İlahi Sevginin Hâdimi
Oysa Hz. Pir-Mevlâna ‘Ben kuranın kölesiyim, Hz. Muhammed Mustafa (sav)’nın ayağının tozuyum, bundan başka benden kim bir şey naklederse yalancıdır’ diyor. Hz. Mevlânâ bir İslam âlimidir, aşığıdır. Peygamberimize sevdalı bir âşıktır. Sevgili peygamberimizi överken şu sözleri ne kadar muhteşemdir; yerlerle gökler arası kadar ağzım olsa ve ben efendimizi övmeye, anlatmaya kalksam yüzlerce kıyamet geçerdi de yinede Resulullah’ı hakkıyla anlatmış olamazdım’ diyor. İnsan şu söz karşısında Hz. pire asırların ardından ağzına, sağlık nur içinde yat, şefaati resul üzerine olsun diye dua etmeden geçemiyor. İşte bu saf sevginin kaynağını bize söylüyor. Mevlâna kainatta var olan her şeyin Allah (cc)‘ın merhametinin bir eseri olarak yaratıldığına gönülden iman etmiş bir mümindir. Nereye baksa, nereye yönelse her yerde ve her şeyde Rabbül âleminin sevgisini okumakta ve bunun gereği olarak kendisi de yaratılmış her şeye sevgi eksenli bakmış ve öyle yaşamıştır. Bugünkü nesli kuşa bak kuşa numarasıyla kandırmaya çalışanlara bakarsan kâinattaki sevgi ruhu sanki Mevlâna’yla başlamış havası veriliyor. Hâlbuki ilk insan ve atamız Hz. Âdem (a.s)’ın yüzyıllar boyu seherlerde Havva annemizle buluşma aşkıyla yaptığı duaların sevgi ve aşkın tarihinin insanlıkla aynı yaşta olduğunu bize göstermektedir. Hatta rabbimizin insanoğluna ve mevcudata sevgisinin bizim ilimle göremeyeceğimiz kadar eski bir tarihi vardır. Sevgili peygamber efendimizin (s.a.v.) ‘Cenab-ı Hâkk’ın kullarına olan merhameti yani sevgisi bir ananın evladına olan sevgisinden daha fazladır.’ buyurması neler anlatmıyor ki anlayana değil mi? Yine iki dünyamızın sultanı efendimizin (s.a.v.) ‘Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe de cennete giremezsiniz’ buyurarak imanla sevgiyi birbirine bağlaması ya da nikâhlaması neler anlatmıyor ki? Mevlâna’ya, Yunus’a, Hünkâr Hacı Bektaşi Veliye ve tüm evliyaya kalıp döken Resulullah’ın hadisi şerifleri ve örnek hayatıdır. Diri diri öz kızını kuyulara atarak öldüren aklı ve kalbi donmuş insanlığa bu gidiş yanlıştır diyerek sevgi medeniyetini öğreten Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dir.
Seven Sevilir…
Dolayısıyla Hz. Mevlâna İslam bahçesinde yetişmiş bir çiçektir. Bize düşen bunun altını ısrarla çizmek ve kendi medeniyetlerinde Mevlâna gibi bir örnek bulamayanlarca ortanın malı gibi göstermelerine izin vermemektir. Tüm insanlığın o büyük Allah dostundan istifade etmesi elbette onur verici bir durumdur. Bizimde o büyük sultandan öğreneceğimiz şey yakınımızdan başlayarak, evimizden, mahallemizden, ülkemizden, din kardeşlerimizden ve rabbimizin yarattığı her şeye sevgi nazarıyla bakmamız gerektiğidir. Sevgisizlik insanı felaketlerin ortasına götürür. Kıskançlık, stres, kin besleme, peşin hükümlü olma, terör ve anarşi gibi bu gün insanlığın dünyasını ve ahiretini karartan acı tablonun inanın tek suçlusu vardır o da sevgisizliktir ve bunu tek ilacı vardır o da insana yaratılan her şeyi sevmeyi öğretmektir. Gariban Anadolu insanının evlatlarını büyük şehirlerde kaybolmasın anasına-babasına, dinine, vatanına faydalı olsun diye cami ve kuran kurslarında, evlerde yer,yurt bulan, ceplerine harçlık olsun diye kapı, kapı dolaşarak onlara burs bulmaya çalışan gönenli Mehmet efendileri, Mehmed Zahid Kotku’ları, Mahmud Efendileri, Said Nursî Efendileri ve daha nicelerini koşturan neydi Allah aşkına söyler misiniz? Seven sevilir kardeşlerim unutmayın ve Allah için birbirimizi sevelim lütfen. Selam ve dua ile hepinizi bu Hac mevsiminde Cenab-ı Hâkka emanet ederim.
Ömer DÖNGELOĞLU
