You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

ERBAKAN HOCANIN ALTIN SÖZLERİ...: )

ERBAKAN HOCANIN ALTIN SÖZLERİ...: )

kimya-yı saadet
ERBAKAN HOCANIN ALTIN SÖZLERİ...: )
"Akıl, bir işin sonunu düşünmektir”. Yani kârını, zararını çok iyi hesap ederek bir işe girişmektir. Çünkü son pişmanlık para etmeyecektir. Ve “ah keşke” sözleri, akılsızlığın neticesidir.









"Akıl; "şunlar, şunlar doğru ise, şunlar da doğrudur" şeklinde bir mukayese ve muhakeme (karşılaştırma ve karar verme) kabiliyetidir. İslamsız akıl, tek başına ilk ve mutlak doğruları bilemez, hayır ve şerri tayin edemez. İslamsız bütün nimetler ve saadetler eksiktir ve yetersizdir. Bu nedenle "Bugün dininizi ikmal ettim ve nimetlerimi tamamladım" ayeti en son indirilmiştir.








" Akıl; imanın ve İslam'ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise, sebeb - i felâkettir."




"Düşmanlar ve canavarlarla dolu ıssız ve karanlık bir ormandan kurtulmak için, nasıl ki;
1- Tehlike bölgelerini ve güvenlik yollarını gösteren bir haritaya,
2- Doğru yön tayinine yarayan bir pusulaya,
3- Ve de çevremizi aydınlatacak bir ışığa ihtiyaç vardır.
İşte, haksızlık ve şeytanlıklarla kaplı bir dünyada, selamet yolunu bulmak için de, Kur’an bir harita, akıl bir pusula, iman ise önümüzü aydınlatan bir fener hükmündedir. Bunlar biri birinin tamamlayıcısıdır. Biri olmadan diğeri işe yaramaz ve kurtuluşa ulaştıramaz."








" İslam’ın dışında, hiçbir Hak ve hakikat kaynağı yoktur. Fen ve hikmet, sanat ve sanayi dahi, İslam’ın içindedir ve onun bir şubesidir. İlhamını Kur’an’dan almayan hiçbir ilim ve teknik asla hayr - ı mahz olamaz, şerden ve zarardan arınmış sayılamaz. Mutlaka yeterli ve yararlı olduğu savunulamaz.
Felsefelerin ve filozofların birbirini inkârı, ideolojilerin devamlı çatışması, beşeri kanun ve nazariyelerin eskimesi ve değişmesi, hatta yapılan ilaçların bile, bir müddet sonra yan tesirlerinin anlaşılması, hep bu yüzdendir."








70 öncesi yıllarda Hocam’ın Erzurum’daki "İlim ve İslâm" konulu konferansını dinleyen bir müftü efendi, daha sonra özel sohbeti sırasında Hocamıza dönerek:

- Sizi canu gönülden tebrik ederim. Çok güzel ve önemli konulara temas ettiniz. Bendeniz de yıllardır vaazlarımda : "Dini ve ahlâki ilimleri bilmek yetmeyeceğini , Avrupa’nın fennini ve tekniğini de öğrenmek gerektiğini, hep söylerim" deyince, Hocamız ona:

- Aman Müftü Efendi! Herhalde sürçü lisan ederek, yanlış bir ifade kullandınız. Çünkü "İslâmi ilimler yetmez, Avrupa’nın fen ve tekniğini de almamız la-zımdır" sözü, bilerek söylense, tecdidi iman gerektiren bir küfür lafzıdır…







Zira bu söz Kur’andaki en son indirilen "Artık dininizi kemale erdirdim. Hiçbir eksik bırakmadım (maddi ve manevi) nimetlerimi tamamladım " mealindeki ayete ters düşmektedir. Sizin düşüncenize göre "İslam’da fen, teknik ve müspet ilimler yoktur. Bunları Avrupa’dan almaya ve öğrenmeye ihtiyacımız vardır. Dolayısıyla bu yönüyle İslam eksiktir " manası anlaşılır ki bu, farkında olmadan "Bugün dininizi ikmal ettim, maddi ve manevi hiçbir eksiklik ve kusur bırakmadım" buyuran Cenab-ı Hakkı yalanlamak manasına gelir ve elbette yanlıştır.
















Doğrusu ise, maddi ve müspet ilimlerin de kaynağı Kur’andır ve bugün Batılıların elindeki bütün ilimlerin temel esaslarını ortaya koyan İslam alimleri olmuştur" diyerek düzeltir.
Elbette "Hikmet (fen ve sanat) Müslüman'ın yitik malı gibidir. Nerede bulsa alır ve kullanır" Ancak İslam'ın müspet ilimlerle ilgisi ve bilgisi yok diye düşünmek tamamen yanlıştır ve yanıltıcıdır.








" İslam beş temel üzerine bina edilmiş bir hakikat sarayıdır ve hayat programıdır. Yoksa, sadece bu beş şeyden ibaret zannedilmesi hatadır.
Zira, sadece bir kısmına inanmak ve yaşamak İslam değildir. “
Dünyadan Ay’a gönderilen bir füze nasıl ki hedef açısından bir milimlik bir sapma bile gösterirse, bu açı giderek büyüyecek ve neticede o füze Ay’a değil başka bir gezegene çarpıp parçalanacaktır.
Aynen bunun gibi, imani ve itikadi konularda başlayacak çok az bir şüphe ve sapma bile, insanı giderek İslam’dan uzaklaştıracak ve bu sapıklık, sonunda sahibini cennete değil, cehenneme taşıyacaktır."








" İslam'ı, "ırkçılık" gibi batıl ve bozuk şeylerle karıştırmak esasına dayanan sentezcilik düşüncesi de, itikadi bir sapıklıktır."
" Mezheplerin birleştirilmesi fikri de, ırkçılık gibi, bir siyonist şeytan şırıngasıdır ve insanlarımızı ibadet disiplininden ve takva dairesinden koparmayı amaçlamaktadır“
"İslâm bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslâm'a uymak mecburiyetindedir."







" Hak bir olduğu gibi, küfür de görünüşte dağınık ve çeşitli olsa da ger-çekte o da tek bir karargâha, yani Siyonizme bağlıdır." Bizde "Baş başa, baş Allah'a" bağlı Siyonizmde ise "baş başa, baş şeytana bağlı" prensibi geçerli olmaktadır.
"Bazı sapık Yahudilerin dünyaya hakim olma plan ve politikalarına Siyonizm denir."
"Siyonizm’i bir timsaha benzetirsek, bu timsahın üst çenesi Kominizm, alt çenesi Kapitalizm’dir. (Bütün hayvanların alt çenesi hareket ettiği halde, tim-sahın ise üst çenesi hareketli olduğu için, onu misal veriyorum) Bu iki çenenin (Kominizm ve Kapitalizmin) çarpışır görünmeleri düşmanlıklarından değil, ara-larına giren avlarını ezmek ve gövdeyi (Siyonizm'i) beslemek içindir."







"Bugün artık Kominizm tamamen iflas etmiş ve çökmüş, Kapitalizm de içinden çürümüş ve yakında çökmeye ve çözülmeye mahkûm hale gelmiştir."
"Nato ve Varşova Paktları İslam’a karşı yeni bir Haçlı orduları şeklinde birleşmiştir."
"Dünyayı ezen sömürü canavarının beyni Siyonizm, kalbi Haçlı Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Asya’dır."




"Asrımızdaki zulümlerin baş sorumlusu olan Siyonizm ve küfür cephesi de gelişmiş ve güçlenmiştir."
Çünkü Allah-u Teala yalnız müminlerin değil, cümle alemlerin ve bütün insanların Rabbidir. Cenab-ı Hak, Penisilinin bulunmasıyla mikropların kabuğunu kalınlaştırdığı gibi, yaptıkları zulüm ve melanetlere karşılık haklı olarak bütün insanlığın nefretini kazanan, toplu hakaretlere maruz kalan ve her yerden kovulan mel’un Siyonist'lere de, binlerce yıllık sabır, gayret ve azimlerinin karşılı-ğını vermiş ve geçici bile olsa, dünyada gizli sömürü saltanatını kurmala-rına müsaade etmiştir."







"Mikroplara karşı, antibiyotik olarak ilk bulunduğu dönemde, 5 -10 ünite yazılan penisilin, mikropları öldürmeye yetiyordu. Ancak mikroplar da belli maksatları icra etmek için vazifeli yaratıldıklarından, insanoğlu penisilini bulunca, bu sefer Cenab-ı Hak mikropların kabuğunu kalınlaştırdı ve penisiline karşı direncini artırdı. Bunun üzerine penisilinin dozu giderek artırılarak yüz, bin, on bin... derken bugün milyonlarca üniteye ulaşmıştır. Yani penisilinin bu-lunmasından sonra, mikropların kabuğu öylesine kalınlaşmış ve direnci öylesine artmıştır ki, 60-70 yıl önce 10 vuruşla ölen bir mikrobu, bugün öldürmek için bir milyon kere vurmak gerekmektedir.
İşte dünya Siyonizm'i ve küfür dahi, geçen zaman içinde öylesine gelişmiş ve güçlenmiştir ki bu iman ve insanlık mikroplarını tesirsiz hale getirmek için de, o nispette gayret, ciddiyet ve kuvvet gerekmektedir."








Peki, " Neden şu anda siyonistler hakim, biz mahkûmuz?"
1- Siyonistlerin batıl da olsa, kendi davalarına inancı bizden fazla olduğu için!..
2- Onların şeytani gayeleri uğrunda ki gayreti ve cihadı, bizden üstün olduğu için!.."
Siyonist emeller taşımayan, ülkemiz aleyhindeki faaliyetlere karışmayan, başkalarını ezmeyi ve sömürmeyi amaçlamayan, dürüst ve sade yahudilere karşı hiçbir düşmanlığımız söz konusu değildir. Biz, temel insan haklarına saygı çerçevesinde, herkesle birlikte ve barış içersinde yaşamaya hazırız ve razıyız.







Örneğin Ankara yolundan Konya'ya girerken sağlı sollu pek çok fabrika görürsünüz. Birisi size dese ki: "-Bu fabrikaların hepsi içleri temizlensin diye kurulmuştur." (!) Buna gülersiniz, böyle şey olmaz. Fabrika asıl fayda için, üretim için kurulur.
Cihad da öyledir. Canab-ı Hak İslam'ı sadece insanların içini temizlemek için göndermemiştir. İnsanlığın dünya ve ahiret mutluluklarını tesis için gönderilmiştir.
Bir insan Hak bir davadan ayrılırsa hidayeti kararır.
İslam'dan başka hak ve hakikat kaynağı yoktur.
Cihad şifadır. Mücahit at sırtında tedavi olur.









Sen şurada masada oturuyorsun. Bir adam elinde baston gözleri ama karşıdan tık tık geliyor.
Onunla senin aranda üzerinde 500 bin volt eletrik bulunan bir çıplak kablo var, adam bassa yanacak.
O kablo senin masanda bir düğmeye bağlı. Sen o düğmeye basarsan elektriği kesip adamı ölmekten kurtarabilirsin. Ancak öyle yapmazsan
-Efendim bu adamı buraya ben mi çağırdım?
-Efendim kabloyu ben mi döşedim?
-Elektriği de kabloya ben vermediğime göre bana ne? dese Allah o kimseyi olarak yargılar.
Be adam sen odun musun, taş mısın, gözünün önünde adam ölüyor sen seyrediyorsun.
- Efendim ben tam basacaktım ceketim kancaya takılmış
- Tam basacaktım ki 5 kişi kolumdan tuttu
Gerekirse ceketin yırtılacak, o beş kişiyle mücadele edip kolunu kurtaracaksın ve düğmeye basacaksın.
Çünkü o kimsenin yaşamı senin ceketinden de beş kişiyle mücadele etmenden de çok daha mühimdir.
İnsanlar şuurlansın! Hakkı üstün tutan bir düzen kurulsun! amacıyla yapılan hizmetler bu düğmeye basmak gibidir.







"Cihadın önemini şuradan anlayınız ki, meselâ namaz kılarken ateşe düş-mekte olan bir çocuğu korumak, kendisine yaklaşan yılan ve canavardan sakınmak veya malını çalınmak ve telef olmaktan kurtarmak için, sonra iade etmek üzere namaz terk ve tehir edilir. Yani can ve mal ile namaz arasında bir tercih yapmak gerekirse, mal ile can, namaza tercih edilir.
Ancak mal ile canı feda etmek gerekse de, mutlaka cihada devam edilecek, hiçbir bahane ile cephe terk edilmeyecektir."
Her iki halde de, sadece İslam'ın emrine uymuş oluyoruz demektir.








"Namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir."
Cihat, huzur ve hürriyet içinde yaşanacak, temel insan haklarına saygı duyulacak bir ortamı hazırlama gayretidir. Ülke içerisinde yapılan ilmi-ahlaki ve siyasi hizmetlerdir. Askeri ve silahlı cihad ise, ancak dışarıdan saldıracak düşmanlar için geçerlidir.“

Cihad izzet ve aydınlık, gevşeklik ise zillet ve karanlıktır."


"İslâm, ancak kendi orijinal kavramlarıyla anlaşılır ve anlatılır. Cihat; Hakk'ı hakim kılmak, temel insan hak ve hürriyetlerini sağlamak ve korumak ve her türlü zulüm ve sömürü düzenlerini ortadan kaldırmak için yapılacak hizmet ve faaliyetlerin tamamıdır. Batılıların kullandığı manada "harp" ve "savaş" gibi kelimeler cihadı ifade edemez.
Nasıl ki "Allah" lafza-i Celâlin hiçbir dilde karşılığı yoktur,"Tanrı-İlah" ye-rine kullanılan kelimelerin de, cem'i (çoğulu) vardır. Çünkü Batılılar hâla teslis (üçleme=Baba-Oğul-Meryem Ana) seviyesinden tevhid akidesine ulaşamamışlardır.

"İslâmi cihat ise, yine İslâm'a göre olmak ve bir teşkilat düzeniyle yapılmak zorundadır. Bu da bir karargâha bağlılık ve itaati gerekli kılmaktadır.
Ve yine nasıl ki "Bereket" kavramı; artma, çoğalma gibi kelimelerle ifade etmek mümkün değildir.
Bunun gibi "Allah" CC. "Fisebilillah" (Allah yolunda, Allah için) gibi "cihat" kelimesi de, İslâmi bir kavramdır ve cihadı başka kelimelerle izah etmek yanlıştır.

Sonuç: "Kâbe’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin filleri, sahiplerini ezdiği gibi, bugün zalim devletlerin uçak, gemi ve tank filoları da yakında biri birini ezecek ve kendi sahiplerini yiyecektir."







Ve artık vakit tamamdır…



Nizamla bismillah
Selâmetle maşaallah,
Refahla Elhamdülillah
Faziletle İnşaallah
Saadete ulaşanlara selam olsun…
Prf.Dr.Necmettin ERBAKAN (1970 - İzmir)
"Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz."

elhmdülillah anladin
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: ERBAKAN HOCANIN ALTIN SÖZLERİ...: )
Erbakan Boluda yaptığı konuşmada Burada bir veli varmış Refaha hizmet mi etti de veli oldu. demişti

bu konu hakkındaki görüşlerini alabilirmiyim?
Bunu ilk beğenen sen ol.
kimya-yı saadet
RE: ERBAKAN HOCANIN ALTIN SÖZLERİ...: )
Bu konuda yorum yapmam için o veliyi tanımam ve hocanın konuşmasını dinlemem gerek.
Ülkenin ve dünyanın kurtuluşunun Milli Görüşle olucağına inanıyoruz biz...
Böyle şeylere takılmak çok komik geliyo yanlız bana..
"Arsadaki odun yığınının gizli bir köşesinde tek bir kıvılcım noktasıyız biz."

elhmdülillah anladin
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.