You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Genel Manada Dinde İfrat ve Tefritten Sakınmak

Genel Manada Dinde İfrat ve Tefritten Sakınmak

هل أنا حقاً أنا ؟
Genel Manada Dinde İfrat ve Tefritten Sakınmak
Genel Manada Dinde İfrat ve Tefritten Sakınmak

İslamın ve İnsanlığın en çok çektiği konuların başında, ifrat ve tefrit gelmektedir. Diğer bir ifade ile ''aşırılık'' İslamı anlamanın ve anlatmanın önündeki başlıca etkenlerdendir. Tarih boyunca insanlık ifrat ve tefrit arasında gidip gelmiştir. Bu süreç İslamın mesajını gölgelediği gibi insanlığın saadetini de zedelemiştir.
İslam'ın hayata bakışı itidal eksenlidir, itidali emreder; ne toplum adına bireyi, ne birey adına toplumu ihmal eder.(1)
İslam, helal-haram ayrımı yapmadan her şeyi helal gören kapitalizm ile özel mülkiyeti reddeden komünizm arasında vasat bir yoldur; herkese hakkını/hak ettiğini verir.
İslam, günahları zararsız ve hoş gören 'Mürcie' ile günah işleyen Müslümanları tekfir eden 'Harici' anlayış arasında vasat noktadır.
Müslüman, hikmet ile hareket eder, yaptığını bir hikmet ile yaptığı gibi terkettiğini de bir hikmet gereği terk eder. İnançta Allah'ı her şeyden tenzih eder; teşbih ve tecsimi reddeder, tevhidi esas alır; amelde de mutedildir, şefkati, merhameti ve yardımlaşmayı esas alan bir duruş sergiler.(2)
İslamın itidalli duruşunda tevhid, sevgi, izzet ve dik duruş billurlaşır.
Müslümanın tüm hareket ve davranışlarında itidalli davranması asıldır. İtidal, iki kötülük arasındaki iyiliktir, yani ifrat ile tefritin arasını bulmaktır. İslam, kötülüğün düzeltilmesini emreder, ancak onu düzeltirken daha büyük bir kötülüğün meydana gelmesini caiz görmez. Çünkü ifrat ıslah değil, ifsattır, kötülüğü körükler.
İslam, canlı-cansız her varlık için bir rahmettir. Söz gelimi İslam, büyük günahlardan olan şarap içmeyi gayrimüslimlere yasaklamaz. İslamın hoşgörüsü o seviyeye varmıştır ki âlimler; ''Bir müslüman, bir Hıristiyanın domuzunu öldürür veya şarabını dökerse onun bedelini ödemesi gerekir.''(3) demişlerdir.
İslam ''bana ne!'' anlayışını reddederek toplumu gemiye benzetir. Gemide gedik açmak toplumu helake götürür. Yahudilik ve Hıristiyanlık ilahi öğretilerin dengesini bozan iki ucu temsil ederken, İslam itidal anlamında gelen istikametten(4) ibaret olup ifrat ve tefrit arasında dengeyi muhafaza eder.
''Ey iman edenler! SİZ, Hepiniz toptan barışa (esenliğe) ve güven dini olan İslama girin! Şeytanın adımlarını izlemeyin!''(5)
''Böylelikle, insanlara rehber ve örnek olasınız diye sizi aşırı gitmeyen/mutedil bir toplum yaptık.''(6)
''Haydi müjdele o kullarımı! Onlar ki sözü dinlerler; sonra da en güzelini (en itidallisini) tatbik ederler.''(7)

Hz. Peygamberin (s) sünneti de itidal ve kolaylıktan başka bir şey değildi. O'nun her hareket ve davranışında rahmet ve kolaylık vardı.
Rasulullah (s) isimlerde bile aşırı gidilmesinden hoşlanmazdı, adı harp (savaş) olan birisinin adını garipsemiş ve beğenmemişti.(8) Yine adı sert/katı manasına gelen ''haşn'' adındaki birisine sen sert değilsin, yumuşaksın/kolaysın diyerek onun adını ''yüsr'' olarak değiştirdi.
Alış veriş hususunda şöyle derdi: ''Alınca ve satınca itidalli/dengeli olandan ve kolaylık gösterenden Allah razı olsun.''(9)
İki zararla karşılaşınca daha ehven/hafif olanı tercih ederdi.(10) Nitekim Hudeybiye anlaşmasında Hz. Peygamber'e ''Allah'ın elçisi'' vasfı yazdırılmadı. ''O zaman Abdullah'ın oğlu Muhammed yazın'' buyurdu. Bismillahirrahmanirrahim yerine, Bismikellahümme/Allahım senin adınla diye yazılmasına itiraz etmedi. İtiraz eden sahabelere: ''olsun bu da güzeldir'' diye sakinleşmelerini söyledi.(11)
Himar lakaplı Abdullah adında içki içen bir sahabi vardı. Abdullah/himar zaman zaman Hz. Peygamberi neşelendirirdi. Abdullah/Himar içkiye devam ettiğinden tam 50 kez cezaya çaptırıldı. Ancak İslam toplumundan dışlanmadı ve lanetlenmedi.(12)
Hz. Peygamber şöyle buyurdu: ''Kendinizi sıkıntıya sokmayın; yoksa Allah bu vesileyle sizi sıkıntıda bırakır. Geçmişte bazı toplumlar kendilerine sıkıntı verdiler. Allah da onları halleriyle baş başa bıraktı.''(13)
Hz. Aişe naklediyor: Bir defasında Hz. peygamber gayet mutlu ve sevinçli halde yanımdan ayrıldı. Dönüşte ise üzüntülüydü, nedenini şöyle açıkladı: ''Kâbe’ye girdim, izdiham nedeniyle rahatsızlık vermekten endişe duydum.''(14)
Yine Hz. Peygamber:''Aşırıların helak olduğunu''(15) bildirip ''İman et, sonra da itidal çizgisini takip et.''(16) diyerek ümmetine öğüt vermiştir.
Hz. Peygamber düz bir çizgi çizdi; sonra da sağına ve soluna ufak çıkıntılar çizdi ve şöyle buyurdu: ''İşte İslam bu düz çizgi gibidir, düz çizgiden sapan her yolun başında bir şeytan bulunmaktadır.'' Daha sonra da,''Muhakkak ki bu benim dosdoğru yolumdur. Hep onu takip edin, sizi onun yolundan saptırıp parçalayacak başka yolları takip etmeyin...''(17) ayetini okudu.(18)
Hz.Peygamber'e Allah'a en sevimli dinin ne olduğunu sorulunca,''Pak ve müsamahayı/hoş görüyü emreden dindir.''(19) buyurdu.
İslam, ne kırılacak, dağılacak, buharlaşacak kadar ince ve homojen; ne de dokunulmaz derecede katı ve haşindir. O, ne ruhbanlık derecesinde zahit ne sekülerlik seviyesinde maddecidir. O, Hz. Peygamber ile arkadaşlarının hayatında anlamını bulan dindir.
Kısacası, İslam itidaldir; hoş görüdür.

''Ey Rabbimiz bizi itidal çizgisinde sabit kıl.''(20)
Allahumme Âmin.



Kaynak:Tekfir Problemleri,sayfa 7-12.. Sage yayıncılık.
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Genel Manada Dinde İfrat ve Tefritten Sakınmak
ne güzel bir açıklama, Allah razı olsun
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.