İnsan ya Allah`a kul ve asker olmanın şerefiyle, ya da nefis ve şeytana kul ve köle olmanın zilletiyle yaşayacak.
Allah`a kul ve asker olma şeref ve itibarına Hz. Âdem`den itibaren bütün peygamberler toz kondurmamış, Allah`ın gösterdiği dine sımsıkı sarılmış, o yoldan ayrılmamışlardır. Bir âyette dikkat çekildiği gibi her ne kadar müşriklere ağır gelse de Resûl-i Ekrem de (asm) `Dini dosdoğru muhafaza edin ve onda ayrılığa düşmeyin` emrine uyarak istikametten zerre kadar ayrılmamıştır. Yine aynı âyetin, `Kendisine yönelen kimseyi doğru yola iletir`1 sırrınca ona uyanlar da ebedî saadete götüren doğru yolda ilerlemişlerdir.
Her hususta doğru yolu, dosdoğru olmayı gösteren dinin temelini Tevhid hakikati teşkil eder. Allah`ı birlemek, bir kabul etmek, O`nun dışında ilâh ve Yaratıcı kabul etmemek… Sonra da O`nun emir ve yasakları çerçevesinde hayat sürmek…
Allah, kullarından emrini tutup yasaklarından kaçınmayı, yani ibadeti istemektedir. Bir âyetinde, `Cinleri ve insanları ancak Bana iman ve ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum; Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah`tır`2 buyurur.
Bu âyetler insanın, kendisini yaratıp sayısız nimetlerle besleyip büyüten, hiçbir şeye muhtaç olmayan Yaratıcının sadece emirleri istikametinde hayat sürmesi gerektiğini göstermektedir. Rızkı veren O`dur. Kullarını doyurmak, onların rızıklarını vermek O`na aittir. O halde rızkı bahane edip de ibadet terk edilmemelidir. Hele hele Allah`ın dışında hiçbir şey ibadet ve pereştiş edercesine O`nun sevgisinin yerine konmamalıdır. Cenâb-ı Hak uyarır kullarını: `Ben size emretmedim mi, ey Âdemoğulları, `Şeytana kulluk etmeyin, o sizin ap açık düşmanınızdır. Bana kulluk edin; doğru yol işte budur` diye? Cidden o pek çoğunuzu saptırdı. Akıl edemediniz mi?`3 diye uyarır.
Demek hayat Allah`a kullukla anlam ve değer kazanır.
Dipnotlar:
1- Şûrâ Sûresi: 13.
2- Zariyat Sûresi: 56-58.
3- Yasin Sûresi: 60-62.