You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur

Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur

هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
ayakkabısı dahi hüccet olan sözleri karşısında bütün rey ve kıyasların kahrolduğu efendim önderim biricik şeyhim Muhammede salat ve selam olsun! onun sözlerine yapılan her ziyade sapıklık onun kavline yapılan her tevil girişimi sonuçsuz ve perişanlıktır. onun arkasından adım adım gitmek onur, onun sözlerine olduğu gibi yapışmak haktır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
Peygamber (s.a.v) Cuma günü şöyle hitap ediyordu: 'Sözün en hayırlısı Allah'ın Kitâbı'dır. Rehberliğin en hayırlısı Muhammed (s.a.v.)'in rehberliğidir. (Dînî) işlerin en kötüsü sonradan icat edilenlerdir. Sonradan icat edilen her şey bid'attir, her bid'at bir sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.' (Müslim)
Bunu ilk beğenen sen ol.
.
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
şu durumda sizde bizim için araştırmış olmuyor musunuz?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
Ben önce kendim için araştırıyorum. Benim paylaşımlarıma katılmak zorunda değilsin, hatta okumamakta özgürsün kardeşim. Başka rahatsız olan yok sanırsam. Tek sen çıktın dedin bunu
Peygamber (s.a.v) Cuma günü şöyle hitap ediyordu: 'Sözün en hayırlısı Allah'ın Kitâbı'dır. Rehberliğin en hayırlısı Muhammed (s.a.v.)'in rehberliğidir. (Dînî) işlerin en kötüsü sonradan icat edilenlerdir. Sonradan icat edilen her şey bid'attir, her bid'at bir sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.' (Müslim)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
Allâme İmâm Abdulazîz b. Abdillah b. Bâz

Hamd âlemlerin rabbi Allah'a aittir. Allah'ın salât ve selâmı, kulu ve rasûlü olan Muhammed'in, âilesinin ve bütün ashâbının üzerine olsun. Bunları ifade ettikten sonra, birçok kardeşimiz benden, fıtır sadakasını nakit para ile vermenin hükmünü sordular.

Buna dâir cevabım şudur:

Hanîf olan Dîn-i İslâm'ın en önemli rüknünün, Lâ ilâhe illallah ve Muhammedu'r-Rasûlullah şehâdeti olduğu ilim ve basîretten azıcık nasibi olan hiçbir müslümana gizli saklı değildir. Lâ ilâhe illallah şehâdetinin muktezası, Allah'tan başkasına ibâdet etmemek, bir tek O'na ibâdet etmek olduğu gibi, Muhammedu'r-Rasûlullah şehâdetinin muktezası da; Allah'a ancak, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in belirledikleriyle ibâdette bulunmaktır. Fıtır sadakası ise, müslümanların icmâsı ile ibâdettir. İbâdetlerde de asıl olan tevkîftir. O hâlde hakîm olan şerîat koyucudan –aleyhi salâvâtullahi ve selâmuhu- sâbit olmayan herhangi bir ibâdetle ibâdette bulunmak hiç kimseye câiz değildir. O şerîat koyucu ki, rabbi tebâreke ve te'âlâ onun hakkında şöyle buyurmuştur: «O hevâdan konuşmaz. Bu –başka bir şey değil- ancak kendisine vahyedilen bir vahiydir.» [Necm, 3-4] Kendisi de bu konuda şöyle buyurmuştur: «Kim bizim şu yolumuzda ondan olmayan bir şeyi ihdâs ederse, merduttur!» [Buhârî (2697), Müslim (1718)] «Kim bizim yolumuz üzere olmayan bir amel ile amel ederse, merduttur!» [Müslim (1718)] Rasûlullah salâvâtullahi ve selâmuhu aleyhi kendisinden sahîh olarak sâbit olmuş hadîslerde fıtır sadakasını, yiyecekten bir sa' veya hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' veya kuru üzümden bir sa' ya da ıkıttan bir sa' olarak beyân etmiştir.

Buhârî ve Müslim Abdullah b. 'Umer radıyallahu anhumâ'dan şöyle dediğini rivâyet ederler: 'Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını, hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' veya kuru üzümden bir sa' ya da ıkıttan bir sa' olarak; müslümanlardan köleye ve hüre, erkeğe ve kadına, küçüğe ve büyüğe farz kılmıştır. Bu sadakanın insanlar bayram namazına çıkmadan önce edâ edilmesini emretmiştir.' [Buhârî (1503)] Ebû Sa'îd el-Hudrî radıyallahu anh de şöyle der: 'Bizler fıtır sadakasını Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında yiyecekten bir sa' veya hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' ya da kuru üzümden bir sa' olarak verirdik.' Diğer rivâyette: 'Ikıttan bir sa' olarak' şeklindedir. [Buhârî (1506), Müslim (985)] Sıhhati üzere ittifak edilmiştir. İşte Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in fıtır sadakası hakkında sünneti budur! Bilindiği gibi, bu şerî' hükmün konulduğu ve fıtırın verildiği vakitte müslümanlar arasında, özellikle de Medîne toplumunda dinar ve dirhem –ki bunlar, o vakitler geçerli olan para birimleriydi- bulunmaktaydı. Ama Rasûl sallallahu aleyhi ve sellem bu para birimlerini zikretmedi! Eğer fıtır sadakası olarak bu ikisinden biri geçerli olsaydı, bunu peygamberimiz salavâtullahi ve selâmuhu aleyhi mutlaka açıklardı. Çünkü ihtiyaç vaktinde beyânı te'hîr etmek câiz değildir. Eğer bunu yapmış olsaydı, ashâbı radıyallahu anhum bunu mutlaka naklederlerdi. Bilinen otlak hayvanlarının zekâtı hususunda vârid olanlar, verilmesi vâcib olanın olmaması şartına bağlıdır ve hakkında vârid olduğu şeye hastır. Daha önce de geçtiği gibi, ibâdetlerde asıl olan tevkîfîliktir. Ayrıca Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'in ashâbından fıtır sadakasını nakit olarak veren hiç kimseyi bilmiyoruz. Halbuki onlar, insanlar içinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetini en iyi bilenler ve onunla amel etme hususunda en hırslı olanlardır. Eğer onlardan birinden böyle bir şey vâki olsaydı, başkalarının şerî' işlere taalluk eden sözleri ve fiilleri nasıl nakledildiyse, aynı şekilde onlardan da mutlaka nakledilirdi. Allah subhânehu şöyle buyurmuştur: «Sizin için Allah'ın Rasûlünde güzel bir örneklik vardır.» [Ahzâb, 21] Yine şöyle buyurur: «Muhâcir ve ensârdan öne geçen ilkler ile onlara ihsân ile tâbi olanlar var ya, Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah'tan râzı olmuşlardır. Onlar için içinde ebediyen kalmak üzere zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte budur, büyük başarı!» [Tevbe, 100]

Zikrettiğimiz bu hususlar ile hak sâhibi için şu açığa çıkmış oldu: Fıtır sadakasını nakit para ile vermek câiz değildir ve böyle veren kişinin fıtır sadakası geçerli olmaz. Çünkü bu, zikredilen şerî' delîllere aykırıdır.

Allah'tan bizi ve bütün müslümanları, dîninde fıkıh sahibi olmaya, onun üzerinde sâbit kalmaya ve şerîatına muhâlif her şeyden sakınmaya muvaffak kılmasını dilerim. Şüphesiz O, cevvâd ve kerîmdir. Allah'ın salât ve selâmı, peygamberimizin, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

[Mecmûu' Fetâvâ (14/208 ve devamı)]
Peygamber (s.a.v) Cuma günü şöyle hitap ediyordu: 'Sözün en hayırlısı Allah'ın Kitâbı'dır. Rehberliğin en hayırlısı Muhammed (s.a.v.)'in rehberliğidir. (Dînî) işlerin en kötüsü sonradan icat edilenlerdir. Sonradan icat edilen her şey bid'attir, her bid'at bir sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.' (Müslim)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
Muhaddis Şeyh Nâsıruddîn el-Elbânî

Fıtır sadakasının para olarak verilmesinin câiz olduğunu söyleyenler hata etmektedirler. Böyle söyleyerek nassa muhâlefet etmektedirler.

Buhârî ve Müslim'in Sahîh'lerinde rivâyet ettikleri Rasûl aleyhisselâm'ın hadîsinde, Abdullah b. Ömer b. Hattâb radıyallahu anhumâ şöyle demektedir: «Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını hurmadan veya arpadan ya da akıtan birer sa' olmak üzere farz kılmıştır.» Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Rabbinin emri doğrultusunda bu farîzayı para olarak değil, o zamanki yöre halkının tükettiği yiyeceklerden ta'yîn ederek farz kılmıştır. Hadîsin ma'nâsından şu ortaya çıkmaktadır: Fıtır sadakasının maksadı, fakîr ve miskinlerin yeni ve temiz elbiseler giymeleri ve sâir şekiller ile hayat standartlarının yükseltilmesi değildir. Bu sadakanın maksadı, onların bu günde ve bayramdan sonra gelen diğer günlerde yiyecek ve içeceğe ihtiyaçlarının kalmamasıdır. Bayramdan sonra dediğim zaman, bayramın sadece fıtır günü (Ramazan bayramının ilk günü) olduğunu kasdediyorum. Yoksa ikinci ve üçüncü günlerinin bayram ile mutlak olarak bir alâkası yoktur. Ramazan bayramı sadece bir gündür. Kurban bayramı ise dört gündür.

Öyleyse fıtır sadakasının bu şekilde, o zamanda alışılagelmiş olan yiyecekler arasından farz kılınmasının amacı, fakîr ve miskinlerin Ramazan bayramının birinci günü ile ondan sonra gelen günlerde yeme içmeye muhtaç bırakılmamalarıdır.

Bir insan çıkıp da 'Hayır! Biz değerini para olarak verelim! Fakîrler için bu daha üstündür!' dediğinde iki kere hata etmiş olur.

Birinci hatası nassa muhâlefet etmektir. Zira mes'ele taabbudî bir mes'eledir. Bu konuda söylenecek en hafif söz budur.

İkinci hatası ise cidden çok tehlikelidir. Zira bu iddianın anlamı şudur: 'Şerîatın hakîm olan sahibi –ki o, âlemlerin rabbidir- peygamberine ümmeti için bu yiyeceklerden bir sa' vermelerini farz kılması hususunda vahyettiği zaman; fakîr ve miskinlerin maslahatlarının ne olduğunu, bu yiyeceklerin değerini para olarak vermenin daha efdal olduğunu iddia edenlerin anladığı kadar bilmiyor ve anlamıyordu.'

Eğer para olarak değerinin verilmesi daha efdal olsaydı, asıl olan bu olur, yiyecek vermek ise bu aslın yerine geçen bir şey sayılırdı. Çünkü paraya sahip olan, bu parayı ihtiyaçları doğrultusunda nasıl harcayacağını daha iyi bilirdi. Yiyeceğe ihtiyacı varsa yiyecek, içeceğe ihtiyacı varsa içecek, giyeceğe ihtiyacı varsa giyecek alırdı.

Peki öyleyse, şerîatın sahibi para olarak değerini veya dinar veya dirhem vermeyi değil de neden yiyecek vermeyi farz kıldı? Demek ki bir amacı var! Bunun içindir ki bu farîzayı, bu8 hadîste ve diğerlerinde nassedilen yiyecek çeşitleriyle sınırlandırmıştır.

Bazı insanların bu nassı tatbîk etmek yerine fıtır sadakasını para olarak vermeye kalkışmaları, şerîat sahibini, güzel bir şerîat yapamamış olmakla ittiham etmek demektir.

Çünkü onlara göre kendilerinin yaptığı bu sözde şerîat, fakîrler için güya daha faydalı ve daha efdalmiş! Kişi eğer böyle kasdediyor olsa, bununla kâfir olur. Ancak bunu kasdetmiyorlar. Ne var ki, hatanın ta kendisi olan bir söz söylüyorlar.

Öyleyse fıtır sadakasını şerîatın hakîm olan sahibi tarafından nassedilmiş olanlar dışında bir şey ile vermek câiz değildir. O da her durumda fıtır sadakasını yiyecek olarak vermektir.

[Silsiletu'l-Hudâ ve'n-Nûr (Kaset no: 274/55. dakika)]
Peygamber (s.a.v) Cuma günü şöyle hitap ediyordu: 'Sözün en hayırlısı Allah'ın Kitâbı'dır. Rehberliğin en hayırlısı Muhammed (s.a.v.)'in rehberliğidir. (Dînî) işlerin en kötüsü sonradan icat edilenlerdir. Sonradan icat edilen her şey bid'attir, her bid'at bir sapıklıktır. Her sapıklık da ateştedir.' (Müslim)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur
Yukarda bahsettiğiniz görüş şahsa munhasırdır..Dileyen alır dileyen tabiî olduğu imamın görüşleri ile hareket eder...

Biz tabiî olduğumuz imamımızın görüşlerini alır ona göre hareket ederiz..Biz bu konuda mu8hayyeriz...

Şimdi buna göre :

Hanefilere göre Fıtır sadakasının asıl kaynağı “buğday, arpa, hurma ve üzüm” gibi gıdalardır. Bununla beraber, kıymet olarak para olarak vermek de caizdir. (V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 2/909)

- Hanefiler, bu kıymetin/paranın verilmesinin caiz olduğunun delili olarak da “Fıtır sadakasını vermekten maksat fakirlerin ihtiyaçlarını gidermek olduğunu” söylerler. Ve "Böyle bir günde fakirlerin ihtiyaçlarını giderin" manasındaki hadisi gösterirler. (bk. Bedaiu’s-Sanai’, 2/73; V. Zuhayli, a.g.y).

Bu hadisi Darekutni rivayet etmiştir. (bk. Darekutni, “Kitabu zekati’l-Fıtr”, 3/89)

- Bu hadis rivayeti zayıf kabul edilmiştir. (bk. Zeylai, Nasbu’r-raye, 2/432; İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 3/375; Avnu’l-Mabud, 5/4)

Fitrenin, Medine’de en çok tüketilen gıda maddelerinden 1 sâ‘ miktarı olduğu hususunda kaynaklar hemen hemen ittifak halindedir.

Nitekim sahâbeden Ebû Saîd el-Hudrî şöyle demiştir: “Peygamber devrinde fitreyi yiyecek maddelerinden 1 sâ‘ olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, hurma ve keş (yağı alınmış peynir) idi.” (Buhârî, Zekât, 74)

Ancak yiyecek maddelerinden buğdayın miktarında ihtilâf vardır.

Hanefîler, buğdaydan verilecek fitre miktarının yarım sâ’ olduğunu ileri sürerken diğer üç mezhep buğdayın da 1 sâ’ olarak verilmesi gerektiği görüşündedir.

Başka bir ihtilâf ise fitrenin hangi tür yiyecek maddeleri esas alınarak ve ne şekilde ödeneceği konusundadır.

İbn Hazm’a göre fitre sadece hurma ve arpa üzerinden ödenebilir.

Haneffler’e ve Hanbelîler’de ağırlıklı görüşe göre fitre hadiste zikredilen dört gıda maddesinden biri esas alınarak ödenir.

Şâfiî ve Mâliki mezhepleriyle bazı Hanbelîler’e göre ise hadislerde geçen buğday, arpa, kuru üzüm ve hurma o devrin yaygın gıda maddeleri olup fitre bir kimsenin kendi bölgesindeki mahsulden, kendi yediği gıda maddelerinden de verilebilir.

Fakihlerin çoğunluğu fitrenin sadece aynî olarak ödenmesini gerekli görürken başta Ebû Hanîfe olmak üzere bazı fakihler fitrenin bu mahsullerin değeri üzerinden nakit olarak da verilebileceği görüşünü benimsemiştir.

Hatta bazı Hanefî kaynaklarında, özellikle bolluk zamanlarında nakit olarak vermenin daha faziletli olacağına dikkat çekilmiş ve Hz. Peygamber’in, soruda geçen hadisinin de bu görüşü kuvvetlendirir mahiyette olduğu belirtilmiştir.

Özellikle alışverişin mübadele usulüyle değil nakitle yapıldığı çağımızda fitrenin para olarak verilmesi daha çok önem kazanmıştır.

Günümüzde fitrenin tesbiti konusunda iki ölçünün esas alınması teklif edilmiştir.

1. Hadislerde geçen yiyecek maddelerinin 1’er sâ‘ının (yaklaşık 3 kg.) para cinsinden ortalamasının alınması.

Bu uygulama ile ramazan ayında üzüm, hurma, buğday, arpa gibi maddelerin çeşitli kaliteleri göz önüne alınarak fitre için birçok değişik rakamın ortaya çıkması ve Müslümanların bu durum karşısında tereddüde düşmesi önlenmiş olacaktır.

2. Bir fakirin ekmek ve normal bir katıkla bir günlük yiyeceğini sağlayacak meblağın tesbit edilmesi.

Bu usul takip edildiği takdirde, belirlenen meblağın hadislerde adı geçen en ucuz maddenin -meselâ arpanın- bedelinden daha düşük olmaması gerekmektedir. Eğer ortaya çıkan meblağ daha fazla olursa naslara aykırılık söz konusu değildir. Çünkü fazla verilen miktar nafile sadaka yerine geçer.

İkinci teklif İmam Şâfiî’nin, herkesin ortalama olarak tükettiği yiyecek maddelerinden fitre vermesi gerektiği şeklindeki içtihadına da uygundur. (el-Üm, II, 59)

Bu iki usulün yanında, fitre miktarını belirlemede mükellefin şahsen veya aile olarak günlük gıda tüketim ortalamasının ölçü alınıp hadislerde zikredilen en ucuz maddenin bedelinden de aşağı düşmeyecek şekilde bir miktar tesbitine gidilmesi de mümkün olabilir.

Yemin kefâretiyle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de, “ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek” ifadesinin yer aldığı (Mâide 5/89), bazı fakihlerin fitrenin mükellefin kendi yediğinden verilmesini uygun gördükleri (İbn Rüşd, I, 255), hadiste de daha çok o dönemin temel ve yaygın gıda maddelerinin zikredildiği göz önünde bulundurulursa bu son usule göre yapılacak bir miktar tesbiti de yanlış olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet


Not: Dileyeni muhayyer bırakır, İmamların görüşleri hakkında tartışmaktan içtinap ederiz, bu sebebten konuyu kitliyorum..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.