Sağ ve sol görüş sahiplerinden çok düşmanımız var. Onlar bize o zamanki dille "teokratik devlet özlemi taşıyanlar" derlerdi. Bilhassa sağcılar ecmaîn hakkında "teokratik" kelimesini kullanmayı severlerdi. Zira bunlar kendilerinin de bizler gibi Müslüman olduklarını; ama bizim gibi getirip herşeyi İslâmiyet'e bağlayacak taassupta olmadıklarını söylerlerdi. Bizim ne kadar mutaassıp olduğumuz tartışma götürürdü; ama ecmaînden kişilerin getirip herşeyi İslâmiyet'e bağladıkları bir vakıa idi. Ecmaîn hiçbir zaman bir şeyin İslâmiyet'i dışta tutularak yapılan izahına izah demiyordu. Aramızda bu günkü anlamda zengin olan hiç yoktu. Biraz parası olanlar bunun kolaylaştırıcı değil, aksatıcı bir şey olduğunu düşünür, başka bakımlardan benzeştiği diğerlerinin gözünde bağışlanmak için ellerinden geleni yapardı.
Ecmaîn kelimesindeki güzel taraf kapsayıcılıktı. Başta "ben de Müslüman'ım" dediği halde kendini bizden ayrı ve farklı kılanların bir gün temel gerçekleri anlayacakları görüşündeydik. Onların bizim gördüklerimizi görmeyişleri bazı şartlanmalardan ve şartların baskısından olumsuz etkilenişlerindendi. Sonra derece derece Türkiye'de yaşayan herkesin ecmaînin bir bölgesini oluşturduğnu varsayıyorduk. Yani bir kez Müslümanlık merkeze alındı mı, İslâmiyet'in çıkış yolunu öğrettiği anlaşıldı mı Türkiye'de güven ve esenlik yolunun açılabileceğine inanıyorduk. Ecmaîn etnik köken farkı bilmiyordu. Ecmaîn mezhep farkına sosyal pratik elemanları aracılığıyla değil, kitabiyat ve yüksek kültür aracılığıyla bir anlam veriyordu. Buna mukabil ecmaîn bir bütün saydığı Türkiye'nin bir ülke olarak oyuna getirilmesinden istifade edenlerle, bu aldatmaya yüzünden zarara uğrayanlar arasındaki farka pek önem veriyordu.
Ecmain öyle bir şeydi ki kelime olarak ortadan kaybolurken insanlarını da kaybetti.