler.
Alimlerin muhaddis tarifleri az da olsa birbirinden farklıdır. Ne var ki bu tariflerin özünü, bir kimseye muhaddis denilebilmesi için, en azından onun hadis kaynaklarını bilmesi, hadislerin senedlerini teşkil eden ravileri tanıması, herbirinin adalet veya cerh durumları hakkında malumat sahibi olması gerektiği oluşturmaktadır.
Mervi / Rivayet : Ravi tarafından bildirilen.
Mervi de aslında hadisin eş anlamlısıdır. Aralarındaki fark, hadislerin muhaddisler tarafından bildirilmesi, mervinin ravi tarafından bildirilmesidir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi muhaddisler hadisleri eleştirel gözle kontrol ettikleri için, insanlara aktarılan hadisler muhaddisler tarafından aktarılan hadislerdir ve mervi, aslında daha çok muhaddisler tarafından kullanılan bir tabirdir.
Senet: Hadisi ilk kaynağına götüren ravi zincirine verilen isimdir.
İsnat: Genel manada isnat, birine bir şeyi yüklemektir. Dolayısıyla bir fiildir. Hadis usulünde isnat, Rivayet lafızları ile sözü nakledenlerin isimlerini açıklayarak söyleyenine ulaştırmak.
Senet ve isnat için birkaç örnek:
Alıntı:"Ahberenâ Malik'an Nâfi"an Abdillah b. Umer enne Resulullah sallallahu aleyhi ve's-sellem kâle lâ yebi' ba'dukum'ale bey'i ba'z" (Bazılarınız diğerlerinizin alışverişi üzerine alışveriş yapmaya kalkmasın).Bu hadiste Mâlik, Nâfi, Abdullah b. Ömer senettir. Bu senedin "ahberenâ", "haddesenâ" ve "'an" lafızlarıyla zikredilmesi ise isnâddır.
Alıntı:(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.
Tirmizî, Birr, 58
Bu örnekte isnat görünmemektedir. Senetinin Birr ve Tırmizi olduğu anlaşılır. İsnat ifadesi görünmemektedir.
İsnadı Türkçe olarak anlaşılır şekilde açıklamak için şu örneğe bakarsak:
Alıntı:Tirmizi, îbn-i Abbâs (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre;
Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) Medine kabristanından geçti. Yüzüyle onlara yöneldi. «Esselamu Aleykum ya ehl-el-kubûr, Allah sizi mağfiret etsin. Siz Öncülerimizsiniz. Biz de peşinizden geleceğiz.- dedi.
Bu hadiste "rivayet ettiğine göre" ve hadisin sonundaki "dedi" ifadeleri isnat olmaktadır.
Ancak isnâd ekseriyetle senedle eşanlamlı kullanılmıştır. Genel formatı da şöyledir:
îbn-i Abbâs'a isnat edilen hadiste,...
Ali bin Ebi Talip'e isnat edilen bir ...
Bu örneklerde olduğu gibi isnat, genellikle senedi tanımlamaktadır.
Şu örnekte daha geniş olarak hadis, ravi, muhaddis, senet ve isnat kavramları incelenebilir.
GENEL ÖRNEK (ÖZET)
Alıntı:îbn-i Ebu Dünya, Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh)'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:
«Kim kabristana girer, onlara istiğfar eder, ve onlara rahmetle dua etse, onların cenazesinde bulunmuş ve namazlarını kılmış sayılır»
Şimdi burada hadis şudur: "şöyle demiştir:
«Kim kabristana girer, onlara istiğfar eder, ve onlara rahmetle dua etse, onların cenazesinde bulunmuş ve namazlarını kılmış sayılır»"
Ravi.: Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh): Bunu nereden anlıyoruz? Kendisinden rivayet edilmesinden.
Muhaddis: îbn-i Ebu Dünya : Bunu nasıl anladık? Raviden rivayet eden kişi olmasından. Demek ki raviyi senet gösterip bize naklettiğine göre ve kendi ismi yeterli görünmüşse, bu durum o kişinin alim sayılıp muhaddis olduğunun delilidir. Aksi halde hadis başka bir muhaddise dayanırdı.
İsnat: rivayet ettiğine göre
Senet: Ebû Hüreyre (Radıyallahû anh), îbn-i Ebu Dünya
Rivayet: Hadisin "şöyle dedi ki" kısmı aslında rivayettir ama konu dağılmaması için bu konuya girilmeyecektir.
Sanıyorum ki bu örnekle ravi, muhaddis, senet, hadis ve isnat meseleleri anlaşılmıştır.
Aslında senet ve isnat konusunun alt dalları bulunmakla beraber, bu yazımızda şimdilik bu konulardan uzak durmaya özen gösterdik.
İnşallahu teala.
Devam edeceğiz...