Hanefilere Göre:
Ebu Hanife ve arkadaşlarına göre gusül abdesti olmayanların içinde durmaksızın geçmek suretiyle de olsa mescide girmeleri haramdır. Ancak evinin kapısı mescide açılan kişiler kapılarının yönünü değiştiremiyorlar ve oturacak başka bir ev de bulamıyorlar ise ortada bir zaruret bulunduğu için mescitten geçebilirler.
Bir hatırlatma:Cünüb, hayızlı ve lohusanın iş yerlerinde veya okullarda mescit olarak tahsis edilen bölgelere girmelerinde bir mahzur yoktur. Çünkü Hanefi Mezhebinde gusül abdesti olmayan kişilerin girişinin haram kılındığı "mescitler" her zaman halka açık bulunan alanlardır. Oysa ki okul ve işyeri, kapatılması halinde cemaatten uzak kalacaktır.
Kaynak
Hattabi, a.g.e., c.2, s.313., Bilmen, Ö.N, İlmihal, s.87 vd.)Hanefi Mezhebinin Delilleri:
Hanefi alimleri Cesra binti Dicace’nin "Ben hayızlı ve cünübe mescidi helâl kılmıyorum" mealindeki hadisi ile amel etmişlerdir.
(Ebu Davud, Tahâre, 93, H.232.)
Şafiilere Göre:
Şafii Mezhebinde gusül abdesti olmayanların mescitte durmaları haramdır. Fakat kişi mescitte iken ihtilâm olmuş ve mescidin kapıları üzerine kapatılmışsa yahut gusül abdesti olmayan herhangi bir kişi mescitten çıktığı taktirde malının telef olmasından korkarsa zaruret icabı- teyemmüm yaparak mescitte kalabilir.
Bir hatırlatma:Şafii mezhebi hayızlı ve cünübün mescitten geçmesini ayrı bir konu olarak ele almış ve cünübün mescitten geçmesinin caiz olduğunu söylemiştir. Hayızlı kadının mescidi kirletme korkusu varsa geçmesi haram, böyle bir korkusu yoksa mekruhtur.
Şafii Mezhebinin Delilleri:
Şafiiler hayızlı ve cünübün mescitte durmasının haramlığı hususunda Hz. Aişe'den rivayet edilen: Rasulullah (sallâllahu aleyhi ve sellem) bana buyurdu ki: "Mescitten seccadeyi bana ver.” Ben, hayızlıyım dedim. O da: “Senin hayzın elinde değildir” buyurdu mealindeki hadisi delil olarak zikrederler.
Onlar ayrıca: "Ey iman edenler! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye, cünüpken de yol geçen müstesna yıkanıncaya kadar namaza (namaz yerine) yaklaşmayın, [Nisa, 4/43.] ayeti kerimesini cünübün mescitten geçmesine bir ruhsat olarak değerlendirirler. Şafii alimlerine göre âyeti kerimede zikredilen ( ) "yol geçen" kelimesi ancak karşıdan karşıya geçen anlamına gelebilir. Çünkü başka türlü yol geçmek imkansızdır. ( ) “Abir” kelimesine karşıdan karşıya geçen anlamı verildiğinde ise ayetin akışı gereği, namazın bir yakasından öbür yakasına geçilmesi gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. Böyle bir eylem imkânsız olduğu için Şafiiler zorunlu olarak ( ) namaz kelimesine de âyet içerisinde "namaz yeri" anlamı vermişler ve âyeti kerimeyi cünüp olduğunuz zaman yol olarak kullanan gelip geçen hariç namaz yerine yani mescitlere yaklaşmayın şeklinde tefsir etmişlerdir.
Kaynak
el- Heytemi, Ahmed b. Hacer, Tuhfetu’l Muhtac, K. Gusl, c.1, s. 268.)Malikilere göre:
Maliki mezhebinde cünüp ve hayızlının mescide girmesi haramdır.
Kaynak
ibn Rüşd, a.g.e., c.1, s.38 ; Rivayeti Sehnun an Malik b. Enes, el- Müdevvenetü’l Kübrâ, el Matbaatu’l- Hayriyye, 1324 h.,c.1, s,37.)Maliki Mezhebinin Delilleri:
Malikiler, Cesra’nın: “Ben mescidi hayızlı ve cünübe helâl kılmıyorum” hadisini delil alarak hayızlı ve cünübün mescide girmesinin haram olduğunu söylerler.
Bidayetu’l Müctehid ve Nihayetül Muktesid'de İmam-ı Malik'in konu hakkındaki görüşü "bu hadis, hadis ehlinin görüşüne göre sahihliği tesbit edilmemiş bir hadistir" ifadesiyle eleştirel bir yaklaşımla aktarılmıştır.
GİREMEZ FAKAT NAMAZ ABDESTİ OLURSA GİREBİLİR, DİYENLER:
Hanbelilere göre:
Hanbeli Mezhebinde cünüp ve hayızlının mescitte durması haramdır. İhtiyaç halinde içeride kalmaksızın bir şey almak ya da bir şey bırakmak amacıyla mescidin içinden geçilmesi caizdir.
Cünübün mescitte durmasının haram olması abdesti olmadığı taktirdedir. Abdesti olan cünüp mescitte durabilir. Tabii burada söz konusu edilen abdest, gusül abdesti değil namaz için alınan abdestdir. Gusül abdesti alan kimsede zaten cünüblük kalmaz.
Hanbeli Mezhebinin Delilleri:
Hanbeli Mezhebi Cesra’nın "Ben hayızlı ve cünübe mescidi helal kılmıyorum" [Ebu Davud, K. Tahâre, B.93, H.232.] hadisini delil alarak gusül abdesti olmayanların mescitte durmasını haram kabul etmişlerdir."Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye, cünüpken de yol geçen müstesna yıkanıncaya kadar namaza (namaz yerine) yaklaşmayın" [Nisa, 4 / 43.] ayetini cünübün mescitten geçmesine bir ruhsat olarak değerlendiren Hanbeli alimleri “Rasulullah'ın ashabı cünüpken mescitte yürürlerdi." [Daremi, Vudu, 117.] hadisini ve Hz. Aişe'nin hayızlıyken mescitten seccadeyi alması için verilen ruhsatla ilgili hadisi gusül abdesti olmayanların mescitten geçebileceklerine delil olarak zikrederler.
Ayrıca Hanbelilere ait namaz abdesti alan cünübün mescide girebileceği görüşünün delili de: “Peygamber’in (sallâllahu aleyhi ve sellem) ashabı abdestsizken mescitte konuşurlardı. Cünüp olan da abdest aldıktan sonra mescide girer ve konuşmaya katılırdı.” mealindeki rivayettir.
GİRMESİ HELALDİR, DİYENLER:
ZAHİRİ MEZHEBİ
Zahiri mezhebinde abdestsizin, hayızlı ve cünübün mescide girmeleri ve orada durmaları caizdir.
Zahiri mezhebinin Delilleri:
Zahiri Mezhebine göre, gusül abdesti olmayanların mescide girmesinin haramlığına dair bir delil bulunmamaktadır. Onlar ; cünüp ve hayızlının mescitte durmasının haram olduğunu fakat oyalanmadan içinden geçmenin caiz olduğunu söyleyen ve buna delil olarak Allahu Teala'nın “ Ey iman edenler: İçkiliyken ne söylediğinizi bilinceye cünüpken de yol geçen müstesna yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın [Nisa, 4 / 43.] ayetini zikr edenlere bu âyetin onların fetvalarına geçerli bir delil olamayacağını söyleyerek cevap vermişlerdir. Zahirilere göre lâfzında (...............) namaz kelimesi bulunan bu âyeti “namaz yeri” tefsiriyle ele almak oldukça hatalı bir yaklaşımdır. Zira sonuçta ortaya çıkan Allah böyle demek istememiştir gibi asla caiz görülemeyecek bir manâ olacaktır.
Ashab-ı Kiram'dan, Ali b. Ebi Talib'e İbn Abbas'a ve bir diğer topluluğa göre de bu ayet namaz yeri değil namazın kendisi hakkındadır. Ayrıca Rasulullah (sallâllahu aleyhi ve sellem): "Mümin necis olmaz" buyurmuşlardır.
Zahiriler hayızlı ve cünübün mescide girişinin haramlığına işaret eden hadislerin tamamını da zayıf kabul ederler. Buna mukabil Ashab-ı Suffe’nin , Peygamber (sallâllahu aleyhi ve sellem) zamanında mescitte gecelediklerini zikrederler. Ashab-ı Suffe büyük bir topluluktu ve içlerinde ihtilam olanların bulunacağında da şüphe yoktu. Buna da herhangi bir yasak getirilmemişti, denilir.
Diğer bir delil ise Hz. Aişe’den (r.anha) gelen bir rivayettir: Arap kabilelerinden birisine ait siyah bir cariye vardı. Onu azat ettiler. Bu kadın Rasulullah’a (sallâllahu aleyhi ve sellem) gelerek müslüman oldu. Mescitte ona mahsus bir kıl çadır veya küçük bir oda vardı.[Sahih-i Buhari, K. Salât, B.57, H. 85] Hadiste zikr edilen zenci kadın mescitte ikamet ediyordu. Hayız kadınlarda bilinen bir durum olduğu halde Hz. Peygamber (sallâllahu aleyhi ve sellem) bu kadını mescitte oturmaktan men etmemiş ve herhangi bir kısıtlama da getirmemiştir. Peygamberin yasaklamadığı bir şey ise mubahtır.
Başka bir hadis-i şerifte: "Yeryüzü bana mescit kılındı" [Sahih-i Buhari, K. Salât, B.56, H. 84.] buyurulmaktadır. Yeryüzünün tamamının hayızlı ve cünübe mübah olduğu hususunda kimse ihtilâf etmemiştir. Bu durumda söz konusu yasağı bazı mescitlere tahsis edip de diğerlerini ayırmak caiz değildir.
Şayet hayızlının mescide girmesi haram olsaydı Hz. Peygamber (sallâllahu aleyhi ve sellem) bunu muhakkak Hz. Aişe'ye bildirirdi. Fakat o sadece tavafı yasaklamakla yetindi, denilmektedir.