Seksenli yılların başlarında bütün İslami basın tarafından "Dörtbin yıllık mucize" başlığıyla gündeme getirilen Firavunun cesedinin bulunduğu haberine ben de inanmış ve o yıllarda yazdığım bir kitabımda "Günümüz müstekbirlerinin, Londra British müzesinde teşhir edilen Firavun'un cesedine ibretle bakmaları gerekmektedir." ifadesini kullanmıştım. Tabi ki müslüman çoğunluğa hiç düşünmeden inanmaktan ve Allah'ı yeterince dikkate almamaktan kaynaklanan bir hataydı bu!. Birçok yayın organında hala bir mucize gibi yayınlanan o görüntüyü hatırlarsanız; Firavun olduğu söylenen o kurumuş cesedin, mumyalanarak korunan binlerce yıllık diğer cesetlerden fazlaca bir farkı olmadığını görürsünüz. İyi ama Rabbİmİzin koruması ile, insanların mumyalayarak koruması arasında bir fark olması gerekmez mi? Rabbimizin herhangi bir bedeni koruması, mumyacılann korudukları kadar bir koruma mıdır?
Bu soruyu sorduğumuz an, hiç duraksamadan
Allah'ı tenzih ve takdis etmemiz gerekir. Şanı yüce Rabbimiz Firavun'un cesedini sonraki nesiller için bir ayet olmak üzere koruyacağını bildirmîşse, hiç kuşkunuz olmasın ki o ceset boğulduğu andaki tazeliğinde durmakta ve gözlerinde, boğulduğu anın dehşetini taşımaktadır. Dünya müslümanları olarak bu İlahi gerçekliğe, bu açıklıkta iman etmemiz gerekirken; şeytan aleyhillane yine yapacağını yapmış ve görüntülü bir batıl haber ile, henüz görüntüsüyle karşılaşmadığımız hak bir ayetin üzerini örtmeye çalışmıştır.