Fakülte, enstitü binasında bir süre daha eğitim-öğretime devam ettikten sonra 1983’te Atakum Kampüsü Eğitim Fakültesi binasına taşındı. 1989 yılılnda Kurupelit Kampüsündeki bir binaya geçici olarak taşındı. 1996/97 öğretim yılında kendi binasına kavuşan İlahiyat Fakültesinde, şu an bünyesinde bulunan 370 kişilik konferans salonu, 2 anfi, 15 dershane, öğrenci ve akademik personele ait yemekhane, kantin-kafeterya, Müzik Salonu, dijital ortamda hizmete açık Kütüphane, Bilgisayarlı Kur’an Laboratuarı, Bilgisayar Laboratuarı, Okuma Salonu, Sunu Laboratuarı, öğretim elemanları ve öğrencilere hizmet veren Bay Kuaför Salonu ve Bayan Kuaför Salonu ile hizmet verilmektedir. Uluslararası düzeyde Hekemli Dergi 6. yılında olup yayınını sürdürmektedir. Öğretim Elemanları yurt içi ve yurdışında uluslararası düzeyde bilimsel etkinliklere devam etmektedir.
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tarihce...
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tarihce...
Fakülte, enstitü binasında bir süre daha eğitim-öğretime devam ettikten sonra 1983’te Atakum Kampüsü Eğitim Fakültesi binasına taşındı. 1989 yılılnda Kurupelit Kampüsündeki bir binaya geçici olarak taşındı. 1996/97 öğretim yılında kendi binasına kavuşan İlahiyat Fakültesinde, şu an bünyesinde bulunan 370 kişilik konferans salonu, 2 anfi, 15 dershane, öğrenci ve akademik personele ait yemekhane, kantin-kafeterya, Müzik Salonu, dijital ortamda hizmete açık Kütüphane, Bilgisayarlı Kur’an Laboratuarı, Bilgisayar Laboratuarı, Okuma Salonu, Sunu Laboratuarı, öğretim elemanları ve öğrencilere hizmet veren Bay Kuaför Salonu ve Bayan Kuaför Salonu ile hizmet verilmektedir. Uluslararası düzeyde Hekemli Dergi 6. yılında olup yayınını sürdürmektedir. Öğretim Elemanları yurt içi ve yurdışında uluslararası düzeyde bilimsel etkinliklere devam etmektedir.
cahil olmasan foruma gelince ortadan değil giriş bölümünden başlaman gerektiğini bilirdin.

madem öyle, cehaletinizi azaltma işlemine başlıyalım.
Allame cehalet azaltma işlemine Başlanacak, başla.

Zümer suresi 9. ayette ifade edilen "bilenle bilmeyen" kimlerdir? Cahil kime denir?
"De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak aklı selim sahipleri öğüt alır." (Zümer, 39/9).
Bu âyette, Yüce Allah'ın çeşitli eser ve nimetlerini düşünen ve bunun neticesinde "Tevhid" inancında karar kılanların, gaflet ve dalâlet içinde kalanlardan farklı olduğu vurgulanmaktadır.
Cahil, cehalet: Bilmeyen, iş bilmez, bilgisiz, tecrübesiz anlamlarına gelen ve halk arasında yol yordam, ilim irfandan haberdar olmayan kimse. Cahilin içinde bulunduğu hâle de cehalet denir. Ayrıca cehalet, ilmin karşısında olmak, bilmemek manasını taşır.
İlim; bilmek, her şeyin en iyisi, en hayırlısı olduğu gibi; cehâlet de onun zıddı, her şeyin en fenasıdır. İlim sahibi faziletli, yüce kişi sayılırken; cahil insanlar da bilgiye karşı daima aşağılanan kişiler olarak bilinirler.
Kur'an-ı Kerîm inkârcıları: "...Cehalet içerisinde kalmış (bilgisizliğe saplanıp kalan) gafiller..." (Zariyat, 51/11) olarak zikreder. Yine cahillerden sakınmak için; "Âf yolunu tut, bağışla, mâruf olan şeyleri emret, cahillerden yüz çevir. " (A'râf 7/199) buyurulur. Bilgisiz insanlar körler gibidir: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (Zümer, 39/9). "Aynen görenle görmeyenin bir olmadığı gibi."
Cahil kişiler faziletli, doğru ve ilmi kendine önder seçmiş, akıllı kişilerden kaçarlar. Çünkü, kendini olduğundan büyük görme hastalığına tutulan cahiller, tevazû sahibi bilginlerden hiç bir şey anlayamazlar. Cahil, her şeyin dış yüzünü görür, kabukta kalır. Her şeyi bildiğini sanır, boş iddialarda bulunur. Ancak görünenin arkasında bir de hissedilenin varolduğunu bilemez. Cahilin tedbiri, düşüncesi köksüz ve çürüktür. Bundan dolayı cahiller için:
"Cahil yaşayan ölüdür.", "Diri iken ölü." denilmiştir. Hazret-i İsa (as) da: "Ben ölüleri dirilttim, fakat cahilleri diriltemedim." buyurmuştur.
Halk arasında bilinen yaygın bir sözde: "Akıllının düşmanlığı, cahilin dostluğundan daha hayırlıdır." denilmektedir.
Hazret-i Ali (r.a.): "Faziletli kişiler hakkında haset edilir. Cahiller de ilim sahiplerine düşman kesilirler." buyurmuştur. Eskiden İslâm toplumlarında âlimlerden birine kızıldığı zaman en büyük ceza olmak üzere onu cahil bir kişi ile hapsederler veya bir arada yaşamaya zorlarlardı.
İlave bilgi için bakınız
EBU CEHÎL...

“Somali'de, 90 günde, 29.000'den fazla çocuk açlıktan öldü. Mübarek Ramazan ayında son altmış yılın en büyük kuraklığını yaşayan Afrika ülkelerine 5 TL. yardım etmek için bir kısa mesaj atabilirsiniz:
Afrika yaz 5601 (Türkiye Diyanet Vakfı)
Afrika yaz 2868 (Türk Kızılayı)
Afrika yaz 3072 (İHH- İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)..
Eskiden tanıdığım başka bir vaveyla var, omu diye bakıyorum. eğer oysa, cahil olduğunu ve neden cahil olduğunu bilmesi gerekir. O değilse ve ayrıca da bilmiyorsa, hiç değilse cahilin ne demek olduğunu öğrenmiş olur işte, fenamı.
Tabi sen bunu yazıp beni açıklama yapmaya mecbur bırakınca işin tadı tuzu kaçtı. ığğ.
“Somali'de, 90 günde, 29.000'den fazla çocuk açlıktan öldü. Mübarek Ramazan ayında son altmış yılın en büyük kuraklığını yaşayan Afrika ülkelerine 5 TL. yardım etmek için bir kısa mesaj atabilirsiniz:
Afrika yaz 5601 (Türkiye Diyanet Vakfı)
Afrika yaz 2868 (Türk Kızılayı)
Afrika yaz 3072 (İHH- İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı)..
karşınızdakine hitap ederken "siz" diye hitap etmelisiniz.
Yanıtımdaki ilk cümle, sizin son cümlenizin devamı olduğu için dil bilgisine göre olması gerekendi, yani ben size "sen" diye hitap etmedim.
dikkat edin:
Alıntı:peki ben neden bilmiyorum
sorusuna,
sen diye başkanılır. Eğer ki kendi kendinize konuşmuyorsanız ve bu soruyu ortalığa soruyorsanız.
Yazının geri kalanı "sen" hitabıyla değil, siz hitabıyla sürmektedir. Son cümlesi de "bakınız" şeklinde yine "siz" hitabıyla sona ermiştir.
Şu halde, ikinci yazınızda kullandığınız üslup: "sana sormadım, senden mi öğreneceğim" yaklaşımı, yazınızın ana fikri olan "seviye talebinizle" örtüşmüyor.
Kaldı ki size yanıt veren kişi yanlış bir üslup kullanmışsa-ki kullanmadığını birazdan anlatacağım- madem ki siz seviye sahibisiniz bunu ortaya koymalıydınız.
Eğer bu yazıdaki amacınız kendinizi tanıtmak idiyse, bunun yerinin burası değil, tanışma forumu olduğu bellidir.
Amacınız kendinizi tanıtmak adına forumu ya da forumdaki belli kişileri eleştirmekse, tam adamına çattınız, burada bunu rahatça yapabilirsiniz.
Neden cahil olduğunuza gelelim:
Bir ortama girilirken, selam verilir. bakın ikinci mesajınızı yazdınız ve halen selam vermiş değilsiniz. "Fırsat bırakmadınız ki" diyecekseniz diyemezsiniz, ilk yazınızdan sonra ilk yanıt 4 saat sonra gelmiştir. demekki ilk yazınızdan sonra hala selam verebilmeniz, tanışma forumunu kullanmanız için yeterince süreniz vardı.
Bu davranışınız ya cahil olduğunuzu, ya da kasten bu konudan yazarak bir şeyler gösterme eğiliminde olduğunuzu gösterir.
düzey dediğiniz seviye dediğiniz şey bu mudur.
Okul okumayla mı seviye ediniliyor. Peki insanlığı da öğretiyor mu?
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi