İnsanların hayalleri çok genişti. O küçücük kandil ışığına toplanıp ne öyküler dinlerdik biz. O cinleri, şeytanları gördüm diyenler olurdu. Bir takım optik yanılsamalardı belki. Hep bu öykülerin içinde büyüdüm. Benim sinemamı da o öyküler besledi.
Güneş battıktan sonra sokaktan geçilmez derlerdi. Niçin geçilmediğini bilmezdik biz. Ben görmedim bütün bunları. Ama görmüşüm gibi inanırdım. Ve bu beni inanılmaz etkilerdi. Ve ben gölgelerle oynardım. Ressamın birisi diyor ki “Gölge varlığın süsüdür.” O zamanlar varlığın kendisi gölgeydi."
Ahmet Uluçay
(İzdiham 17)