Sezer sonrası, “D” tipi (“Dönme”, “Derin” aynı kapıya çıkıyor) kesimlerin tasvip etmediği birisinin cumhurbaşkanı olma ihtimali çok erken karın ağrısına neden oldu.
Tehditlerle, kaos projeleriyle, provokasyonlarla ön almaya çalıştılar. Bütün zorlamalara rağmen hükümet yeniden geldi ve istemedikleri “Gül” cumhurbaşkanı seçildi. Fakat derin yapıların bunu hazmetmesi mümkün değildi. Nitekim seçimlerin üzerinden 6 ay geçmeden karanlık projelerini icraya başladılar. Öncelikli hedefleri işleyen düzeni sabote ederek hükümeti yıpratmak, partiyi kapatmak, başbakanı bir şekilde denklemin dışına itmekti. Ardından sistemin kilidi köşkü ele geçirmeyi, “Gül”ü indirmeyi hedefliyorlardı.
Milyonlarca (muhalif!) insanın öldürüleceği köklü bir temizlik de sürecin hedefleri arasındaydı. 28 Şubat’ta ihmal ettikleri bu işi yapmalıydılar! Türkiye nüfusundan 10 milyon eksik olsa bir şey değişmezdi! Böylece gayrı milli derin yapı daha sağlam ve kalıcı bir zemine oturtulurdu!
Yaşadığımız tuhaf işler-ilişkiler-olaylar planlı bir sürecin sonucudur. Hükümetlerin sistemdeki dengeleyici unsurlarla kontrolü, işlevsiz kılınması mümkündür.
Ama beraberinde cumhurbaşkanlığının kaptırılması sistemin “D” tipi (dönme) yapılanmanın kontrolünden çıkması demektir. Bu ise kabul edilemez! bir durumdur. Mücadele hükümeti düşürme kapatma vs. mücadelesi değildir. Mesele Yargıdan, üniversitelere, sivil ve askeri bürokrasiye kadar pek çok kilit noktanın “D” tipinin elinden kayması ve Kara Türklerin eline geçmesidir.
Bu sebeple kapatmadan sonraki hamle “GÜL”ü oradan indirmektir.
Hükümet ne yapsa bu azgın azınlığı hedefinden vazgeçiremez, bunlarla uzlaşamaz. Partinin kapatılması, hükümetin düşmesi, Meclisin dağılması, RTE’nin yasaklı olması bunları kesmeyecektir. İhtilalden ve GÜL’ün indirilmesinden başka bir şey bunları sakinleştirmeyecektir.
Ama gördüğüm kadarı ile hükümet ve Gül bunun farkında değiller… Hala uzlaşabileceklerine, partinin kapatılmayacağına inanıyorlar. Hala “D” tipi yapılanmadan merhamet ve adalet umuyorlar.
Buradan açık ve net söylüyorum. Bunlar köşkü geri almadan, mallarınızı müsadere edip, sizi kodese göndermeden (idam kalktı ama sizin için geri getirmeye heveslenenler var) mücadeleden vazgeçmezler.
O nedenle gelin hayal atından inin!.. Milleti arkanıza alın!... Sivil demokratik cephenin ve fikir namusunu koruyabilen aydınların (varsa!) desteğini kazanın!... Bir demokrasi ittifakı kurun, hukuk ve demokrasi içinde erkekçe mücadele edin!...
Milleti şiddet sarmalına çekmek ve ezmek isteyen bu eşkıya çetesine asla şiddetle, provokasyona müsait yollarla karşı koymaya çalışmayın.
Durmak, beklemek, eylemsizlik sadece zaman kaybettirmektedir. “D” tipi kesimler ağlarını, tuzaklarını kurmaya devam etmekte; sizi içinizden çatlatmaya, dostlarınızla vuruşturmaya, fitnelere gark etmeye, toplumun psikolojisini bozmaya çalışmaktadır.
Milletimiz size yapılanları görmekte ve mağdurun yanında yer almaktadır. Ama sizin mücadele cesareti göstereme-meniz; içinizdeki haramileri temizleyememeniz; beklentisiz aklıselim müşavirler edinmemeniz; size olan ümitleri kırmaktadır.
Siz bunları hala güçlü sanıyor ve tırsıyorsunuz. Bunlar artık içi boşalmış kütükler gibiler. İki asırdır kanımızı emen “D” tipini damarlarımızdan, sinirlerimizden tasfiye etmek için bundan daha uygun zaman olamaz. Vicdanları kanatan hukuksuzlukları, aymazlıkları, dalavereleri ortada iken gelin halka dayanın ve bu kripto yapıların onların yerli finolarının üzerine yürüyün.
Şerefinizi, namusunuzu, koltuklarınızı hatta canınızı heder etmeden bunlar size geçit vermezler…
yusuf gezgin
giderayak işlerim var bitirilecek,