Allah’ın takdir ettiği kanun gereği, tüm zorluklarına rağmen, seve seve girilen bir yol... İki gönlün bir olması ve sonra bu birliğin topluluğa, nihayetinde de topluma dönüşmesi...
Hakkında en çok konuşulan, birçok insanın şikayetlendiği, yine de kimsenin vazgeçemediği bir realite... Allah’ın takdir ettiği kanun gereği, tüm zorluklarına rağmen, seve seve girilen bir yol... İki gönlün bir olması ve sonra bu birliğin topluluğa, nihayetinde de topluma dönüşmesi...
Aile olmak. Eş olmak. Anne ve baba olmak. Hasılı, kesinlikle küçümsenmeyecek sorumlulukları yüklenmek sırtına... Eskilerin tabiriyle, biraz, dünyanın kaç bucak olduğunu, yani hayatı anlamak.
İlahi adalet, sorumlulukları taksim etmiş en güzeliyle. Erkek reis, baba... Kadın evinin hanımı, ana... Her ne kadar erkeğin reisliğinden rahatsızlık duyanlar çıksa da, fıtrat bunu gerektiriyor.
Bir arkadaşımızın tespiti, sizlerle paylaşmaya değer:
“Anlamıyorum diyordu. Bu kadınların derdini anlamıyorum. Ne olur ki erkek ailenin reisi olarak kalsa? Bütün gün çalışıyorlar. Evin geçimi için, bir sürü insana katlanıyor, yaz- kış demeden rızkımızı getirmek için çalışıyorlar.Eksik listeleri, faturalar. Para yetmedi ek iş... Ben rahatım elhamdülillah. Evimde, yazın serin, kışın sıcak hem işlerimi yapıyorum, hem çocuğumun eğitimiyle ilgileniyorum. İbadetlerimi de rahatça yapıyorum. Huzurum yerinde. Onun bunun emrinde çalışmak zorunda değilim. Canım isterse çalışır, canım isterse gezmeye giderim. Anlayacağın sefa benim... E artık bırakalım da erkekler de reis oluversinler!”
Erkek, evin efendisi... Kadın, evin hanımefendisi... Kimsenin gocunacak tarafı yok. Haklar, sorumluluklar, isimler belli. Dolayısıyla, İnançlı bir ailede, kimsenin makam kompleksi de yok.
O halde neden zor zanaattir evlilik?
Çünkü bir ömrü paylaşmaktır. Bir hayatı bölüşmektir... Ve belki, bir adımda, iki farklı ayak olmaktır. Çoğu zaman duyarız: “Yirmi yıllık evliyiz, hala tanıyamadım” yakınmalarını... Düşünün ki, yeri geldiğinde annesiyle, onun da ötesinde kendisiyle uzlaşamayan insan, bir ömür boyunca, bir yabancıyla geçinmek durumunda kalıyor. Gönüllere lutfedilen muhabbetin gücüyle, en uzak olan, en yakınınız oluveriyor. Bu basit bir iş olabilir mi?... Ve bu çetin yolculukta, azıksız idare etmek mümkün müdür?
Azığı muhabbettir, saygıdır evliliğin... Güvendir, fedakarlıktır. Biraz sağır, biraz kör, biraz da saf olmak bazen, ama daima sadık kalmaktır. Azıklar ne durumda baylar ve bayanlar? Kontrol etmeli ki zaman zaman, yolun yarısında, dermansız kalmayalım. Allah kolay getire...
Neslihan Nur TÜRK