You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Gönle düşen tasarruf

Gönle düşen tasarruf

Kıdemli Üye
Gönle düşen tasarruf
Gönle düşen tasarruf

Klâsik tarih bilgimiz içinde, Hz. Mevlâna ile Hz. Şems’in buluşması çok çeşitli şekilde tanımlanmıştır ama mânâ ilimleri açısından önemi fevkalâde büyüktür. Çünkü Hz. Şems’in mânâya ait bir ışığı, Hz. Mevlâna’nın gönlüne yansıtması alenî olmuş bir olaydır.





Tasavvuf tarihinde pek çok velî birbirlerine bu ışığı yansıtmışlardır. Fakat bunları hangi anda nasıl yaptıklarını, hangi imtihan perdeleri içersinde seyrettirdiklerini bilemeyiz. Hâlbuki Hz. Mevlâna ve Şems olayında alenî, herkesin gözü önünde olmuştur. Mânâ ışığı bir insana nasıl yansıtılır ve onun gönlünün önündeki mânâyı gölgeleyen perde, nasıl kalkar? Bu aleni olmuştur. Onun için fevkalâde önemlidir, tasavvuf tarihi bakımından.

Aleniyetin özünde yatan hikmet de İlâhî sırların herhangi bir çevre putu olmamasıdır. Yani, diğer insanlar bunun gibi görürse görür, çünkü bu bir İlâhî emirdir.

Mevlâna hazretleri, Hz. Şems’e bir gün, Sultanım, pek çok yerlere uğradın, orada irşâd edecek insanlar bulamadın mı ki buraya kadar zahmet ettin? Mânâsına gelen bir soru sorar. Hz. Şems’in o zaman yaptığı espri çok güzeldir. Bu zarif, hikmetli bir tasavvuf esprisidir ve pek çok hakikatı olan bir espridir. Hz. Şems;

- Gittiğim yerlerde, hep -hâşâ- Allah’lık dâvâsında olanlara rastladım. Hiç ‘kul’ olana rastlamadım, ilk defa kul’a rastlıyorum, o da sensin, demiş.

Bunun anlamı nedir? Herkes tasavvuf yapıyorum, tarikat yapıyorum yahut dindarım, diye kendisini ilâhlaştırmış. ‘Her şeyi ben biliyorum, ben yapıyorum, ben, ben, ben…”

Hz. Şems; bu ben’ler var ya, işte gönlün önünde, parçalanması lazım gelen putlardır bunlar. Bunların az sayıda olması, ancak bir kula nasiptir ki, ‘Sen böyle bir kuldun, onun için seni tercih ettim’ diyor. Yine bu meâlde, Hz. Şems’in çok güzel bir sözü vardır; “Biz kıyamete kadar, Mevlâna’nın yüzde biri kadar kabiliyetli bir kul bulursak, mutlaka teşrif eder, kendisini irşad ederiz.” Diyor…

Onun için ilk buluşmanın hikmeti, sırrı, İlâhi emânetin, gönül cereyanının aktarılması tasarrufudur. Onun için de çok kıymetlidir. O ânın yaşanması, o ânın içerisinde bulunanlar ve o ânı tekrar tekrar yaşayan pek çok dervişler vardır.

Hz. Şems, Mevlâna’yı gerçek kulluğa götürmek istiyordu. Gerçek kulluk, kendi ifadelerinde de söyledikleri gibi kendi gönlünde, nefsin bütün silüetlerini kaldırıp Cenâb-ı Hakk’a hâzır hâle getirmektir. Bunu gönlü ‘takîy etme’, ‘nakîy etme’ işi diye kabul ediyoruz. İşte bu eğitimi verdi ve Hz. Şems’in Mevlâna ile sohbetlerindeki ilk dönem, esas nokta, bu eğitimi vermesidir.

Bu eğitimi verirken, Hz. Mevlâna’nın o gün için dünya tutkusu sayılabilecek olan iki önemli hâdise vardı. Bunları kaldırdı.

Mevlevî tarihi okunurken, bunlar gözden kaçıyor.
(devam edecek)

Kaynak: Dr. Haluk Nurbakî; “Veliler Deryasından Katreler”, Damla Yayınevi, İstanbul.
ONK. DR. HALUK NURBAKİ
[/i]
[Resim: allahmuhammedduais5.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.