Her insanın iki rolü vardır hikâyede, biri başrol olduğu, diğeri figüran olduğu. Kendi hikâyesinde başrol olan herkes, diğerlerinin hikâyesinde yalnızca bir figürandır.
O ve ben arasındaki fark nedir? O dediğimiz herkes, aslında bir “ben” dir. Bu yüzden bunu kavrayamayan herkes “bencil” dir.
Bu nedenle insan, herkesi kendi amacına göre yönetmek ister. Kral olabilmeniz için bir halkınız olması gerekir, ancak halkı oluşturan her birey kral olmak isterse, durum karışır.
Her insan bir köledir. Onu büyüklük arzusuna kaptıran duygularına… Onun duygularını yöneten sevgilerine… Paraya…
Para mı insan içindir, yoksa insan mı para içindir? Bu sorunun cevabını verebilecek varsa, hodri meydan diyorum. Para insan için olsaydı, insanlar hayatlarını onu kazanmak uğruna harcamazlardı. Her şey bir kenara itilmiş, ama para dünyanın tam merkezine oturtulmuş. O olmadan yürümez olmuş işler. İnsan her şeyde bir para arar olmuş, sonra da paranın kölesi.
Bu demek oluyor ki, para insandan üstün. Çünkü para ile satın alabilirsiniz çoğu insanı. Çünkü para için vazgeçebilirsiniz her şeyden. Para yüzünden ölebilirsiniz. Ona, yani paraya bu değeri veren bizdik. Onu böyle yücelten yine bizdik. Biz derken, insandan bahsediyorum.
Kendinden büyüklere saygı duymadığı halde, kendisine saygı duyulmasını bekleyen, haksızlıklar yaptığı halde, adalet bekleyen insandan. Hayatın her sahasında, üstünlük arzusuna yenik düşmüş olan, köleler ile kendini tatmin etmeye bugün bile devam eden insandan.
Patron olmak, ev sahibi olmak, kral olmak, büyük olmak, gerçekten önemli mi bunlar? Yarınımız bilinmezdeyken, bizler daha önemli konuları boş vermişiz ve rüzgârı kovalamaya kalkışmışız. Tıpkı Vaiz’ in dediği gibi.
Adalet ve merhamet aynı anda işlemez derler. Hayır, hak edene merhamet göstermekte bir adalettir. Suçlu bile olsa. Herkes için, yaşayan herkes için bir hak daha olmalı. Ben pişmanlıktan büyük bir bedel olmadığına inanıyorum. O halde pişmanlık, bir insana ölümden daha büyük bir acı verir. Şöyle düşünülebilir, öldür ve pişman ol, bu kadar kolay mı? Hayır, kimin gerçekten pişman olduğunu biz anlayamayız, çünkü biz ne duyguları okuyabiliriz, ne de bilinemeyecek olanı bilebiliriz. Bu yüzden asla adil olamayız. Bu yüzden ne mutlu hüküm bizde olmadığı için.
Ben adil olduğuna inanıyorum hayatın. Olabilecek en adil düzenin içinde doğduk. Rabbin gökyüzünde kurduğu düzene bir bakın ve yeryüzünde mesken tutanları aynı şekilde yönetin. Rabbin yönetimini yeryüzünde kurun bakalım! Boyun eğdirebilir misiniz rüzgârlara? Denizlere? İnsanlara? Düzeni reddedenler bile düzene boyun eğmiş kimselerken, bana olasılıklardan söz edebilecek kimseyi dinleyebilir miyim ben? Hayır, insan vücudunun fazlasıyla kompleks –karmaşık- bir yapıya sahip olmasına rağmen, nefes alıp vermemizin sağlanması, hem de tam içinde bulunduğu ortamında buna müsait olması beni düşündürür o zaman.
Açıkçası insanlar nezdinde değerlendirecek olursak, en üstün olan: Nefsini dizginleyebilen ve alçakgönüllü olanlardır.
Not: Bu yazımı "Yeremya" adıyla başka bir forumda daha paylasmıstım. Görürseniz şaşırmayın diye...