You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.

Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.

...
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Hayırlı geceler kardeşim

Benim şahsi fikrim eğer maneviyata tam olarak yöneleceksen bu tarz konuların önünde bir engel olarak kalmaması gerekiyor.En azından beyninde bitmiş olması lazım.Nefsi umursamaman isteklerine aldırış etmemen lazım.Eğer bunu nasıl yaparım diyorsan tam anlamıyla iman edip kendini O'na teslim etmen lazım.Hakkında hayırlısı olsun.

                                                                        “Hayat tiyatro gibidir, en kötü insanlar, en iyi yerlerde otururlar.”
Aristofanes
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yönetici
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.
~Laedri~
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Üstadın evlilik ile ilgili suale cevabı;
Kaynak emirdağ lahikası

Hayatta iken bu sual kendilerine sorulmuş ve şöyle cevablamıştır:

(Başka hariç memlekette mühim yerlerde ceridelerle sorulan "Neden sünnet-i seniyeye muhalif olarak mücerred kaldın?" sualine bir cevabdır.)

Evvelâ: Kırk seneden beri gayet dehşetli bir zındıka (dinsizlik) hücumu karşısında, (dine hizmet için) her şeyini feda edecek hakikî fedakârlar lâzım geldiği bir zamanda, Kur'an-ı Hakîm'in hakikatına, değil dünya saadetimi, belki lüzum olsa âhiret saadetimi dahi feda etmeye karar verdim.

Değil bir sünnet olan muvakkat dünya zevcelerini almak, belki bu dünyada on huri de bana verilse idi, bırakmaya mecburdum ki; ihlas-ı hakikî ile hakikat-ı Kur'aniyeye hizmet edebileyim.

Çünki bu dehşetli dinsizlik komiteleri, öyle dehşetli hücumları ve desiseleri yapıyorlardı ki, bunlara karşı gelmek için a'zamî fedakârlık yapmak ve harekât-ı diniyesini (dinî hareketlerini) rıza-i İlahî'den başka hiç bir şeye âlet yapmamak lâzım geliyordu.

Bîçare bir kısım âlimler ve ehl-i takva insanlar, çoluk-çocuğunun maişet derdi için bid'alara fetva verdiler veya tarafdar göründüler.

Hususan din derslerini kaldırıp Ezan-ı Muhammedî'yi kaldırmak gibi dehşetli hücumlara karşı, a'zamî fedakârlık ve a'zamî sebat ve metanet (yılmamak ve sağlamlık) ve herşeyden istiğna etmek (muhtaç olmamak) lüzumu karşısında, ben bir sünnet-i seniye olan evlenmek âdetini terkettim ki; tâ çok haramlara girmeyeyim ve çok vâcibleri ve farzları yapabileyim. Bir sünnet yüzünden yüz günaha girilmez.

Çünki o kırk sene zarfında birtek sünneti (evlenmeyi) yerine getiren bazı hocalar, on kebaire (büyük günaha) ve haramlara girmeye, bir kısım sünnet ve farzları bırakmaya kendilerini mecbur bildiler.

Saniyen: Âyet-i kerimede (Size helal olanlarla evlenin) ve hadîs-i şerifteki (evleniniz, çoğalınız) gibi emirler emr-i daimî ve vücubî (süreklilik ifade eden ve farz olan emirler) değildirler. Belki istihbabî (müstehab) ve sünnet emirleridir. Hem şartlara bağlıdır. Hem de herkes için her vakit değildir.

Hem de... "Ruhbaniyet İslâmiyette yoktur." manası, ruhbanîler gibi tecerrüd (bekar kalmak) merduddur (reddedilmiştir), hakikatsızdır, haramdır demek değildir. Belki (insanların enhayırlısı onlara en faydalı olandır) hadîsinin sırrı ile hayat-ı içtimaiyeye (topluma) hizmet etmek için, içtimaî bir âdet-i İslâmiyeye terviçtir (topluma bakan bir İslami adet olan evliliğe teşviktir).

Yoksa selef-i sâlihînden binlerle ehl-i hakikat inzivaya, mağaralara muvakkaten (belirli bir süre için) girmişler. Dünyanın fâni müzeyyenatından (süslerinden) istiğna ve tecerrüd etmişler (uzak durup bekar kalmışlar); tâ ki, hayat-ı ebediyelerine tam hizmet etsinler.

Madem şahsî ve hususî kemalât-ı bâkiyesi (ebedi ahiretini kurtarmak) için dünyayı terkedenler, selef-i sâlihînden çok var. Elbette hususî değil, küllî ve umumî olarak (şahsı için değil toplum için) çok bîçarelerin saadet-i bâkiyeleri için (ahiret saadetleri için) ve dalalete düşmemeleri ve imanlarını takviye edip kurtarmaları için ve hakikat-ı Kur'aniye ve imaniyeye tam hizmet etmek ve hariçten (dışarıdan-Avrupa'dan) gelen, dâhilde (içerden) çıkan dinsizlere karşı dayanmak için, zâil (geçici) ve fâni dünyasını terketmek, elbette sünnet-i seniyeye muhalefet değil; belki hakikat-ı sünnete mutabakattır. Ve Sıddık-ı Ekber'in (Hz. ebu Bekir'in) "Cehennem'de vücudum büyüsün, tâ ehl-i imana yer bulunmasın." diye fedakârlıkta a'zamî sadakatın bir zerresini kazanmak fikriyle, bîçare Said bütün ömründe tecerrüdü (bekar kalmayı), istiğnayı (kimseye muhtaç olmamayı) ihtiyar etmiş (seçmiş).

Salisen: Risale-i Nur'un talebelerine "Başkaları evleniyorlar, siz tezevvüçten (evlenmekten) vazgeçiniz" denilmemiş, denilmez. Fakat talebeler birkaç tabakadır. Bir tabakanın hakikî ihlası kaybetmemek ve hakikî fedakârlık ve a'zamî bir sadakat taşımak için, dünya ihtiyaçlarına mümkün olduğu kadar ömrünün muvakkat bir kısmında bağlanmaması bu zamanda lâzım geliyor.

Eğer hizmet-i Kur'aniye ve imaniyede yardımcı bir hanım bulsa alır. Hizmetine zarar vermez. Lillahilhamd bu neviden çok Nur talebeleri var, zevceleri onlardan geri kalmıyorlar. Belki kadınlardaki şefkatten gelen ücretsiz fıtrî kahramanlık ve hakikî ihlas cihetiyle zevcinden daha ileri gidebilir.

Nur talebelerinin yetişmiş kısımlarından ekserisi evlenmişler, bu sünneti yerine getirmişlerdir. Risale-i Nur onlara der ki: Haneniz (eviniz) bir küçük Medrese-i Nuriye (Nur Medresesi), bir mekteb-i irfan (ilim okulu) olsun ki; bu sünnet (evlenme sünneti) tam yerine gelsin. Sünnet-i seniyenin meyvesi olan çocuklar âhirette size şefaatçı olsunlar. Dünyada da iman dersini alıp size hakikî evlâd olsunlar.

Yoksa bu otuz senede kısmen olduğu gibi, o çocuklara yalnız terbiye-i medeniye verilse, bir cihette o çocuklar dünyada faidesiz ve âhirette davacı olarak "Ne için imanımı kurtarmadınız?"diyeceklerinden peder ve vâlidelerini mahzun etmek, sünnet-i seniyenin hikmetine münafî olur." (Hanımlar Rehberi)

"Kırk sene evvel (1910'larda) Eski Said... mükerreren (tekrar tekrar) talebelerine diyordu ki: Hem maddî, hem manevî büyük bir zelzele-i içtimaî ve beşerî olacak (toplumsal alanda maddî manevî büyük bir deprem olacak- Osmanlı yıkılıp dinsizlik kuvvet bulacak). Benim dünya terki ile inzivama ve mücerred (bekar) kalmama gıbta edecekler diyordu." (Emirdağ Lahikası)
Bunu ilk beğenen sen ol.
~Laedri~
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Evlilik ve bu konu üzerine de farklı bir bakış açısını nureddin yıldız hoca şöyle açıklıyor..
Yani aslında evlenincede çok fazla sevaba girip rabbini razı edebilirsin inşaallah...

Evlilik cihattır

Eğer cihat, Allah için zora katlanmak, Allah'ın adını yüceltmek, nefis ve şeytanla savaşmak ise evlilik pek ala cihattır. Allah'ın adının yücelmesi için meydanlarda koşuşturacak, eli kalem tutacak, dili hakkı haykıracak, mal infak edecek mü'minler evliliğin ürünü olarak dünyaya gelecektir. Evlilik, huyu suyu farklı, meşrebi farklı iki insanın Allah'tan bekledikleri karşılığında sabırla birbirlerine tahammül etmelerinin adıdır.

Nefisle ve şeytanla savaşın adı iffeti korumak değildir de nedir? İffetli kalmak, iffete destek olmak ancak evlilikle gerçekleşebileceğine göre, nefisle cihadın en mükemmel çeşidi olan evlilik, cihadın ta kendisi olur. Evlenen, cihat çeşitlerinden birini yapmış olur.

Evlilik erkek için de kadın için de cihattır. Erkek, iffetini korumak için kadına sığınır, kadını güvenli ve yegâne bir liman olarak görür. Kadın da Allah'ın mükemmel bir fabrikasına sahip olmanın onuruna ancak bir erkeğin kollarına sığınarak kavuşabilir. Evlilik, erkek için de kadın için de nefisle mücahededir. Şeytanın en yaygın çalıştığı fesat alanı olan iffette, onu koruma, ahlâkı kaim tutma himmetinin en gerekli ve tesirli gayreti evliliktir.

Evlilikle beraber ilk akla gelen şehevi düşüncelerin varlığı evliliğin cihat çeşitlerinden biri olmasına mani değildir. Evliliğin, namaz gibi kıbleye yönelerek, abdest alınarak, setri avret şartı ile eda ediliyor olmaması bir ibadet olmasına mani değildir. Bu böyle bir ibadettir. Oruç da kıbleye yönelerek, abdest alınarak eda edilmiyor ama namazdan aşağı değildir. Zekât da setri avret aranmadan, abdeste bakılmadan yapılmıyor mu? Zekâtın böyle olması, namaz gibi bir ibadet olmasına engel mi? Namazın yeri ve şartı başka, orucun başka, zekâtın başka... Evlilik de böyle.

Nikâh için gereken iki şart, namaz için gereken abdest gibidir. Nikâh için mahrem olanlar ve olmayanlar ayırımı namazın kıbleye yönelerek kılınmasına benzer. Bir ibadetteki şartların ve rükünlerin öbür ibadette bulunmaması, ibadetler arasında mesafe farkını göstermiyor. Banyosuyla, yatak odasıyla, mutfağıyla, eşlerin birbirine sarılmasıyla, tebessümüyle evlilik ibadetlerden bir ibadettir. Erkeğe ve kadına getirdiği ağırlığıyla, şeytanın ve nefsin ısrarlı baskısına dayanmayı gerektirmesiyle de bir cihattır.

Namaz ve zekâtın uru riya ise, evliliğin uru da sabırsızlık, afakîlik, şeytanın hilelerine karşı açık kapı bırakmaktır. Namaz kılan, zekât veren sevap kazanıyor da evlenen sevap kazanmıyor mu?

Çocuk doğuran kadın mücahide değil mi? Çocuk doğururken ölümle karşılaşmak bir tür şehit olmak değil midir?

Babanın, çocuklarının ve hanımının maişeti için güneşin altında terlemesi, karda kışta çalışması sadaka değil mi?

Eşlerin birbirlerine latif davranmaları, birbirlerinin ağzına lokma koyarak neşelenmeleri bile sadaka türünden değil midir? Yoksa sevabın da altın türünden veya bakır cinsinden olanı mı var?

Hayır.

Mesele insan yetiştirmekse ve bu evlenen eşlerin aile çatısı altında yaptığı bir iş ise bu bir cihattır. Ashabı kiram, insan kazanmak, bir kişiyi daha cennete kavuşturmak için diyar diyar dolaşmadılar mı? Meydanlarda şehadete koşmalarının nedeni insan kazanma arzusu değil mi idi? Evliliğin de yaptığı budur. Çocuk kazanılıyor. O çocuğa kelimeyi tevhit aşılanıyor. O çocuk Kur'an'a adanıyor. Anne baba çocuklarını Allah'ın dinine hizmete adayarak onu yetiştiriyorlar. Bu ancak evlilikle mümkündür. Cihat insanları kazanmak, secde haline getirmekse evlilik ala bir cihattır. Bu cihadın mücahitleri de kadınlar ve kocalarıdır. Komutanları da, evliliğin en açık örneklerini göstererek onu baş sünnetlerinden biri olarak bize tanıtan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemdir.

Evliliğin cihat olduğuna en büyük belge, küfrün onu ifsat etmek için gösterdiği çabadır. Bir yandan erkekleri evlenmeden yaşamaya özendirirken diğer yandan da kadınları evlenmenin temel ihtiyaçları dışında her şeye köle hale getirerek anlamsız bir evlilik üretmeleri, evliliğin ne denli yüksekte bir değer olduğunu idrak etmemize yeterli olmalıdır.

Eğer cihat şeytanla yapılacaksa şeytan, görevine başladığı günden beri aile ifsat etmeyi şiar edinmiştir. Onu üzmek isteyenin işi bir aileyi tesis etmek olmalıdır. O da cihattır. Eğer cihat batılın hükümranlığını kaldırmak ve Allah'ın sözünü en üstün yapmaksa batıl, aileyi ve evliliği çürütmek için uğraşıyor. Ona karşı evliliği ihya etmek, çok doğurmak, kaliteli büyütmek bir cihattır. Çünkü her korunmuş iffet, küfre karşı dik duran bir kaledir. Her zedelenmiş iffet de küfrün eline geçmek üzere olan bir burçtur kalemizde. Cihat, kalemizi korumak, burçlardaki sancağımızı düşürmemektir.

Kudüs, işgal altında iken cihat meydanıdır. İstila edilmiş toprak için cihat ilan edilir. İstila bittimi cihat da yer değiştirir. Evlilik ise, Âdem ile Havva'dan beri kızgın bir cihat meydanıdır. İstisnasız her erkeğin, her kadının kılıç kuşanması beklenen bir cihat türüdür.

İbadet ne demektir?

Mesela namazdır ibadet dense bu tarif doğru değildir. Bu yanlış anlayışı düzeltmek için onlarca yıldır uğraşmıyor muyuz? İbadet oruç tutmaktır da dense eksik buluruz. Çünkü namaz ve oruç ibadetin bütünü değildir aksine ibadetlerden bir ibadettir.

İbadet, Allah'ın razı olacağını bildirdiği şeyleri yapmak veya söylemektir. İbadetin ilkesi, 'Allah'ın rızası'dır. Allah'ın rızası olmayan hiçbir şeye ibadet kılıfı giydirilemeyeceği gibi, O'nun rızası dâhilinde olduğunu bildirdiği bir iş de basit görülemez.

Bu anlayışımız bizi, camide, evde, atölyede, durakta, balkonda, sokakta ibadet halinde olabilme mantığına götürmektedir. Bu anlayışımızdan ötürü siyaseti ibadet görebiliyoruz. Bu anlayışımızdan ötürü 'elin yetimine' bir şeyler vermeyi cennette Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme komşu olmanın müjdesi olarak görüyoruz. Bu anlayışımız bizi sokaktan bir taş parçasını kaldırmayı imanın bir parçası olarak görmeye sevk ediyor.

Sokaktan bir taş parçasını, insanlara zarar vermesin diye kaldırmak imandan bir parça oluyor da, insanları ihya edecek, Allah'ın sözünü en üstün yapacak bir çocuğun yetişmesi için şart olan aile yuvasının oluşturulması neden cihat olmuyor? Cihat, imandan da üstün bir makam değil ya!

İşin sırrını anlayan fakihler, evlenip aile ile meşgul olmayı nafile ibadetten daha üstün tutarken her halde bu işareti vermek istemişlerdir bize.

Allah'a kulluk ve ibadeti anlatmak için bize gönderilen sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizin şu hadisi ne kadar büyük bir dairenin içine alıyor bizi, bir baksak şu dairenin çapına:

'Allah azze ve celleyi zikir hariç her şey boştur. Şunlar müstesna: Kişinin iki hedef arasında kendini güçlendirecek koşu yapması. Kişinin atının bakımını yapması... Kişinin hanımıyla oynaşması... Ve yüzme öğretmesi.' [Mu'cemulkebir, 1760. hadis]

İsteyen cami inşa etsin. İsteyen de yetimlere baksın. Bunlar, yapanlarının sevap kazandığı ama azan küfrün ifsat ettiği toplumu düzelten şeyler değildir. Mü'min, şu uyarının ne anlama geldiğini, cephenin neresi olduğunu iyi anlamalıdır:

'Size, dinini ve ahlâkını beğendiğiniz biri kız istemeye geldiğinde onu evlendirin. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve yaygın bir fesat olur.' [Tirmizî, Nikâh, 3- 1084; İbni Mace, Nikâh, 46- 1967]
Bunu ilk beğenen sen ol.
هل أنا حقاً أنا ؟
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Evliliğe güçleri yeten erkeklerin evlenmesi farzdır aksi halde fasık olurlar. Evlilik bizim için tercihe bırakılmış bir alan değildir. Kişinin kendisini tatmin etmesi ise - teşvik edilmemekle beraber-Mübahtır, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellemin yasaklamadığını hiç kimsenin yasaklamaya hakkı yoktur.
Senin niyetlendiğin fiil ise ruhbanlaşmaya götürür ki Nebi aleyhisselamın ümmetini en çok sakındırdığı şeylerden birisidir bu, ayrıca içerisinde bir çok haramı barındırır ve neslin düzenini de bozar.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 26-03-2016, Saat:11:17 AM, Düzenleyen: kalemşör.
Acemi Üye
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Teşekkürler arkadaşlar, evliliğin farz olduğunu nereden biliyorsunuz?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Erkeğim, Cinsel Gücümü Tamamen Bitirmek İstiyorum.
Evlenmek, Allah 'ın erkeğe vermiş olduğu bu fıtrat ile mücadeleyi kolaylaştırmaktır, galip gelmektir, nefsi bu yönlü terbiye etmektir.

Kişi, kendisine verilen nefs ile bir değer ve kıymet kazanıyor. Kişide olması gereken iki özellik vardır ki, birisi sabır, diğeri şükür. Kendinde olmayan, senden alınan bir özellik için nasıl sabrediyor olabilirsin.? Yahut sana bahşedilmiş olanı bitirmiş olduğun için Allah 'a nasıl şükrediyor olabilirsin.?

Bu düşünce ve davranış, Hz. Allah 'ın ilahi adaletine, tertip, tanzim ve taktirine karşı çıkmaktır. İnsanı tek bir nefsten yarattım buyuran Hz. Allah, size ne bahşetti ise, diğer bütün yarattıklarına da aynını bahşetmiş.

Yani sizin hissiyatınızda olan bütün duygu ve düşünceler, kainattaki bütün insanlarda da olan bir özelliktir.

Nefsi elinden alınan bir kulun, melaikeden hiç bir farkı kalmaz.

Belki konu ile alakası yok ama örnek olarak ifade etmek isterim. B. Ersoy ameliyat ile cinsiyet değiştirdi. Amca iken hala oldu. Kendisinde değişen, değiştirilen ne oldu.? Yalnızca uzuv değişikliği.

Yaratılışındaki fıtratta hiç bir değişiklik kendisinde söz konusu olmadı, olamaz. Tutum ve davranışları, duygu ve hissiyatı, sinir ve asabiyeti, hatta dilindeki sivrilik, Allah 'ın onu erkek olarak yaratmasından kaynaklanmakta. Görüntü hala, fıtrat, amca..!

Anlatmaya çalıştığım şu; Bahşedileni bitiremezsiniz. Tamamı ile ortadan silip atamazsınız. Size erkek olarak verilmiş olan fıtratınız aynen devam edecektir. Bu özelliğiniz, bakışınıza, davranışınıza, hislerinize, iç aleminizde yansıyacak, belki de daha fazla mücadele etmeye mahkum olacaksınız.

Yaşantı olarak olmasa da, kafanızdaki, fıtrattaki, bakıştaki erkekliği silip atamayacaksınız. Siz başkalarına bakmasanız da, başkalarındaki size karşı olan bakışları engelleyemezsiniz.

Evlenmeyeceğim diyorsanız, yine ilahi adalete karşı duruş sergiliyorsunuz demektir. O zaman sizin yapmanız gereken, Allah 'a tevekkül etmek, O 'na bolca dua edip, O 'ndan bolca sabır ve dayanma gücü dilemek.

Fakat asıl yapmanız gereken şu; Hayatınızı paylaşabileceğiniz insanı bulup, onunla birlikte sabretmeniz, onu Allah 'ın size bir emaneti olarak koruyup kollamanızdır. Sizin eşinize vermiş olduğunuz değer, ona göstermiş olduğunuz saygı, sevgi ve hürmet, sizin bu konu ile mücadelenizde, size farkında olmadan, kat be kat yardımcı olacaktır. Erkek insan bekar olmaz.

Erkeğin iki büyük imtihanı var. Birincisi kadın, ikincisi para.. Diğer bütün haramlara açılan yollar, bunlarla başlar. İlahi adalete karşı durmak yerine, nefsine karşı duruş sergilemelisin vesselam..

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.