You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY

DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY

münzevi_yürekli
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Ben fazla yazmim işin ucu bana dokunacak...

"Liberallik"
Mevzusundan gülücük
hahahagülücük) âlemsin...
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
Ebûzer hocam şunu merak ediyorum sizin düşünceniz hakkınızda ?

Yakalamışken sorayım...

Bu idealize ettiğiniz devrimden sonraki süreçte ekonomi Devletin kontrolünde merkeziyetçi bir yapı olacak yoksa daha liberal devletin müdehale etmediği serbest piyasa, (Serbest teşebbüsün hatta ileri gideyim serbest Mülkiyet hakkının) olmadığı bir yapımı olması gerekir...

Bu konuda düşünceni çok merak ediyorum...
Sosyal Adaleti çok vurguluyorsun ?
Bu yüzden kafama takıldı...
Devrimde hem Fikirim ama burada ayrılacakmıyız bakalım ?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 27-05-2008, Saat:01:55 AM, Düzenleyen: seminal.
münzevi_yürekli
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Ebûzer hocam şunu merak ediyorum sizin düşünceniz hakkınızda ?

Yakalamışken sorayım
hangi konuya dair düşüncem mesela?
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:Ebûzer hocam şunu merak ediyorum sizin düşünceniz hakkınızda ?

Yakalamışken sorayım
hangi konuya dair düşüncem mesela?

Ebûzer hocam şunu merak ediyorum sizin düşünceniz hakkınızda ?

Yakalamışken sorayım...

Bu idealize ettiğiniz devrimden sonraki süreçte ekonomi Devletin kontrolünde merkeziyetçi bir yapı olacak yoksa daha liberal devletin müdehale etmediği serbest piyasa, (Serbest teşebbüsün hatta ileri gideyim serbest Mülkiyet hakkının) olmadığı bir yapımı olması gerekir...

Bu konuda düşünceni çok merak ediyorum...
Sosyal Adaleti çok vurguluyorsun ?
Bu yüzden kafama takıldı...
Devrimde hem Fikirim ama burada ayrılacakmıyız bakalım ?
Bunu ilk beğenen sen ol.
münzevi_yürekli
RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
-ölçü şu kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...
-mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak...
detaylarını inşaallah zamanla hem ben öğrenirim, içselleştiririm hem de sizlere uygun konuların başlığı altında sunmaya çalışacağım...ilginiz için teşekkürler...vesselam
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:-ölçü şu kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...
-mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak...
detaylarını inşaallah zamanla hem ben öğrenirim, içselleştiririm hem de sizlere uygun konuların başlığı altında sunmaya çalışacağım...ilginiz için teşekkürler...vesselam


a)

“kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...”

Hocam bu Salt “Sosyalist iktisadi Doktirin” değilmidir, Solcuların savunduğu, Bu ne kadar İslami dir ? tabiî ki tam manasıyla kapitalist manteli de İslami değildir İslamın Sosyal adaleti düzenleyen makenizmaları da vardır:

Zekat, Beytûl Mal(Devlet eliyle sosyal dengeleme)
ama, rekabeti serbest teşebbüsü, piyasayı İslam engellemez acımasız olursa ancak müdahil olur kıtlık, karaborsa, aşırı fiyatlandırma ve kâr v.b durumlarda….

Asrı Sâdr Tarihinde bir misalini bilmiyorum…


b)

"mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak..."


Mülk Allah’ındır fakat “Allah dilediğine dilediği kadar verir” (1)

mülkiyet hakkını geçelim,

yukarıdaki anlattıklarınızda bence “salt Sosyalist Doktirinler”

Şunu söylemek istiyorum:

Asr-ı sâdr da Muaviye ye rahat vermeyen en sonunda sürmek zorunda kaldığı Şerefli, dünyalığa ehemmiyet vermeyen, örnek şahsiyet yoksul Hz. Ebûzer r.a, olduğu gibi son derece varlıklı zengin iyi giyinmesini seven servetlerinin hesabı yapılamayan, ticaretle uğraşan:
Hz. Ebubekir r.a, Hz. Talha bin Ubeydullah r.a Hz. Abdurrahman bin Avf r.a gibi Sahabeler de vardı…
İslamda sizin fikirlerinize uygun bence tarihi bir veri de yoktur:

Serbest teşebbüsü, hele hele serbest mülkiyeti Piyasayı İslam engellemez. Sadece, haksız acımasız rekabet halinde müdahil olur…


Sonuç olarak şunu söylemek isterim:

Tabiî ki en ideal sizin dediğinizse İslamda da varsa katılmak lasım, "aklın yolu bir" ama, ben öyle düşünmüyorum. Bu sizin bahsettiğiniz fikirler:

ta Karl Marks dan başlayan Marksizmin, Leninin Formüle edip uyguladığı Komunizmin, hedeflenen (idealize edilen) "Sosyalizmin" İktisadi ayağıdır…

tabiî ki revaçta olduğu dönem İslam ülkelerindeki Entelektüeller, Filozoflar da bu fikir ve felsefeden etkilenmişlerdir ve İslami bir sosyalizm geliştirmişlerdir Bu fikir İran’lı büyük Şehid fikr adamı Ali Şeriatinin “İslam da Sosyal Adalet” kitabıyla zirveye ulaşmıştır…

o dönemin şartlarında bu normaldir…

ama bu İdeoloji "eşyanın tabiatına" aykırı olduğu için çökmüştür. Bir tane de İslamileşmemiş uygulamada başarılı bir örneği yoktur…

Son olarak da,

İslami Düzende:
Sosyal adalet vardır. ama Sosyalizm deki sosyalizm den anlaşılan "sosyal adalet" değildir kendine has "özgün" dür..

İslami Düzende:
Kapitalizm yoktur ama Serbest teşebbüs, Serbest mülkiyet hakkı vardır...
Ekonomi merkeziyetçi devlet kontrolunda değildir piyasa rekabet vardır yalnız rekabette her şey mübah değildir, devlet müdahildir...

hocam bu benim fikrim…
Saygılar…







(1) (bakara 212)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 27-05-2008, Saat:04:48 AM, Düzenleyen: seminal.
münzevi_yürekli
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:-ölçü şu kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...
-mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak...
detaylarını inşaallah zamanla hem ben öğrenirim, içselleştiririm hem de sizlere uygun konuların başlığı altında sunmaya çalışacağım...ilginiz için teşekkürler...vesselam


a)

“kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...”

Hocam bu Salt “Sosyalist iktisadi Doktirin” değilmidir, Solcuların savunduğu, Bu ne kadar İslami dir ? tabiî ki tam manasıyla kapitalist manteli de İslami değildir İslamın Sosyal adaleti düzenleyen makenizmaları da vardır:

Zekat, Beytûl Mal(Devlet eliyle sosyal dengeleme)
ama, rekabeti serbest teşebbüsü, piyasayı İslam engellemez acımasız olursa ancak müdahil olur kıtlık, karaborsa, aşırı fiyatlandırma ve kâr v.b durumlarda….

Asrı Sâdr Tarihinde bir misalini bilmiyorum…


b)

"mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak..."


Mülk Allah’ındır fakat “Allah dilediğine dilediği kadar verir” (1)

mülkiyet hakkını geçelim,

yukarıdaki anlattıklarınızda bence “salt Sosyalist Doktirinler”

Şunu söylemek istiyorum:

Asr-ı sâdr da Muaviye ye rahat vermeyen en sonunda sürmek zorunda kaldığı Şerefli, dünyalığa ehemmiyet vermeyen, örnek şahsiyet yoksul Hz. Ebûzer r.a, olduğu gibi son derece varlıklı zengin iyi giyinmesini seven servetlerinin hesabı yapılamayan, ticaretle uğraşan:
Hz. Ebubekir r.a, Hz. Talha bin Ubeydullah r.a Hz. Abdurrahman bin Avf r.a gibi Sahabeler de vardı…
İslamda sizin fikirlerinize uygun bence tarihi bir veri de yoktur:

Serbest teşebbüsü, hele hele serbest mülkiyeti Piyasayı İslam engellemez. Sadece, haksız acımasız rekabet halinde müdahil olur…


Sonuç olarak şunu söylemek isterim:

Tabiî ki en ideal sizin dediğinizse İslamda da varsa katılmak lasım, "aklın yolu bir" ama, ben öyle düşünmüyorum. Bu sizin bahsettiğiniz fikirler:

ta Karl Marks dan başlayan Marksizmin, Leninin Formüle edip uyguladığı Komunizmin, hedeflenen (idealize edilen) "Sosyalizmin" İktisadi ayağıdır…

tabiî ki revaçta olduğu dönem İslam ülkelerindeki Entelektüeller, Filozoflar da bu fikir ve felsefeden etkilenmişlerdir ve İslami bir sosyalizm geliştirmişlerdir Bu fikir İran’lı büyük Şehid fikr adamı Ali Şeriatinin “İslam da Sosyal Adalet” kitabıyla zirveye ulaşmıştır…

o dönemin şartlarında bu normaldir…

ama bu İdeoloji "eşyanın tabiatına" aykırı olduğu için çökmüştür. Bir tane de İslamileşmemiş uygulamada başarılı bir örneği yoktur…

Son olarak da,

İslami Düzende:
Sosyal adalet vardır. ama Sosyalizm deki sosyalizm den anlaşılan "sosyal adalet" değildir kendine has "özgün" dür..

İslami Düzende:
Kapitalizm yoktur ama Serbest teşebbüs, Serbest mülkiyet hakkı vardır...
Ekonomi merkeziyetçi devlet kontrolunda değildir piyasa rekabet vardır yalnız rekabette her şey mübah değildir, devlet müdahildir...

hocam bu benim fikrim…
Saygılar…







(1) (bakara 212)

hehehehehegülücükhehehehehegülücük
Doğrusu farklı bir tepki beklemek hatalı olurdu…günümüz hakim ideolojisi kapitalizmin atmosferi altında yaşayan, havasını soluyan ve ifadeleri de ancak bu doğrultuda olabilen -menfaat, bireycilik, kar, kazanç vs vs-islama da ancak bu anlayış üzerinden bakabilen ortalama bir müslümanın söyleyebileceğinden daha fazla ya da daha farklı bir şey söylemediniz, olsun bu da bir eleştiridir...ama ben mevcut katı kapitalist sömürüsünün zihinleri soysuzşatırdığı ve insanı kendine yabancılaştırdığı, bütün insani değerlere karşı kayıtsız kıldığı bir ortamda dahi adalet, paylaşma, emek, dayanışma, ahlak gibi kavramları özellikle kulllanmaktan geri durmayacağım-biiznillah-

Açıkçası sizin gibi düşünenelerin “liberal İslam” yorumu itiraf etmeliyim ki kendi içinde çok daha tutarlı ve “islami görünüyor”…
ama mesele o kadar da basit değil…birilerinin İslam sosyalizmi dediği birilerinin sol İslam dediği benimse seyyid kutub’un kitabına isim olarak verdiği -islam’da sosyal adalet, burada bir karışıklık olmuş ,bu kitap s.kutub’un, ama a. Şeraiti de söylediğiniz gibi bu konuda çok daha radikal,gelenekten uzak bir anlayışın savunuculuğunu yapmıştır- gibi sosyal adaletçliğin tam anlamıyla “İslam”’daki ya da İslam tarihi içindeki yerini gösteremeyeceğim gibi liberalizmin/kapitalizmin kıyasıya sıkı bir eleştirisini de yapabilecek birikime ve donanıma sahip değilim, bunu böylece belirtmiş olayım…
fakat şunu kesinkes bilmeliyiz ki bugünkü büyük fabrikaların, üretim mekanizmalarının özelleştirilmesi ya da tekelleştirilmesi, devletin ekonomik ilişkileri kontrol altında tutmaması ve serbest bırakması asla ve asla sadrı islam’daki dönemle kıyaslanamaz, ve böylece meşru gösterilemez…bir fabrikada bugün bilerce kişi çalıştırılabilmekte ve “artı değer” insafsızca patronlara bırakılmaktadır…bir tarafta gökdelenlerde her türlü lüks ve sefahat içinde yaşayan, çalıştırdıkları ya da sırtından geçindikleri insanların hayal dahi edemeyeceği yiyecek, araba vs vs sahibi olan tamamen tüketen asalak zümre ya da kurani kavramı kullanacak olursak “mele ve mütrefin” diğer tarafta gecekondularda yaşayan, insani her tür faaliyetten mahrum, gece gündüz efendilerine çalışan, üretim yapan fakat buna rağmen “artı değer”in çok cüzi bir miktarına layık görülen, yine kurani kavramla mustazaflar …bu zulme, haksızlığa islam’daki ferdi mülkiyet kaidesi ile meşruluk kazandırmaya çalışmak islamın ruhuna adalet ve eşitlik anlayışına tamamen yabancı olmayı gerektirir…asrı saadette hazreti ebu bekr’in iki cübbesi vardı da ammar’ın bir cübbesi vardı ya da hazreti ebu bekr tarlasını sürmak üzere 5-10 işçi çalıştırıyordu da diğer tarafta hiç tarla sahibi olmayan sahabi vardı, dolayısıyla bugün de pekala birileri fabrika sahibi olup 1000 lerce işçi çalıştırabilir, dilediği fiyatı koyar ve böylece insanlar arasında gerek ekonomik gerekse buna bağlı olarak sosyal statülerde uçurumlar olabilir demek, ne kadar islami olur bilmiyorum…
aslında meseleyi çok fazla detaylandırmak ve böylece işi daha bir çıkmaza sokmak vakit kaybından ziyade genelde olduğu üzere haybeye bir uğraş oluyor…zira “benim fikrim” dediğiniz argümanlar sizden çıkmadığı gibi benim de burada islamın iktisadi boyutuna yönelik kullandığım argümanlar banim ortaya çıkardığım fikirler değildir…sizin fikirlerinizden bihaber olmadığım gibi siz de gördüğüm kadarıyla benim söylediklerime hiç te yabancı değilsiniz…ama madem mesele bir şeyler paylaşmak-konuşmak ve böylece beyin jimnastiği yapmak…mühim gördüğüm birkaç noktaya daha değinmeye çalışacağım-inşaallah-

mesela zekat meselesi… “Herkes İslami zekatını verdi. Bundan sonra eğer bir tuğlası altından, bir tuğlası da gümüşten bir saray veya köşk yaptırsa, Allah’ın, bizim ve halkın hoşnutluğunu kazanır.” görüşünü ileri süren yöneticilere karşı Ebuzer hazretleri Kuranın kenz (sermaye) ayetini - “Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğu, insanların malını haksızlıkla yerler ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenleri elim bir azapla müjdele!- okuyarak meselenin, belirlenmiş zekat miktarı vermek olmadığını asıl meselenin sermayedarlık meselesi olduğunu ayette servetin neden belirli ellerde yığılarak, halk için harcanmadığını sorgular…bu sebeple İslam devleti servet biriktirmeye, halkın sömürülmesine ya da yoksullaştırılmasına ortam hazırlanmasına karşı kesin önlemler alır…seddi zerai meselesi…

tabi sosyal adaletçilikten bahsedilir de Ali Şeraiti’den söz etmemek yanlış olur. Özellikle “kıst ve adalet” mefhumlarına dair söylediklerini eklemek isterim...Ali Şeraiti der ki:

“Adalet sessiz ve mutlu olduğunda kıstın itiraz ettiğini ve öfkeli olduğunu görüyoruz. Kıstın yargı ve adalet sistemiyle bağı yoktur; mülkiyet düzeni ve ekonomik alt yapıya aittir. Ürettiğinden fazla kar sağlayan kişi, bu fazla miktarı başkasının payından almış demektir. Adalete sahip olabilmek için yargıda reform yapmak gerekir; kıst içinse, ekonomik alt yapıyı değiştirmelidir. Kıst ancak mülkiyet düzeninde sosyal bir devrimle mümkündür.”
“Allah’ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti (kıst) emredenleri öldürenler: işte onlar için acıklı bir azabı müjdele.” (ali imran-21)
ve yine Şeriati’nin özel mülkiyete dair söyledikleri:
“…kişisel iş ile üretilmemiş olan, Allah’ın yarattığı doğal kaynaklar ve madenlerin genel mülkiyeti vardır. Dolayısıyla, mülkiyet yalnızca iş temelinde gerçekleşir ve yalnızca çalışan insanlar mülkiyete hak kazanırlar. Bu nedenle, esasen, işin hizmete sokulması için sermaye üzerine mülkiyet olmasının bir anlamı yoktur. Mülkiyet bu şekilde, insanın kendi kazandığı üzerindeki hakkı anlamına gelmekledir. Şu halde mülkiyet sahibi işçidir.”
Başka bir yerde ise şu ifadeleri kullanır:
(...) İslami dünya görüşünde Allah’ın temsilcisi ise, halktır. Dolayısıyla, Allah’a ait olan gerçek mülkiyet realitede halka aittir. ‘Allah’ın’ evi, ‘Allah’ın malı’, ‘Allah yolunda intak’ ve sosyal, genel mülkiyetle ilgili şeylerin tamamı, İslam’da, Allah nedeniyle, Allah için ve Allah’a ait olan mallar, eşyalar ve davranışlar olarak tanımlanır. Nitekim Ebu Zerr (bu tanımın en iyi yorumcusu), Muaviye (...) için şöyle yorumlar: Mal Allah’ındır, nesnel realitede ise, mal insanlarındır; benim, senin, Hasan’ın, Hüseyin’in değildir. Bundan dolayı, Allah’ın mülkiyeti, bireylerin mülkiyetinin reddedilmesi ve toplu mülkiyetin gerçekleştirilmesidir.” der…

“Yeryüzünde zayıf bırakılanlara lülufta bulunmak, onları önderler yapmak, varis kılmak, onlara yeryüzünde bir mekan vermek, Firavun’a, Haman’a ve onlardan olan askerlerine korktukları şeyi göstermek istedik.”(kasas 5-6)

aslında bütün mesele nedir biliyor musunuz kardeşim…bence bütün mesele analyış meselesidir…islam’a-özellikle iktisadi boyutuna- hz. Muaviye gözüyle mi baktığınız yoksa Ebuzer(r.a) hazretlerinin gözüyle mi baktığınız meselisidir…evet ben Ebuzer hazretlerinin anlayışını benimsiyorum…özellikle kapitalizmin insanlar arasında yarattığı aşılamaz uçurumları, çelişkileri gördükçe 1400 sene önceden ebuzer hazretlerinin bu nebevi anlayışını kelimelerle anlatmak imkansız bir hal alıyor…bugün abdestli kapitalistleri, büyük holding sahibi müslüman sermayedarları gördükçe…İslam böyle bir şeye asla ve kata razı olmaz diye düşünüyorum…tabi haklı olarak kapitalist düzenle İslam’ın kendine has karma ekonomi sistemi arasındaki farkları hatırlatacaksınız bana ama başta da belirttiğim gibi mesele artık fazladan bir cübbe sahibi omaktan öte bir şeydir…sizin anlayışınız doğrultusunda faizin olmadığı, haksız rekabetlere izin verilmediği, fahiş fiyatların önüne geçildiği, yer yer devlet müdahalesine açık bir mekanizmanın pratize edilediği islami bir düzende dahi bu tür sınıfsal çelişkilerin, insanlar arası uçurumların önüne geçilmesi imkansızdır…çünkü çağın kendine has üretim araçları ve yöntemleri var...devlet tam anlamıyla kontrolü ele almadığı vakit büyük balığın küçük balığı yuttuğu vahim bir durumun hasıl olması kaçınılmazdır…

neyse…yine de İslam her şeye rağmen İslam…
…saygı duyduğumu, saygı duymanız gerektiğini söylememe gerek yok sanırım...ki ben islami formda ele alınmayan her tür düşünceye değil saygı duymak elimde güç olsa en meşru faşizan yöntemlerle onu sindirmeye ve yeryüzünden silmeye çalışırım…herkes istediğini düşünebilir, kafasından dışarı çıkarmadığı sürece…
teşekkürler…
vesselam…
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:-ölçü şu kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...
-mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak...
detaylarını inşaallah zamanla hem ben öğrenirim, içselleştiririm hem de sizlere uygun konuların başlığı altında sunmaya çalışacağım...ilginiz için teşekkürler...vesselam


a)

“kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...”

Hocam bu Salt “Sosyalist iktisadi Doktirin” değilmidir, Solcuların savunduğu, Bu ne kadar İslami dir ? tabiî ki tam manasıyla kapitalist manteli de İslami değildir İslamın Sosyal adaleti düzenleyen makenizmaları da vardır:

Zekat, Beytûl Mal(Devlet eliyle sosyal dengeleme)
ama, rekabeti serbest teşebbüsü, piyasayı İslam engellemez acımasız olursa ancak müdahil olur kıtlık, karaborsa, aşırı fiyatlandırma ve kâr v.b durumlarda….

Asrı Sâdr Tarihinde bir misalini bilmiyorum…


b)

"mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak..."


Mülk Allah’ındır fakat “Allah dilediğine dilediği kadar verir” (1)

mülkiyet hakkını geçelim,

yukarıdaki anlattıklarınızda bence “salt Sosyalist Doktirinler”

Şunu söylemek istiyorum:

Asr-ı sâdr da Muaviye ye rahat vermeyen en sonunda sürmek zorunda kaldığı Şerefli, dünyalığa ehemmiyet vermeyen, örnek şahsiyet yoksul Hz. Ebûzer r.a, olduğu gibi son derece varlıklı zengin iyi giyinmesini seven servetlerinin hesabı yapılamayan, ticaretle uğraşan:
Hz. Ebubekir r.a, Hz. Talha bin Ubeydullah r.a Hz. Abdurrahman bin Avf r.a gibi Sahabeler de vardı…
İslamda sizin fikirlerinize uygun bence tarihi bir veri de yoktur:

Serbest teşebbüsü, hele hele serbest mülkiyeti Piyasayı İslam engellemez. Sadece, haksız acımasız rekabet halinde müdahil olur…


Sonuç olarak şunu söylemek isterim:

Tabiî ki en ideal sizin dediğinizse İslamda da varsa katılmak lasım, "aklın yolu bir" ama, ben öyle düşünmüyorum. Bu sizin bahsettiğiniz fikirler:

ta Karl Marks dan başlayan Marksizmin, Leninin Formüle edip uyguladığı Komunizmin, hedeflenen (idealize edilen) "Sosyalizmin" İktisadi ayağıdır…

tabiî ki revaçta olduğu dönem İslam ülkelerindeki Entelektüeller, Filozoflar da bu fikir ve felsefeden etkilenmişlerdir ve İslami bir sosyalizm geliştirmişlerdir Bu fikir İran’lı büyük Şehid fikr adamı Ali Şeriatinin “İslam da Sosyal Adalet” kitabıyla( D ) zirveye ulaşmıştır…

o dönemin şartlarında bu normaldir…

ama bu İdeoloji "eşyanın tabiatına" aykırı olduğu için çökmüştür. Bir tane de İslamileşmemiş uygulamada başarılı bir örneği yoktur…

Son olarak da,

İslami Düzende:
Sosyal adalet vardır. ama Sosyalizm deki sosyalizm den anlaşılan "sosyal adalet" değildir kendine has "özgün" dür..

İslami Düzende:
Kapitalizm yoktur ama Serbest teşebbüs, Serbest mülkiyet hakkı vardır...
Ekonomi merkeziyetçi devlet kontrolunda değildir piyasa rekabet vardır yalnız rekabette her şey mübah değildir, devlet müdahildir...

hocam bu benim fikrim…
Saygılar…







(1) (bakara 212)

hehehehehegülücükhehehehehegülücük
Doğrusu farklı bir tepki beklemek hatalı olurdu…günümüz hakim ideolojisi kapitalizmin atmosferi altında yaşayan, havasını soluyan ve ifadeleri de ancak bu doğrultuda olabilen -menfaat, bireycilik, kar, kazanç vs vs-islama da ancak bu anlayış üzerinden bakabilen ortalama bir müslümanın söyleyebileceğinden daha fazla ya da daha farklı bir şey söylemediniz, olsun bu da bir eleştiridir...ama ben mevcut katı kapitalist sömürüsünün zihinleri soysuzşatırdığı ve insanı kendine yabancılaştırdığı, bütün insani değerlere karşı kayıtsız kıldığı bir ortamda dahi adalet, paylaşma, emek, dayanışma, ahlak gibi kavramları özellikle kulllanmaktan geri durmayacağım-biiznillah-

Açıkçası sizin gibi düşünenelerin “liberal İslam” yorumu itiraf etmeliyim ki kendi içinde çok daha tutarlı ve “islami görünüyor”…
ama mesele o kadar da basit değil…birilerinin İslam sosyalizmi dediği birilerinin sol İslam dediği benimse seyyid kutub’un kitabına isim olarak verdiği -islam’da sosyal adalet, burada bir karışıklık olmuş ,bu kitap s.kutub’un, ama a. Şeraiti de söylediğiniz gibi bu konuda çok daha radikal,gelenekten uzak bir anlayışın savunuculuğunu yapmıştır- gibi sosyal adaletçliğin tam anlamıyla “İslam”’daki ya da İslam tarihi içindeki yerini gösteremeyeceğim gibi liberalizmin/kapitalizmin kıyasıya sıkı bir eleştirisini de yapabilecek birikime ve donanıma sahip değilim, bunu böylece belirtmiş olayım…
fakat şunu kesinkes bilmeliyiz ki bugünkü büyük fabrikaların, üretim mekanizmalarının özelleştirilmesi ya da tekelleştirilmesi, devletin ekonomik ilişkileri kontrol altında tutmaması ve serbest bırakması asla ve asla sadrı islam’daki dönemle kıyaslanamaz, ve böylece meşru gösterilemez…bir fabrikada bugün bilerce kişi çalıştırılabilmekte ve “artı değer” insafsızca patronlara bırakılmaktadır…bir tarafta gökdelenlerde her türlü lüks ve sefahat içinde yaşayan, çalıştırdıkları ya da sırtından geçindikleri insanların hayal dahi edemeyeceği yiyecek, araba vs vs sahibi olan tamamen tüketen asalak zümre ya da kurani kavramı kullanacak olursak “mele ve mütrefin” diğer tarafta gecekondularda yaşayan, insani her tür faaliyetten mahrum, gece gündüz efendilerine çalışan, üretim yapan fakat buna rağmen “artı değer”in çok cüzi bir miktarına layık görülen, yine kurani kavramla mustazaflar …bu zulme, haksızlığa islam’daki ferdi mülkiyet kaidesi ile meşruluk kazandırmaya çalışmak islamın ruhuna adalet ve eşitlik anlayışına tamamen yabancı olmayı gerektirir…asrı saadette hazreti ebu bekr’in iki cübbesi vardı da ammar’ın bir cübbesi vardı ya da hazreti ebu bekr tarlasını sürmak üzere 5-10 işçi çalıştırıyordu da diğer tarafta hiç tarla sahibi olmayan sahabi vardı, dolayısıyla bugün de pekala birileri fabrika sahibi olup 1000 lerce işçi çalıştırabilir, dilediği fiyatı koyar ve böylece insanlar arasında gerek ekonomik gerekse buna bağlı olarak sosyal statülerde uçurumlar olabilir demek, ne kadar islami olur bilmiyorum…
aslında meseleyi çok fazla detaylandırmak ve böylece işi daha bir çıkmaza sokmak vakit kaybından ziyade genelde olduğu üzere haybeye bir uğraş oluyor…zira “benim fikrim” dediğiniz argümanlar sizden çıkmadığı gibi benim de burada islamın iktisadi boyutuna yönelik kullandığım argümanlar banim ortaya çıkardığım fikirler değildir…sizin fikirlerinizden bihaber olmadığım gibi siz de gördüğüm kadarıyla benim söylediklerime hiç te yabancı değilsiniz…ama madem mesele bir şeyler paylaşmak-konuşmak ve böylece beyin jimnastiği yapmak…mühim gördüğüm birkaç noktaya daha değinmeye çalışacağım-inşaallah-

mesela zekat meselesi… “Herkes İslami zekatını verdi. Bundan sonra eğer bir tuğlası altından, bir tuğlası da gümüşten bir saray veya köşk yaptırsa, Allah’ın, bizim ve halkın hoşnutluğunu kazanır.” görüşünü ileri süren yöneticilere karşı Ebuzer hazretleri Kuranın kenz (sermaye) ayetini - “Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğu, insanların malını haksızlıkla yerler ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenleri elim bir azapla müjdele!- okuyarak meselenin, belirlenmiş zekat miktarı vermek olmadığını asıl meselenin sermayedarlık meselesi olduğunu ayette servetin neden belirli ellerde yığılarak, halk için harcanmadığını sorgular…bu sebeple İslam devleti servet biriktirmeye, halkın sömürülmesine ya da yoksullaştırılmasına ortam hazırlanmasına karşı kesin önlemler alır…seddi zerai meselesi…

tabi sosyal adaletçilikten bahsedilir de Ali Şeraiti’den söz etmemek yanlış olur. Özellikle “kıst ve adalet” mefhumlarına dair söylediklerini eklemek isterim...Ali Şeraiti der ki:

“Adalet sessiz ve mutlu olduğunda kıstın itiraz ettiğini ve öfkeli olduğunu görüyoruz. Kıstın yargı ve adalet sistemiyle bağı yoktur; mülkiyet düzeni ve ekonomik alt yapıya aittir. Ürettiğinden fazla kar sağlayan kişi, bu fazla miktarı başkasının payından almış demektir. Adalete sahip olabilmek için yargıda reform yapmak gerekir; kıst içinse, ekonomik alt yapıyı değiştirmelidir. Kıst ancak mülkiyet düzeninde sosyal bir devrimle mümkündür.”
“Allah’ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti (kıst) emredenleri öldürenler: işte onlar için acıklı bir azabı müjdele.” (ali imran-21)
ve yine Şeriati’nin özel mülkiyete dair söyledikleri:
“…kişisel iş ile üretilmemiş olan, Allah’ın yarattığı doğal kaynaklar ve madenlerin genel mülkiyeti vardır. Dolayısıyla, mülkiyet yalnızca iş temelinde gerçekleşir ve yalnızca çalışan insanlar mülkiyete hak kazanırlar. Bu nedenle, esasen, işin hizmete sokulması için sermaye üzerine mülkiyet olmasının bir anlamı yoktur. Mülkiyet bu şekilde, insanın kendi kazandığı üzerindeki hakkı anlamına gelmekledir. Şu halde mülkiyet sahibi işçidir.”
Başka bir yerde ise şu ifadeleri kullanır:
(...) İslami dünya görüşünde Allah’ın temsilcisi ise, halktır. Dolayısıyla, Allah’a ait olan gerçek mülkiyet realitede halka aittir. ‘Allah’ın’ evi, ‘Allah’ın malı’, ‘Allah yolunda intak’ ve sosyal, genel mülkiyetle ilgili şeylerin tamamı, İslam’da, Allah nedeniyle, Allah için ve Allah’a ait olan mallar, eşyalar ve davranışlar olarak tanımlanır. Nitekim Ebu Zerr (bu tanımın en iyi yorumcusu), Muaviye (...) için şöyle yorumlar: Mal Allah’ındır, nesnel realitede ise, mal insanlarındır; benim, senin, Hasan’ın, Hüseyin’in değildir. Bundan dolayı, Allah’ın mülkiyeti, bireylerin mülkiyetinin reddedilmesi ve toplu mülkiyetin gerçekleştirilmesidir.” der…

“Yeryüzünde zayıf bırakılanlara lülufta bulunmak, onları önderler yapmak, varis kılmak, onlara yeryüzünde bir mekan vermek, Firavun’a, Haman’a ve onlardan olan askerlerine korktukları şeyi göstermek istedik.”(kasas 5-6)

aslında bütün mesele nedir biliyor musunuz kardeşim…bence bütün mesele analyış meselesidir…islam’a-özellikle iktisadi boyutuna- hz. Muaviye gözüyle mi baktığınız yoksa Ebuzer(r.a) hazretlerinin gözüyle mi baktığınız meselisidir…evet ben Ebuzer hazretlerinin anlayışını benimsiyorum…özellikle kapitalizmin insanlar arasında yarattığı aşılamaz uçurumları, çelişkileri gördükçe 1400 sene önceden ebuzer hazretlerinin bu nebevi anlayışını kelimelerle anlatmak imkansız bir hal alıyor…bugün abdestli kapitalistleri, büyük holding sahibi müslüman sermayedarları gördükçe…İslam böyle bir şeye asla ve kata razı olmaz diye düşünüyorum…tabi haklı olarak kapitalist düzenle İslam’ın kendine has karma ekonomi sistemi arasındaki farkları hatırlatacaksınız bana ama başta da belirttiğim gibi mesele artık fazladan bir cübbe sahibi omaktan öte bir şeydir…sizin anlayışınız doğrultusunda faizin olmadığı, haksız rekabetlere izin verilmediği, fahiş fiyatların önüne geçildiği, yer yer devlet müdahalesine açık bir mekanizmanın pratize edilediği islami bir düzende dahi bu tür sınıfsal çelişkilerin, insanlar arası uçurumların önüne geçilmesi imkansızdır…çünkü çağın kendine has üretim araçları ve yöntemleri var...devlet tam anlamıyla kontrolü ele almadığı vakit büyük balığın küçük balığı yuttuğu vahim bir durumun hasıl olması kaçınılmazdır…

neyse…yine de İslam her şeye rağmen İslam…
…saygı duyduğumu, saygı duymanız gerektiğini söylememe gerek yok sanırım...ki ben islami formda ele alınmayan her tür düşünceye değil saygı duymak elimde güç olsa en meşru faşizan yöntemlerle onu sindirmeye ve yeryüzünden silmeye çalışırım…herkes istediğini düşünebilir, kafasından dışarı çıkarmadığı sürece…
teşekkürler…
vesselam…


Düzeltme: Burada hata yapmışım, Ali Şeriati'nin böyle bir kitabı yoktur...

Belirtmek istediğim kitap, "İslam Sosyojisi üzerine" (Ali ŞERİATİ)
adı geçen kitap, "İslamda Sosyal Adalet" Şehid Prof.Dr. Seyyid KUTUB'undur...

“benim fikrim” dediğiniz argümanlar...
Buradan kastım şu ana kadar okuduklarımdan, Yaşadıklarımdan tecrubeyle Düşünsel sürecimin geldiği nokta...

Argümanlar tabiki Referanslarım...



"Doğrusu farklı bir tepki beklemek hatalı olurdu…günümüz hakim ideolojisi kapitalizmin atmosferi altında yaşayan, havasını soluyan ve ifadeleri de ancak bu doğrultuda olabilen -menfaat, bireycilik, kar, kazanç vs vs-islama da ancak bu anlayış üzerinden bakabilen ortalama bir müslümanın söyleyebileceğinden daha fazla ya da daha farklı bir şey söylemediniz"

alkışSmile
Hocam, sizin belirtiğiniz gibi "ortalama bir müslümanın" yani benim,
kapasitem bu kadar, ne yapalım, ama "Bilgiye" açığım, benim kapsitemde biri için zor ama, gelişir bakarsınız...

Hocam, size Hz. Ebûzer olan saygım kadar saygım var çünkü; onu, örnek almışsınız...


yalnız,
Belirtmişsiniz sizin düşünceniz,

"ben islami formda ele alınmayan her tür düşünceye değil saygı duymak elimde güç olsa en meşru faşizan yöntemlerle onu sindirmeye ve yeryüzünden silmeye çalışırım…herkes istediğini düşünebilir, kafasından dışarı çıkarmadığı sürece…
teşekkürler"

Bende, hakaret ve saldırı, olmadığı sürece kesinlikle böyle bir şeye izin vermem, hele İslam adına yapılmasına kesinlikle...

ben Teşekk. ederim..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 27-05-2008, Saat:09:44 PM, Düzenleyen: seminal.
münzevi_yürekli
Cvp: RE: DEFNE ORMANI/MELİH CEVDET ANDAY
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
seminal Adlı Kullanıcıdan Alıntı:
Ebûzer Adlı Kullanıcıdan Alıntı:-ölçü şu kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...
-mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak...
detaylarını inşaallah zamanla hem ben öğrenirim, içselleştiririm hem de sizlere uygun konuların başlığı altında sunmaya çalışacağım...ilginiz için teşekkürler...vesselam


a)

“kardeşim “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar”
-kesinlikle serbest piyasaya karşıyım...liberalizm-iktisadi boyutu- orman kanunlarının iktsadi hayata uygulanmasından başka bir şey değildir...”

Hocam bu Salt “Sosyalist iktisadi Doktirin” değilmidir, Solcuların savunduğu, Bu ne kadar İslami dir ? tabiî ki tam manasıyla kapitalist manteli de İslami değildir İslamın Sosyal adaleti düzenleyen makenizmaları da vardır:

Zekat, Beytûl Mal(Devlet eliyle sosyal dengeleme)
ama, rekabeti serbest teşebbüsü, piyasayı İslam engellemez acımasız olursa ancak müdahil olur kıtlık, karaborsa, aşırı fiyatlandırma ve kâr v.b durumlarda….

Asrı Sâdr Tarihinde bir misalini bilmiyorum…


b)

"mülkiyet Allah'ındır ve topluma emanettir, şahıslara değil-özellikle madenler, petrol,doğalgaz, kömür vs vs...-...fakat bu demek değildir ki komünist düzende olduğu gibi mutlak bir mülkiyetsizlik olacak...çalışan kişi sadece çalıştığının, emek verdiğinin sahibidir, bu da devlet müdahalesinden kesinkes azade olduğu anlamına gelmez...örneğin 3 yıl süreyle işletilmeyen toprak sahibinden çıkar...russelin ifadesiyle "sayın lord! bu kadar serveti ve varlığı elde etmek için doğma sıkıntısından başka ne zahmet çektiniz?” dediği kişilerin bu ideal toplumda bulunması muhaldir...kısacası bu toplumda s. sabancılar olmayacağı gibi gecekonducular da olmaycak..."


Mülk Allah’ındır fakat “Allah dilediğine dilediği kadar verir” (1)

mülkiyet hakkını geçelim,

yukarıdaki anlattıklarınızda bence “salt Sosyalist Doktirinler”

Şunu söylemek istiyorum:

Asr-ı sâdr da Muaviye ye rahat vermeyen en sonunda sürmek zorunda kaldığı Şerefli, dünyalığa ehemmiyet vermeyen, örnek şahsiyet yoksul Hz. Ebûzer r.a, olduğu gibi son derece varlıklı zengin iyi giyinmesini seven servetlerinin hesabı yapılamayan, ticaretle uğraşan:
Hz. Ebubekir r.a, Hz. Talha bin Ubeydullah r.a Hz. Abdurrahman bin Avf r.a gibi Sahabeler de vardı…
İslamda sizin fikirlerinize uygun bence tarihi bir veri de yoktur:

Serbest teşebbüsü, hele hele serbest mülkiyeti Piyasayı İslam engellemez. Sadece, haksız acımasız rekabet halinde müdahil olur…


Sonuç olarak şunu söylemek isterim:

Tabiî ki en ideal sizin dediğinizse İslamda da varsa katılmak lasım, "aklın yolu bir" ama, ben öyle düşünmüyorum. Bu sizin bahsettiğiniz fikirler:

ta Karl Marks dan başlayan Marksizmin, Leninin Formüle edip uyguladığı Komunizmin, hedeflenen (idealize edilen) "Sosyalizmin" İktisadi ayağıdır…

tabiî ki revaçta olduğu dönem İslam ülkelerindeki Entelektüeller, Filozoflar da bu fikir ve felsefeden etkilenmişlerdir ve İslami bir sosyalizm geliştirmişlerdir Bu fikir İran’lı büyük Şehid fikr adamı Ali Şeriatinin “İslam da Sosyal Adalet” kitabıyla( D ) zirveye ulaşmıştır…

o dönemin şartlarında bu normaldir…

ama bu İdeoloji "eşyanın tabiatına" aykırı olduğu için çökmüştür. Bir tane de İslamileşmemiş uygulamada başarılı bir örneği yoktur…

Son olarak da,

İslami Düzende:
Sosyal adalet vardır. ama Sosyalizm deki sosyalizm den anlaşılan "sosyal adalet" değildir kendine has "özgün" dür..

İslami Düzende:
Kapitalizm yoktur ama Serbest teşebbüs, Serbest mülkiyet hakkı vardır...
Ekonomi merkeziyetçi devlet kontrolunda değildir piyasa rekabet vardır yalnız rekabette her şey mübah değildir, devlet müdahildir...

hocam bu benim fikrim…
Saygılar…







(1) (bakara 212)

hehehehehegülücükhehehehehegülücük
Doğrusu farklı bir tepki beklemek hatalı olurdu…günümüz hakim ideolojisi kapitalizmin atmosferi altında yaşayan, havasını soluyan ve ifadeleri de ancak bu doğrultuda olabilen -menfaat, bireycilik, kar, kazanç vs vs-islama da ancak bu anlayış üzerinden bakabilen ortalama bir müslümanın söyleyebileceğinden daha fazla ya da daha farklı bir şey söylemediniz, olsun bu da bir eleştiridir...ama ben mevcut katı kapitalist sömürüsünün zihinleri soysuzşatırdığı ve insanı kendine yabancılaştırdığı, bütün insani değerlere karşı kayıtsız kıldığı bir ortamda dahi adalet, paylaşma, emek, dayanışma, ahlak gibi kavramları özellikle kulllanmaktan geri durmayacağım-biiznillah-

Açıkçası sizin gibi düşünenelerin “liberal İslam” yorumu itiraf etmeliyim ki kendi içinde çok daha tutarlı ve “islami görünüyor”…
ama mesele o kadar da basit değil…birilerinin İslam sosyalizmi dediği birilerinin sol İslam dediği benimse seyyid kutub’un kitabına isim olarak verdiği -islam’da sosyal adalet, burada bir karışıklık olmuş ,bu kitap s.kutub’un, ama a. Şeraiti de söylediğiniz gibi bu konuda çok daha radikal,gelenekten uzak bir anlayışın savunuculuğunu yapmıştır- gibi sosyal adaletçliğin tam anlamıyla “İslam”’daki ya da İslam tarihi içindeki yerini gösteremeyeceğim gibi liberalizmin/kapitalizmin kıyasıya sıkı bir eleştirisini de yapabilecek birikime ve donanıma sahip değilim, bunu böylece belirtmiş olayım…
fakat şunu kesinkes bilmeliyiz ki bugünkü büyük fabrikaların, üretim mekanizmalarının özelleştirilmesi ya da tekelleştirilmesi, devletin ekonomik ilişkileri kontrol altında tutmaması ve serbest bırakması asla ve asla sadrı islam’daki dönemle kıyaslanamaz, ve böylece meşru gösterilemez…bir fabrikada bugün bilerce kişi çalıştırılabilmekte ve “artı değer” insafsızca patronlara bırakılmaktadır…bir tarafta gökdelenlerde her türlü lüks ve sefahat içinde yaşayan, çalıştırdıkları ya da sırtından geçindikleri insanların hayal dahi edemeyeceği yiyecek, araba vs vs sahibi olan tamamen tüketen asalak zümre ya da kurani kavramı kullanacak olursak “mele ve mütrefin” diğer tarafta gecekondularda yaşayan, insani her tür faaliyetten mahrum, gece gündüz efendilerine çalışan, üretim yapan fakat buna rağmen “artı değer”in çok cüzi bir miktarına layık görülen, yine kurani kavramla mustazaflar …bu zulme, haksızlığa islam’daki ferdi mülkiyet kaidesi ile meşruluk kazandırmaya çalışmak islamın ruhuna adalet ve eşitlik anlayışına tamamen yabancı olmayı gerektirir…asrı saadette hazreti ebu bekr’in iki cübbesi vardı da ammar’ın bir cübbesi vardı ya da hazreti ebu bekr tarlasını sürmak üzere 5-10 işçi çalıştırıyordu da diğer tarafta hiç tarla sahibi olmayan sahabi vardı, dolayısıyla bugün de pekala birileri fabrika sahibi olup 1000 lerce işçi çalıştırabilir, dilediği fiyatı koyar ve böylece insanlar arasında gerek ekonomik gerekse buna bağlı olarak sosyal statülerde uçurumlar olabilir demek, ne kadar islami olur bilmiyorum…
aslında meseleyi çok fazla detaylandırmak ve böylece işi daha bir çıkmaza sokmak vakit kaybından ziyade genelde olduğu üzere haybeye bir uğraş oluyor…zira “benim fikrim” dediğiniz argümanlar sizden çıkmadığı gibi benim de burada islamın iktisadi boyutuna yönelik kullandığım argümanlar banim ortaya çıkardığım fikirler değildir…sizin fikirlerinizden bihaber olmadığım gibi siz de gördüğüm kadarıyla benim söylediklerime hiç te yabancı değilsiniz…ama madem mesele bir şeyler paylaşmak-konuşmak ve böylece beyin jimnastiği yapmak…mühim gördüğüm birkaç noktaya daha değinmeye çalışacağım-inşaallah-

mesela zekat meselesi… “Herkes İslami zekatını verdi. Bundan sonra eğer bir tuğlası altından, bir tuğlası da gümüşten bir saray veya köşk yaptırsa, Allah’ın, bizim ve halkın hoşnutluğunu kazanır.” görüşünü ileri süren yöneticilere karşı Ebuzer hazretleri Kuranın kenz (sermaye) ayetini - “Ey iman edenler, hahamların ve rahiplerin çoğu, insanların malını haksızlıkla yerler ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda infak etmeyenleri elim bir azapla müjdele!- okuyarak meselenin, belirlenmiş zekat miktarı vermek olmadığını asıl meselenin sermayedarlık meselesi olduğunu ayette servetin neden belirli ellerde yığılarak, halk için harcanmadığını sorgular…bu sebeple İslam devleti servet biriktirmeye, halkın sömürülmesine ya da yoksullaştırılmasına ortam hazırlanmasına karşı kesin önlemler alır…seddi zerai meselesi…

tabi sosyal adaletçilikten bahsedilir de Ali Şeraiti’den söz etmemek yanlış olur. Özellikle “kıst ve adalet” mefhumlarına dair söylediklerini eklemek isterim...Ali Şeraiti der ki:

“Adalet sessiz ve mutlu olduğunda kıstın itiraz ettiğini ve öfkeli olduğunu görüyoruz. Kıstın yargı ve adalet sistemiyle bağı yoktur; mülkiyet düzeni ve ekonomik alt yapıya aittir. Ürettiğinden fazla kar sağlayan kişi, bu fazla miktarı başkasının payından almış demektir. Adalete sahip olabilmek için yargıda reform yapmak gerekir; kıst içinse, ekonomik alt yapıyı değiştirmelidir. Kıst ancak mülkiyet düzeninde sosyal bir devrimle mümkündür.”
“Allah’ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti (kıst) emredenleri öldürenler: işte onlar için acıklı bir azabı müjdele.” (ali imran-21)
ve yine Şeriati’nin özel mülkiyete dair söyledikleri:
“…kişisel iş ile üretilmemiş olan, Allah’ın yarattığı doğal kaynaklar ve madenlerin genel mülkiyeti vardır. Dolayısıyla, mülkiyet yalnızca iş temelinde gerçekleşir ve yalnızca çalışan insanlar mülkiyete hak kazanırlar. Bu nedenle, esasen, işin hizmete sokulması için sermaye üzerine mülkiyet olmasının bir anlamı yoktur. Mülkiyet bu şekilde, insanın kendi kazandığı üzerindeki hakkı anlamına gelmekledir. Şu halde mülkiyet sahibi işçidir.”
Başka bir yerde ise şu ifadeleri kullanır:
(...) İslami dünya görüşünde Allah’ın temsilcisi ise, halktır. Dolayısıyla, Allah’a ait olan gerçek mülkiyet realitede halka aittir. ‘Allah’ın’ evi, ‘Allah’ın malı’, ‘Allah yolunda intak’ ve sosyal, genel mülkiyetle ilgili şeylerin tamamı, İslam’da, Allah nedeniyle, Allah için ve Allah’a ait olan mallar, eşyalar ve davranışlar olarak tanımlanır. Nitekim Ebu Zerr (bu tanımın en iyi yorumcusu), Muaviye (...) için şöyle yorumlar: Mal Allah’ındır, nesnel realitede ise, mal insanlarındır; benim, senin, Hasan’ın, Hüseyin’in değildir. Bundan dolayı, Allah’ın mülkiyeti, bireylerin mülkiyetinin reddedilmesi ve toplu mülkiyetin gerçekleştirilmesidir.” der…

“Yeryüzünde zayıf bırakılanlara lülufta bulunmak, onları önderler yapmak, varis kılmak, onlara yeryüzünde bir mekan vermek, Firavun’a, Haman’a ve onlardan olan askerlerine korktukları şeyi göstermek istedik.”(kasas 5-6)

aslında bütün mesele nedir biliyor musunuz kardeşim…bence bütün mesele analyış meselesidir…islam’a-özellikle iktisadi boyutuna- hz. Muaviye gözüyle mi baktığınız yoksa Ebuzer(r.a) hazretlerinin gözüyle mi baktığınız meselisidir…evet ben Ebuzer hazretlerinin anlayışını benimsiyorum…özellikle kapitalizmin insanlar arasında yarattığı aşılamaz uçurumları, çelişkileri gördükçe 1400 sene önceden ebuzer hazretlerinin bu nebevi anlayışını kelimelerle anlatmak imkansız bir hal alıyor…bugün abdestli kapitalistleri, büyük holding sahibi müslüman sermayedarları gördükçe…İslam böyle bir şeye asla ve kata razı olmaz diye düşünüyorum…tabi haklı olarak kapitalist düzenle İslam’ın kendine has karma ekonomi sistemi arasındaki farkları hatırlatacaksınız bana ama başta da belirttiğim gibi mesele artık fazladan bir cübbe sahibi omaktan öte bir şeydir…sizin anlayışınız doğrultusunda faizin olmadığı, haksız rekabetlere izin verilmediği, fahiş fiyatların önüne geçildiği, yer yer devlet müdahalesine açık bir mekanizmanın pratize edilediği islami bir düzende dahi bu tür sınıfsal çelişkilerin, insanlar arası uçurumların önüne geçilmesi imkansızdır…çünkü çağın kendine has üretim araçları ve yöntemleri var...devlet tam anlamıyla kontrolü ele almadığı vakit büyük balığın küçük balığı yuttuğu vahim bir durumun hasıl olması kaçınılmazdır…

neyse…yine de İslam her şeye rağmen İslam…
…saygı duyduğumu, saygı duymanız gerektiğini söylememe gerek yok sanırım...ki ben islami formda ele alınmayan her tür düşünceye değil saygı duymak elimde güç olsa en meşru faşizan yöntemlerle onu sindirmeye ve yeryüzünden silmeye çalışırım…herkes istediğini düşünebilir, kafasından dışarı çıkarmadığı sürece…
teşekkürler…
vesselam…


Düzeltme: Burada hata yapmışım, Ali Şeriati'nin böyle bir kitabı yoktur...

Belirtmek istediğim kitap, "İslam Sosyojisi üzerine" (Ali ŞERİATİ)
adı geçen kitap, "İslamda Sosyal Adalet" Şehid Prof.Dr. Seyyid KUTUB'undur...

“benim fikrim” dediğiniz argümanlar...
Buradan kastım şu ana kadar okuduklarımdan, Yaşadıklarımdan tecrubeyle Düşünsel sürecimin geldiği nokta...

Argümanlar tabiki Referanslarım...



"Doğrusu farklı bir tepki beklemek hatalı olurdu…günümüz hakim ideolojisi kapitalizmin atmosferi altında yaşayan, havasını soluyan ve ifadeleri de ancak bu doğrultuda olabilen -menfaat, bireycilik, kar, kazanç vs vs-islama da ancak bu anlayış üzerinden bakabilen ortalama bir müslümanın söyleyebileceğinden daha fazla ya da daha farklı bir şey söylemediniz"

alkışSmile
Hocam, sizin belirtiğiniz gibi "ortalama bir müslümanın" yani benim,
kapasitem bu kadar, ne yapalım, ama "Bilgiye" açığım, benim kapsitemde biri için zor ama, gelişir bakarsınız...

Hocam, size Hz. Ebûzer olan saygım kadar saygım var çünkü; onu, örnek almışsınız...


yalnız,
Belirtmişsiniz sizin düşünceniz,

"ben islami formda ele alınmayan her tür düşünceye değil saygı duymak elimde güç olsa en meşru faşizan yöntemlerle onu sindirmeye ve yeryüzünden silmeye çalışırım…herkes istediğini düşünebilir, kafasından dışarı çıkarmadığı sürece…
teşekkürler"

Bende, hakaret ve saldırı, olmadığı sürece kesinlikle böyle bir şeye izin vermem, hele İslam adına yapılmasına kesinlikle...

ben Teşekk. ederim..
“benim fikrim” dediğiniz argümanlar...
Buradan kastım şu ana kadar okuduklarımdan, Yaşadıklarımdan tecrubeyle Düşünsel sürecimin geldiği nokta...

Argümanlar tabiki Referanslarım...
tamam benim de kastettiğim bundan başka bir şey değil...belirttiğim gibi aynı durum benim için de geçerli...
alkışSmile
"Hocam, sizin belirtiğiniz gibi "ortalama bir müslümanın" yani benim,
kapasitem bu kadar, ne yapalım, ama "Bilgiye" açığım, benim kapsitemde biri için zor ama, gelişir bakarsınız..."
estağfirullah ne demek...ben burada sizi tahkir etmek ya da sıradan gördüğümden bu ifadeyi kullanmadım...yaşadığımız kapitalist ortamın, mevcut vakanın tespiti açısından...yoksa siz ve sizin gibi toplumsal meselere kafa yoran, insanlığın sorunlarını kendine dert edinmiş mümtaz bir şahsı; bütün hayatı yemek-içmek- ve ölüp-gitmek olarak anlayan ve hayata bu açıdan bakan günümüz lümpen gençliğinin onlarcasına değişmem...
"Hocam, size Hz. Ebûzer olan saygım kadar saygım var çünkü; onu, örnek almışsınız..."
eyvallah, Allah razı olsun, saygı ve takdir bizi anlayana...

İslam
Esenlik
İnsanlık
Kitap
İnkılap…
Vesselam
Ay vurunca çatlatır göğsümdeki mahşeri
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.

Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.