Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in yatağı bazan içi hurma yaprakları ile dolu bir deri, bazan ikiye katlanmış bir örtü, kumaş, bazan bir hasır, bazan alelade bir yataktı. Kupkuru toprağa yattığı da olurdu. Yastığın yüzü deri, içi hurma lifi dolu idi.
Hz. Hafsa -radıyallahu anh- anlatıyor: "Bir defasında Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in, üzerinde daha rahat etmeleri için bir kumaş parçasını dört kat yaptım, fakat kendileri istirahatları hakkında bu kadar çok meşgul olmamdan memnun kalmadılar." (Tirmizi)
Bir başka rivayette Hazret-i Âişe şöyle anlatıyor:
- Bir gün ensâr hanımlarından birisi bana gelmişti. Allah'ın Rasûlü'nün içi hurma lifi dolu yatağını gördü. Bir müddet sonra içi yün doldurulmuş bir yatak gönderdi. Cenab-ı Peygamber onu görünce: "Bu nedir?" diye sordu. Ben de: "Yâ Resûlallah, ensardan filân kadın geldi ve senin yatağını gördü ve bunu gönderdi" dedim, o zaman Allah'ın Rasûlü şöyle buyurdu:
- Yâ Âişe, bunu geri ver. Eğer ben istesem Allah Teâlâ, gümüş ve altın dağlarını benim emrime verirdi." (51)
Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in Arabistan'ın tek hâkimi durumuna geçtikleri bir devrede bile evinde ufak bir sedirden, su tulumundan başka bir eşyaları yoktu.
İstirahate yattıklarında dâima sağ yanları üzerinde yatarlar, sağ ellerini sağ yanaklarının altına koyardı. Yolculuk esnasında da sağ kolları üzerinde' yatardı. Yüzü koyun yatmaktan hoşlanmaz, ashabını bundan men'ederdi. Bu yatış tarzı, Allah'ın sevmediği bir tarzdır. (52) buyururdu.