"İşte, tahmin ederim ki, nâsihlerin nasihatleri şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlâksız insanlara derler, "Haset etme, hırs gösterme, adâvet etme, inat etme, dünyayı sevme." Yani, "Fıtratını değiştir." gibi, zâhiren onlarca mâlâyutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki, "Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecrâlarını değiştiriniz."; hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur."(1)
İnsanın fıtratını değiştirmesi ve söküp atması imkan dahilinde değildir. Bu sebeple mümkün olanı; yüzünü değiştirmek yoluna gidilmelidir.
Nefret ve kin insanın fıtratında olan ve ancak, sökülüp atılması mümkün olmayan iki hissiyattır. Madem bunları söküp atmak mümkün değil, öyle ise onların yüzünü ve mecrasını değiştirmek gerekir. Zira bu gibi hissiyatların mecrasını ve yüzünü değiştirmek mümkün ve irade dahilindedir.
Nasihat edenlerin ekserisi, fıtratını değiştir, düşmanlık etme, haset etme gibi imkan dahilinde olmayan nasihatleri yüzünden topluma tesir edemiyorlar. Halbuki Risale-i Nur tarzı olan, hissiyatlarının yüzünü çevir, mecrasını hakka yönelt gibi nasihatlerde bulunulsa, hem tesir olur hem de imkan dahilinde bir teklif olur.
İnsanlara verilen bu şiddetli duygular dünyanın adi ve basit işlerine sarf olunmak için değil, ebedi olan ahiret hayatının kazanılması için verilmiştir. İnsana düşen görev, bu hissiyatların mecrasını ve yüzünü ahirete çevirmektir. Yoksa bu hissiyatları fıtrattan söküp atmak değildir.
Haset, Allah Teala’nın kullarına ihsan ettiği nimetleri çekememek, kıskançlık duymak, Allah’ın taksimine razı olmamak manasına gelmektedir. Oysa;
(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.” (Âl-i İmrân, 3/26).
Fudayl bin İyaz’ın, “Mü’min gıpta eder, münafık haset eder.” buyuruyor.
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...