Allah’ım, şu fena evinde, denklerimin huzurunda, affınla kötülüklerimi örttüğün, lütfunla beni rüsvay etmediğin gibi, beka evinde de, mukarreb melekler, mükerrem resuller, şahitler-şehitler ve salihlerden oluşan tanıkların durdukları yerlerde, kötülüklerimi gizlemeye çalıştığım komşuların, gizlide yaptıklarımı bilmelerinden şiddetle kaçındığım akrabalarımın huzurunda beni rüsvay etme. Rabbim, onların kötülüklerimi örteceğine güvenmedim; fakat senin bağışlayacağına güvendim. Çünkü güvenilmeye en layık olan, kendisinden bir şey istenilenlerin en eli açık olanı, merhameti umulanların en şefkatlisi sensin. O halde bana merhamet eyle.
Allah’ım, sen, beni hakir bir su olarak, kemikleri birbirine girmiş, yolları dar bir omurgadan, perdelerle kapladığın dar bir rahime indirdin. Orada beni halden hale evirip çevirdin; benim için birtakım uzuvlar öngördün; nihayet son şeklimi aldım. Bu evreleri sen, Kitabında; nutfe, sonra kan pıhtısı, sonra et parçası, sonra kemik, sonra kemiğe et giydirme, sonra da dilediğin gibi bambaşka bir yaratık meydana getirme olarak nitelendirmişsin. (Mü’minun/14)
Rızkına muhtaç olup ihsanının imdada yetişmesine kesin gereksinim duyduğum zaman da, beni karnına yerleştirip rahimine koyduğun cariyenin yiyecek ve içeceğinin fazlasından benim için azık oluşturdun.
Rabbim, eğer o hallerde beni kendi gücümle baş başa bırakıp kendi kuvvetimle yetinmeye mecbur kılsaydın, güç benden ayrılır, kuvvet benden uzaklaşırdı. lütfunla şefkatli, bilgili ve iyi bir besleyici olarak beni besledin ve bunu kereminle bugüne kadar hep yaptın. İhsanının kesildiği, lütfunun azaldığı bir dönem bilmiyorum. Bununla birlikte bir türlü güvenimi sağlamlaştırıp da kendimi, benim için katında daha hayırlı olan işe (ibadete) veremiyorum. Çünkü şeytan dizginimi eline almış, (rızk konusunda) güvensizliğe, inançsızlığa sürüklemiştir beni. Onun, bana kötü komşuluğunu, nefsimin ona itaat edişini sana şikâyet ediyor, bana musallat olmasından sana sığınıyor ve hilesini benden geri çevirmeni niyaz ediyorum.
Senden, rızkımı kolay bir yoldan vermeni istiyorum. Çünkü sen, ben istemeden önce, bana büyük nimetler vermiş, bunların karşısında şükretmeyi bana ilham etmiş, böylece tüm övgüleri kendine özgü kılmışsın. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve rızkımı elde etmeyi bana kolaylaştır. Beni, kendisine mukadder edilene yetinen, kendisine ayrılan paya razı olanlardan kıl. Cismimin ve ömrümün geçip giden bölümünü sana itaatte geçmiş kabul et. Hiç kuşku yok, sen, rızk verenlerin en iyisisin.
Allah’ım, sana isyan edene karşı katılığının göstergesi olan ve hoşnutluğundan yüz çevireni kendisiyle tehdit ettiğin, aydınlığı karanlık, kolayı acıklı ve uzağı yakın olan ateşten sana sığınırım. (Allah’ım,) bir kısmı bir kısmını yutan, bir kısmı bir kısmına saldıran ateşten; kemikleri çürüten, ehline kaynar su içiren, kendisine yalvarana acımayan, kendisinden şefkat dileyene merhamet etmeyen, kendisine boyun eğip teslim olana azabını hafifletmeye gücü yetmeyen, oturanlarını sahip olduğu acıklı ve şiddetli azabının en yakıcısıyla karşılayan ateşten sana sığınırım. Onun, ağızları açık akreplerinden, azı dişleriyle sokmaya hazır yılanlarından, oturanlarının barsakları ve yüreklerini parçalayan, kalplerini kazıyan içeceğinden sana sığınırım. Senden, beni ondan uzaklaştıracak, ondan alıkoyacak olan şeye hidayet etmeni istiyorum.
Allah’ım,Hazreti Muhammed sav ve âline salat eyle ve bol rahmetinle beni ondan koru; güzel affınla sürçmelerimi bağışla ve beni hor kılma; ey güven verenlerin en iyisi.
Allah’ım, hiç şüphe yok, sen, hoşlanılmayandan korur, hoşlanılanı verir ve dilediğini yaparsın. Sen her şeye kadirsin.
Allah’ım, iyiler anıldığı zaman Hazreti Muhammed sav ve âline salat eyle. Gece gündüz birbirini kovaladığı sürece Hazreti Muhammed sav ve âline salat eyle; bir salat ki, ardı arkası kesilmesin, sayıya sığmasın; havayı, yeri, göğü doldursun; razı olana kadar Allah ona salat etsin. Razı olduktan sonra da Allah ona salat etsin; bir salat ki, sınırı ve bitimi olmasın. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi.