internette bi hocanın videosunu izledim dünyanın düz olduğunu söylüyordu,ayrıça güneşte dünyanın etrafında dönüyormuş hocam doğru mudur?kafam çok karıştı vesvese midir hocam,bir şeyhte fetva yayınlamış dünya düz diye onuda okudum vesvesemidir hocam?aydınlatır mısınız ?
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Dünya "düz" mü yuvarlak! mı?hocam
Dünya "düz" mü yuvarlak! mı?hocam
internette bi hocanın videosunu izledim dünyanın düz olduğunu söylüyordu,ayrıça güneşte dünyanın etrafında dönüyormuş hocam doğru mudur?kafam çok karıştı vesvese midir hocam,bir şeyhte fetva yayınlamış dünya düz diye onuda okudum vesvesemidir hocam?aydınlatır mısınız ?
Değildir, dünya düz değil yuvarlaktır İcabi
Kurtul bu saçma sorulardan, sende akıl fikil birde okuma yetisi yok mu ? biraz kitap karıştır!
Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
kuran'a göre dünya düzmü hocam ?
Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Yere ve onu yayıp dümdüz yapana ant içerimki... (şems, 6 )
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. (yasin 40)
Güneş, gece ve gündüzün oluşması için yörüngesinde ilerlemesi (dünyanın etrafında dönmesi ) anlatılıyor.
Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay'ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu Allah'tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O'nundur. Allah'ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler. (fatır 13)
Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yaratmıştır. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine örtüyor. Güneşi ve ayı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Bunların her biri belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. İyi bilin ki, o mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır. (zümer 5 )
Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri(düzenlemesi)dir. ( yasin 38 )
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler (enbiya 33)
Görüldüğü gibi diğer ayetledede açıkça dünyanın yani yerin sabit, güneş ve ayın hareket halinde olup gündüz ve geceyi oluşturduğu söyleniyor.Dinci kesim bu ayetleri kurtarmak için uydurdukları yorumlarla dahada komik duruma düşüyorlar.Savunmaları materyalizmin birinci kuralı olan "madde sürekli hareket halindedir " kanununu baz alarak ayetlerdeki güneşin yörüngesinde çok düşükte olsa hereket halinde olduğu açıklamasnı yapıyorlar.Ama ne yazıkki kurtaramıyorlar çünkü ayetlerde güneşin hareketinden gündüzün ve gecenin oluşumu anlatlıyor..
-alıntıdır
Bu hususta çok söz söylenmiş ama ben üç değerli İslam aliminin tefsirlerinden örnek vereyim:
"Geceyi gündüzün üzerine örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine sarıyor."
Bu ifade hayret vericidir. Bu söze dikkat edenleri, son zamanlarda keşfedilen, dünyanın yuvarlaklığına ilişkin görüşü kabul etmeye zorlamaktadır. Ben, bu "Fi-zilâl" kitabında insanların keşfettikleri, ileri sürdükleri teorilerle Kur'an-ı Kerim'i açıklamamaya özen gösteriyorum. Zira insanların ileri sürdükleri teoriler yanlış da olabilir, doğru da. Bugün isbatı, yarın çürütülmesi mümkündür bunların. Kur'an ise değişmeyen bir gerçektir. Doğruluğunun belgesini bizzat kendi bünyesinde taşımaktadır. Basit ve zayıf insanların keşfettikleri şeylerin O'na uygun düşmesi veya aykırı düşmesi Kur'an'ın bu gerçekliğini değiştiremez.
Evet, ben bu konuda onca özen göstermeme rağmen Kur'an'ın bu ifadesi beni dünyanın yuvarlaklığı konusuna eğilmeye mecbur etmiştir. Bu ifade, yeryüzünde gözler önünde bulunan somut bir gerçeği tasvir etmektedir:
Yuvarlak olan dünya kendi ekseni etrafında dönmekte ve güneşe bakan yüzü sürekli değişmektedir. Dünyanın güneşe bakan yüzeyini sürekli ışık kaplamakta ve orası gündüz olmaktadır. Yalnız, gündüz olan bu bölüm sürekli yerinde kalmamaktadır. Çünkü dünya dönmektedir. Dünya döndükçe, gece, daha önce gündüz olan yerlerin üzerini kaplamaya başlar. Dünyanın yüzeyi yuvarlak olduğu için onun üzerindeki gündüz gecenin üzerine yuvarlak bir aydınlık halinde düşer. İşte bu şekilde hareket sürekli devam eder.
"Geceyi gündüzün üzerine örtüyor; gündüzü de gecenin üzerine sarıyor."
Bu cümle, hareketin şeklini belirlemekte, konumunu sınırlandırmakta, dünyanın yapısını ve hareketinin türünü tayin etmektedir. Dünyanın yuvarlaklığı ve kendi ekseni etrafında dönüşü ile ilgili teori, Kur'an'daki ifadeyi, bu teoriyi benimsemeyen diğer açıklamalardan daha sağlıklı biçimde açıklamaktadır.
(Seyyid Kutub; Fi Zilal il Kuran , Zumer suresi 5. ayet tefsiri)
*****************
"Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?" (Gâşiye, 20).
Yani, yer de, üzerinde hareket eden canlılar için bir döşek, bir mekandır. Bazı kimseler bu ayet ile, yeryüzünün küre olmadığına istidlal etmişlerdir ki bu zayıftır. Çünkü küre, çok büyük olduğunda, her bir parçası bir satıh (düzlük) gibi olur. Hz. Ali (r.a) ayetleri malum sigası ve mütekellim zamiriyle “Keyfe halaktu, rafe’tu, nesabtu” ve “setahtu” "Nasıl yarattım, yükselttim, diktim ve yayıp döşedim" şeklinde okumuştur ki hepsi, "Bunları nasıl yaptım, bakmaz mısınız?" takdirindedir. Buna göre, mef'ûl zamiri hazfedilmiştir.
(Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 23/106 . ğaşiye suresi 20. ayetin tefsiri)
******************
"Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine örtüyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneşi ve ayı emri altına almıştır. Her biri bel*li bir süreye kadar akıp gider. Dikkat et, o azizdir ve çok bağışlayandır. "(Zumer 5)
Yüce Allah'ın: "Geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye dolar" buyruğu hakkında ed-Dahhak şöyle demiştir:
Yani O, bunu ötekinin, ötekisini de bunun üzerine bırakır. Bu da "tekvin = dolamak" kelimesinin sözlükteki anlamına göre yapılmış bir açıklamadır. Bu kelime bir şeyin, bir kısmını öbür kısmının üzerine atmak demektir. Mesela: "Eşyanın bir kısmını, bir kısmının üzerine bıraktı anlamında: denilir. "Sarığı sardı, doladı" tabiri de buradan gelmektedir.
(Kurtubi , Zumer 5 tefsiri)
dünya düzse Ay niye yuvarlak hocam vesvesemidir hocam
Dünyayı Düz Zannedenlerin, Aldanmasına Sebeb Olan Hadis-i Şerifin İzâhatı
وعن أبى ذرّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كُنْتُ مَعَ النَّبىِّ # في الْمَسْجِدِ عِنْدَ غُرُوبِ الشَّمْسِ فَقَالَ: يَاأبَا ذَرٍّ أتَدْرِى أيْنَ تَذْهَبُ الشَّمْسُ؟ قُلْتُ: اللّهُ وَرَسُولُهُ أعْلَمُ، قَالَ: تَذْهَبُ تَسْجُدُ تَحْتَ الْعَرْشِ فَتَسْتَأذِنُ فَيُؤذنَ لَها، وَيُوشَكُ أنْ تَسْجُدَ فََ يُقْبَلُ مِنْهَا، وَتَسْتَأذِنُ فََ يُؤذن لَها فَيُقَالُ لَهَا، اِرْجِعِى مِنْ حَيْثُ جِئْتِ فَتَطْلُعُ مِنْ مَغْرِبِهَا. فذَلِكَ قَولُهُ تعالى: وَالشَّمْسُ تَجْرِى لِمُسْتَقَرٍّ لَهَا اŒية. قالَ: أتَدْرُونَ مَتَى ذلِكُمْ؟ ذلِكَ حِينَ َ يَنْفَعُ نَفْساً إيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمنتْ مِنْ قَبْلُ[. أخرجه الشيخان والترمذى .
Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte, mescidde idim, o sırada güneş batıyordu. Bana:
"- Ey Ebu Zerr, biliyor musun güneş nereye gidiyor?" diye sordu.
"- Allah ve Rasûlu, daha iyi bilir" dedim.
"- Arşın altında secde etmeye gidiyor. (Secde için önce) izin ister. Kendisine izin verilir. Secde ettiği halde kendisinden bunun kabul edilmeyeceği zaman yakındır. O zaman izin ister fakat verilmez, kendisine: "Geldiğin yere dön ve battığın yerden doğ" denir. İşte bunu şu ayet ifade etmektedir: "Güneş de (ilâhî bir âyettir ki) mustekarrına (duracağı zamana) kadar cereyan etmektedir..." (Yâ-Sîn, 38). Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ilâve etti:
"- Bu (durma hadisesi) ne zamandır, bilir misin? Bu, kişiye imânının fayda vermeyeceği, artık inançsız hâle geldiği zamandır."
(Buhârî, Tefsir, Yâsin, 1, Bab 251, Hadis no : 324, Bed'u'l halk 4, Tevhid 22, 23; Fethu'l Bâri, Kur'an Tefsiri, Yasin suresi, Bab 1, Hadis no : 4802; Muslim, İmân 250 (159); Tirmizî, Tefsir, Yâsin, (3225)
Burada Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) gaybî ve mustakbel hakikatleri bazı teşbihlerle muhatabın anlayıp merâkını tatmin edeceği bir uslubla izah etmiş bulunmaktadır. Şöyle ki:
Güneşin izin istemesini, güneşe muvekkel meleklerin izin istemesinden mecâz olarak anlamışlardır. İnancımıza göre, herşeyin müvekkel melâikesi vardır, tâbi olduğu kanun dairesinde vazife-i fıtriyesini ifâya nezâretcidir, gökten inen her yağmur damlası bile bir muvekkel melâikeye sahibse, elbette güneş gibi pekçok vazifelerle muvazzaf büyük ve muhim mahlûkatın da muvekkel melekleri vardır. Hem fıtrat kanununa uygun şekilde hizmetinin devamını ve hem de bu fıtri vazifenin ifasıyla husule gelen ibâdetinin Hâlık-i Zulcelâl'e takdimini sağlar.
İbnu Battal (rahimehullah), bizim anlamıyacağımız bir şekilde güneşin Cenab-ı Hakk'tan tekellumen izin isteyebileceğini, zira cemâdata bile hayat vermenin Cenab-ı Hakk'ın kudretinden olduğunu söylemiştir.
Güneşin secde etmeye gitmesi, mecâzdır. Bu mecâzı da şöyle açıklayan âlimler olmuştur :
"Mahlukâtın ibâdeti nasıldır?" sualine:
"Fıtri amelleridir, yani hangi iş ve vazife için yaratılmışsa o şeyi yaptı mı ibadet etmiş olur.” demişlerdir.
Şu halde, güneş her an ışık neşretme vazifesini yerine getirmekle ibadetini yapmakta, secdede bulunmaktadır. Bize nisbetle batması, ışık neşri vazifesini bizden kesmesi demektir. Ama dünyanın başka kıtalarında aynı vazifeyi yapmaya (secde etmeye) gidiyor demektir.
Arş'ın altına gitmesi de şöyle anlaşılabilir:
Arş bütün semavâtı kuşattığına göre, zaten onun altında çıkması diye bir şey söz konusu olamaz. Gündüzleyin, kendimize nisbetle tepemizde, ufukta gördüğümüz güneş, gece görünmez olunca, bizden nisbi bir uzaklığı ve gaybıyeti mevzubahistir.
Abdurrazzak İbn Hemmam, Vehb ve Câbir kanalıyla Abdullah ibn Amr'ın bu ayet hakkında şöyle dediğini nakletmemiştir:
Güneşin mustekarrından maksad şudur : Doğması ve insanların günahlarının onu geri döndürmesidir. Güneş batıdan selam verir ve secde eder. Yeniden doğmak için izin ister. Kendisine izin verilmez. İşte o zaman "İlerlemek uzak bir ihtimal oldu, şayet bana izin verilmezse, artık ulaşamam/doğamam" der.
Allah'ın dilediği bir süre alıkonulur. Sonra kendisine: "Haydi battığın yerden doğ" denir. İşte o günden kıyamete kadar hiç kimseye, edeceği iman fayda vermez."
Güneşin Arş'ın altına gelmesi, onun hizasında olması şeklinde izah edilmiştir.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi