Demem o ki, hayat, her yerinden, hiç sebepsiz kırılabilir cam bir fanus gibi genişliyor avucumuzda. Zaman, her noktasından her yöne sonsuz defa bükülebilir bir ip gibi dolanıyor yüreğimize. Öylesine geçirdiğimiz birkaç dakikada, ne çok yerden eksik oluyor, ne çok önemli işten geri kalıyoruz. Sıradan sandığımız birkaç saat içinde, ne çok mazlumdan yüzümüzü esirgiyor, ne çok muhtaçtan elimizi çekiyoruz. Öylesine sustuğumuz birkaç dakikada sesimizi ne çok çaresizden sakınıyoruz. Boş sözle geçirdiğimiz nice “boş” saatlerde, sözümüzü nice şefkatli başlangıcın mayası etmekten sakınıyoruz. Öylesine uyuyup geçirdiğimiz nice gecelerde, ne kadar çok acıya, ne kadar derin sancıya kapatıyoruz kalplerimizi.
Diyeceğim o ki, sevgili zamane, hiç de sıradan değil hayat. Olamadığın yerlere, yetişemediğin anlara, geç kaldığın olaylara bir bak! Olduğun yerlerde, yetiştiğin anlarda, katkıda bulunduğun olaylarda ne kadar olağanüstü ve sıradışı olabileceğini fark edersin belki.
Senai Demirci