=================================================
SINIRSIZ İSTEKLER GÖZ SINIRLI İHTİYAÇLAR KARIN DOYURUR
Kültür ve ekonomi kişisel ve toplumsal hayatın, birbirinden bağımsız olmayan iki boyutudur. İki boyutun oluşturduğu alanda, insanın istekleri ile ihtiyaçları birbirleriyle hem yarışırlar, hem de çatışırlar. İnsanın her isteği, bir yanıyla ihtiyaçtır. Her ihtiyacı da bir yanıyla istektir. Bir tüketim konusunun ne oranda ihtiyaç ve ne oranda da istek olduğunu, ekonomiden daha çok kültür belirler.
***
Hayatın herkes için, yaşanır kılınabilmesi için, öncelikle ihtiyaçların karşılanması gerekir. Ekonomi, bütün boyutlarıyla hayatı hem yaşanır, hem de anlamlı kılma ustalığıdır. Hayat ekonomiyle yaşanır, kültürle de anlamlı kılınır. Ekonomi kültürden ne kadar uzaklaşırsa, o kadar istekleri karşılamaya odaklanır. Kültürle bağlarını koparmayan ekonomi için, ihtiyaçları gidermek önem ve öncelik kazanır.
***
Ekonomiyi kültürden soyutlayan Batı dünyası, insanların açgözlülüğünü kamçılıyarak, sınırlı ihtiyaçların karşılanmasından daha çok sınırsız isteklerin karşılanmasına odaklandı. İhtiyaçlardan önce isteklere odaklanan ekonomi, bütün dünyayı yağmalanacak bir hazine olarak gördü. Dünyanın sınırlı kaynaklarıyla, sınırsız isteklerini karşılamaya çalışanların yol açtıkları krizler, insanlığa yeni bir “Nuh Tufanı” hazırlıyorlar. Bütün dünyada, tufan öncesi bir sessizlik yaşanıyor.
***
Aşırı yoksulluk gibi, aşırı zenginlik de, tufan kaynağıdır. Tarih boyunca, insanların ihtiyaçlarını değil de, isteklerini karşılamaya odaklanan toplumlar, açgözlülüklerinin bedellerini çok ağır biçimde ödemişlerdir. Çünkü, kimse sınırlı dünyada sınırsız isteklerini karşılama gücüne sahip değildir. İnsanların istekleri gibi, boyları da sınırsızca büyüyebilseydi, herkesin başı yıldızlara değerdi. İnsanlar boylarını aşan isteklerinin peşlerine düşerlerse, tufanları ne kapalı Bilderberg ne de açık Davos toplantıları önleyebilir.
***
Seküler ekonomi, isteklerin karşılanmasını, bütün dünyaya tek mutluluk kaynağı olarak sundu. Dünyada herkes, dokunduğu her şeyi, altına dönüştürecek, bir sihirli değnek peşinde. Oysa bugüne kadar isteklerin peşinde koşmak, üretmeden tüketmek, kimseyi mutlu etmemiştir. İnsanların ihtiyaçları karşılanabilir, ancak istekleri karşılanamaz.
***
Bir insan ne kadar çok varlığa sahipse, her gün sahip olduğu varlıklardan daha fazlasını ister. İnsanın sahip olduğu her varlık, onun hayatında bir isteğini karşılamaktan daha çok, onun yeni isteklerine kapı açar. İnsanın istekleri, doğum ile ölüm arasında, günden güne artarak devam eder. Onun gözünü topraktan başka hiçbir şey doyuramaz.
***
Barış içinde bir dünya için, başta Batı ülkeleri olmak üzere her ülke, istek odaklı ekonomi stratejilerinden, ihtiyaç odak ekonomi stratejilerine yönelmelidir.
***
İnsan topraktan geldi, yine toprağa dönecektir. Toprak en büyük varlıktır.
***
Gökdelenlerde yaşamak, toprağa dönüşü geciktirmez.
n.gürdoğan