DERSHANELERİN HAYATÎ SOSYO KÜLTÜREL ROLÜ
İşte tam bu noktada bizatihî dershane sisteminin varlığı, en parlak eğitimcilerin dershaneleri tercih etmesi, Türkiye'de resmî eğitim sisteminin iflas ettiğinin, işlemediğinin en önemli göstergesidir.
Fakat cemaat'e bağlı dershanelerin Türkiye'deki eğitim sisteminin yerine getirmeyi başaramadığı çok hayatî bir sosyo-kültürel fonksiyonu gözdolduracak bir şekilde yerine getirdiğini görüyoruz: Her şeyi çözücü, bütün kültürel değerlerimizi yerle bir edici, neo-liberal postmodern kültürün bütün dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de kasıp kavurduğu bir zaman diliminde, dershaneler, bu çözücü, yıkıcı, kişiliksizleştirici postmodern kültürün önünde hiç de gözardı edilemeyecek bir bariyer işlevi görüyor.
Dershaneler, yığınla tartışılabilecek yönleri, sorunları ve açmazları olmasına rağmen Türkiye'deki sömürgeci eğitim sisteminin yapamadığı bir şeyi büyük bir başarıyla yapmayı başarıyor: Çocuklarımızı kelimenin tam anlamıyla 'pislik'ten koruyor.
Minimum düzeyde de olsa, ekmek gibi, su gibi ihtiyaç hissettiğimiz ahlâkî niteliklerle donatıyor çocuklarımızı.
DERSHANELERİN İŞLEYİŞ MANTIĞI
Burada dershanelerin işleyiş mantığı çok önemli bir rol görüyor: Çocukları nedeniyle yolu FEM dershanelerinden geçen bütün anne babaların açıkça tanık oldukları gibi, bu dershanelerin yöneticileri, eğitimcileri, çocuklarla dershane dışında da, bizzat evlerine, ailelerine düzenli ziyaretler yaparak daha niteliksel / kalitatif bir şekilde ilgileniyorlar çocuklarla.
Sömürgeci Türk eğitim sisteminde yapılması bile hayal edilemeyecek kadar hayatî bir çalışmayı bu dershaneler hayata geçirmeyi başarıyorlar böylelikle.
Dahası, bu dershaneler, seküler toplum kesimleri tarafından da takdir edilen eğitim kurumlarıdır. Çünkü bu kurumlarda sadece üniversiteye hazırlanmıyor çocuklar; aynı zamanda hayata da hazırlanıyorlar: Minimum düzeyde de olsa 'pisliğe bulaşmaktan' kurtarılıyor, belli temel ahlâkî özellikler kazandırılıyor çocuklarımıza.
O yüzden seküler kesimler de, bu dershaneleri, sadece üniversiteye iyi hazırlamalarından ötürü değil, çocuklarının eroine, uyuşturucuya, her türlü kötü alışkanlıklara, tehlikeli ideolojik, cinsel yönelimlere yönelmelerini önleyen sosyo-kültürel eğitim anlayışı ve uygulaması açısından da takdir ediyorlar.
DERSHANELERİ DEĞİL, OKULLARI KAPATIN!
Bence eğer kapatılması gereken eğitim kurumları varsa, bunlar öncelikle resmî eğitim kurumları, devletin okullarıdır, dershaneler değil.
Böylesine kritik bir zaman diliminde, çocuklarımızın İslâm'la ilişkilerinin sıfırlandığı bir yokoluş zamanında çocuklarımızın kişiliğini, kimliğini, ahlâkını koruyan bir kalkan işlevi gören bu dershaneleri kapatmak bence cinayettir, kendi ayağımıza kurşun sıkmaktır.
O yüzden dershanelerin önünün tıkayan, sonuçta dershaneleri kapatmanın eşiğine varan bu yanlış karardan derhal dönülmelidir, diyorum.
Ve dershaneleri kapatacağınıza, çoktan iflas eden, çocuklarımızın zihnini körleştiren, entelektüel melekelerini iğdiş eden, eleştirel melekelerini yok eden okulları kapatın, çağrısı yapıyorum!
Yusuf kaplan..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...