Tam bittim, tükendim derken bir ses beni çağırıyordu. Kaldıramadığım perdeler engeller arkasından sesleniyordu bana. Hissediyordum ama duymakta zorlanıyordum.
“DÖN” dediğini duyuyordum sadece. Ama neye, nasıl ve niçin döneceğimi bilmiyordum ve bunu sorgulayacak takatim de yoktu.
Başka bir gün “HAL DEĞİŞTİR” diye sesleniyordu bana aynı ses. Ne demekti bu? Neydim ki şimdi ne olaydım? “Namazla yeniden diril” diyordu o ses. Namaz mı? Beni diriltecek kadar güçlü müydü bu şey? Peki “DİRİLMEK”! Neydi ki o? Ben zaten diri değil miydim ki benim baştan diriltecekti?
Değilmişim!
Bunu bu kadar geç zamanda farketmek…
Ahh ne nefismiş bendeki. Unutturmuş bana aslımı.
Uzaklaştırmış beni sahibimden, bir zamanlar sözünün eri olan benliğimden…
Nefsimin Nemrud’u konuşmuş hep, ben susmuşum…
O emretmiş ben yapmışım.
Dua dua yükselmek varken ötelere,
Ben isyanla girmişim yerin bin kat altına.
Rüku rüku doğrultmak varken eğriliklerimi,
Ben gafletle kırılmışım eğrilikten.
Namazla dirilmek varken,
Ben namazsız her an her saniye ölümün acısını tatmışım.
Devay-ı derdim yüreğimin derinliklerinde gizliymiş de,
Ben çok dolambaçlı dikenli yollara girmişim.
Çıkaran sahibime sonsuz hamd ve senalar olsun!!!
..aLıntı..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...