Damarımdaki son kanıda düştüğüm yere feda ettim,
Tadı pek hoşuma gitmedi bu düşüşlerin
Kötü günde belli olanlar, belli etti benliliğini…
—Bakar mısınız?
Evet evet, siz!
Beni nasıl bilirsiniz?
Durak arkası verdiğim sözler geldi şimdi aklıma
Kefareti kaç gündü yerine getiremedim sözlerin?
Bu yokuşun bu kadar dik olduğunu nerden bilirdim
Dur gitme!
Ellerim gibi soğuk mu ellerin?
Ah ne çok pes etmişliyim,
Bıkmışlıyım…
Yine başa dönmüşlüğün yanlışlığıyım
Geri sayımların sonuna varmışlığım
Ah gençliğim…
Sen, boğulmaya yeltendiğim kaçıncı denizsin?
Derin misin?
Ama ben sığda boğulmayı sevenlerdenim.
Ellerim, ellerin…
Ah işte buradasın!
Yüreğime açtığım fazla kontenjana sığmışsın
Darılma ama bu kez ben haklıyım
“seni seviyorum” diyemeyecek kadar edepli olmasaydım,
Terkedilmişler kervanında yerimi almıştım.
Bana bedellerden bahsetme!
Ben bedelini ödemediğim hiçbir hazzı tatmadım
Sabrı dervişten öğrendim
Ama muradıma varamadım.
Ah şu son hançer can yakmasaydı daha yazacaktım…
…
Asi köle
emegine saglık...