Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah, bir gün vezirlerini topladı ve bütçe yapılmasını emretti: “Atalarımızdan öğrendik ki, maliyesi sağlam olan devletler yıkılmaz. Hadi göreyim sizi, bütçelerinizi yapın, getirin!”
Bütçeler yapıldı, geldi. Sultan Melikşah’a arz edildi. Melikşah, Baş veziri Nizamülmülk’le birlikte tek tek hepsini inceledikten sonra:
“Görüyoruz ki, bütçenizde yoksullara, muhtaçlara, yetimlere, dervişlere, âlimlere, ilim tahsil edenlere ve sanatkârlara pek bir şey ayırmamışsınız. Bu saydıklarımız için bütçeye üçyüz bin altın konsun.”
Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı), söz istedi:
“Devletinizin genişleyip büyümesinde, korunup yükselmesinde, zafer kazanıp ganimet toplanmasında en büyük pay âlimlerin, dervişlerin, yetimlerin, sanatkârların değil, ordunundur. Bu para ordunun bütçesine eklenirse, Bizans’ın surlarını dahi aşarız!”
Sultan Melikşah sâkin sâkin cevap verdi: “Yanlışın var! Biz şimdiye kadar âlimleri, fakirleri, dervişleri, yetimleri, muhtaçları gözetmeseydik, ordumuz değil yeni beldeler fethetmek, payitahtımızı (Başkent) bile koruyamazdı.”
Hepsini tek tek süzdükten sonra devam etti: “Biz memleketleri, kılıçtan evvel, yoksul takımı ve derviş-molla kısmının dualarıyla fethederiz. ‘Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu?’ buyuran Cenab-ı Hakk’a yemin ederim ki, bütçemizde yapılan en hayırlı harcama budur.”
Devletimizi yönetenler, bütçe arifesinde bunları bir düşünsün!
•
Kendi ismini taşıyan (Nizamiye) Medreseleri’nin kurucusu Nizamülmülk’ün, “Her hükümdarın (yani devleti yönetenin) okuması gerektiğini” söylediği “Siyasetname” isimli bir eseri var...
Bir devletin nasıl yönetilmesi, yöneticinin nasıl olması gerektiğini o eserinde anlatıyor...
1. “Yönetici hiç bir zaman memurlarının durumundan gafil olmamalı (ki, sonra “beni kandırdılar” demesin), devamlı kontrol etmeli, zulüm ve hıyanet zuhur ederse, memuriyetten derhal almalıdır...
2. “Yönetici, büyük bir işin başına birini tayin ettiğinde peşini bırakmamalı, müfettişler göndererek sık sık denetlemelidir...
3. İnkâr ve küfürle ayakta kalınsa da zulümle ayakta kalınamaz; idareci idare ettiklerine asla zulmetmemeli, âdil olmalıdır...
4. Hükümdar (Başkan, Başbakan, vs), memleketin yıkılmasına çalışan, haram iş işleyen, devlet sırrını açıklayan, diliyle yöneticilere dalkavukluk ederken, kalbiyle düşmanlık eden suçluları bağışlamamalıdır...
5. Yönetici, dünyanın dört bir köşesine elçiler ve casuslar göndermeli; ülkenin işlek yollarının üzerine haber alma merkezleri kurmalıdır...
6. Yönetici, maaşların ve yollukların vaktinde ödenmesine dikkat etmelidir...
7. Devlet işlerini ehline danışarak yürütmeli, kendi başına iş görmemeli; herkesin, zıt da olsa, fikrini açıkça ortaya koymasını sağlamalıdır (Nizamülmülk, günümüzden yaklaşık bir sene önce parlamenter sistem öneriyor)...
8. Yönetici, yetişmiş insanları kolayca harcamamalı, ama yaptıkları hatayı tekrarlamamalarına da izin vermemelidir...
9. Yönetici, zevk u sefadan uzak durmalı, devlet kaynaklarını kullanırken, kılı kırk yarmalıdır...
10. Bu dünya, hükümdarların amel defteridir: İyi olurlarsa rahmetle, kötü olurlarsa nefretle anılırlar...
11. Haksız yere kan dökülmesine mani olmak yöneticilerin üzerine farzdır! Vergi memurları ve işlerini denetlemek, gelirini- giderini bilmek, devlet mallarını korumak, hazine ve ambarın doluluğunu-boşluğunu ölçmek, düşmanın zarar vermesini önlemek de vazifeleridir...
12. Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi, “İşlerin hayırlısı orta yolu takip etmektir. Yönetici ifrat ve tefritte olmamalıdır...
13. Yönetici, yapacağı her işte Allah’ın rızasını gözetmeli, Onun emrine boyun eğerek, yoluna ve kuluna hizmet etmelidir.
Kısacası şu: Bizi yönetenlerin tarihten alacakları çok ders var.
Yavuz Bahadiroglu-