Birinci yüzü, Cenâb-ı Hakkın esmasına(isimlerine) bakar. Onların nukuşunu gösterir. Mana-yı harfîyle(yaratanı tanımak), onlara ayinedarlık eder. Dünyanın şu yüzü, hadsiz mektubat-ı samedaniyedir(herşey O'na muhtaç olduğu halde hiçbirşeye muhtaç olmayan Allahın mektuplarıdır). Bu yüzü gayet güzeldir; nefrete değil, aşka lâyıktır.
İkinci yüzü, ahirete bakar. Ahiretin tarlasıdır, Cennetin mezraasıdır, rahmetin mezheresidir. Şu yüzü dahi, evvelki yüzü gibi güzeldir. tahkire(hor görme) değil, muhabbete lâyıktır.
Üçüncü yüzü, insanın hevesatına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel’abe-i hevesatı(nefsani arzularını tatmin ettiği,oyuncağı) olan yüzdür. Şu yüz çirkindir. Çünkü fanidir, zaildir(yok olmaya mahkumdur), elemlidir, aldatır. İşte, hadiste varid olan tahkir ve ehl-i hakikatin ettiği nefret, bu yüzdedir.
Kur’an-ı Hakîmin kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane(övücü, methedici) bahsi ise, evvelki iki yüze bakar. Sahabelerin ve sair ehlullahın mergub(rağbet ettiği) dünyaları evvelki iki yüzdedir.
"Basar(Göz) sanatı(mahlukatı) görürde, basiret(kalp gözü) sanatçıyı(Halıkımızı, Saniimizi, Ma'budumuzu, Rabbimizi) görmezse çok abes olur."
Ne ki SEVDA:Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM:Şehadet vurmayınca..
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)