You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

charles bukowski'den

charles bukowski'den

köyün delisi
charles bukowski'den
YAZMAK ÜZERİNE:
Asla gündüz yazmam. Çıplakken alış veriş merkezinde koşmak gibi bir şey gündüz yazmak. Herkes seni görür. Gece.. işte o zaman numara çekebilirsin ve yazabilirsin..

İNSANLAR ÜZERİNE:
İnsanlara fazla bakmam. Rahatsız edicidir. Birine çok fazla bakarsan onun gibi olmaya başlarsın derler.
...
YALNIZLIK ÜZERİNE:
Hiç yalnız hissetmedim kendimi. Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim. ya da birkaç kişinin. Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam. Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim. Ibsen'den bir alıntı yapacağım: "En güçlü insanlar genellikle yalnızdır." Hiçbir zaman içimden, "şuh bir sarışın içeri girip beni düzecek, taşaklarımı ovacak ve kendimi daha iyi hissedeceğim," diye geçirmedim. Hayır, onun hiçbir yararı olmaz. İnsanları bilirsin, "Hey, Cuma akşyokı, ne yapacağız? Burda kös kös oturacak mıyız?" Evet, kesinlikle. Çünkü yok dışarıda bir şey. Aptallık sadece. Aptal insanlarla fingirdeyen aptal insanlar. Geceye koşa koşa çıkmak gibi bir ihtiyaç içinde olmadım hiçbir zaman. Barlarda gizlendim, çünkü fabrikalarda gizlenmek
istemiyordum. Hepsi bu. Milyonlarca insan adına özür dilerim, ama ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum. Bildiğim en iyi eğlence kendimim. Biraz daha şarap içelim!

GÜZELLİK ÜZERİNE:
Güzellik diye bir şey yok, özellikle insan yüzünde. fizyonomi dediğimiz şey. Hatlar arası uyum söz konusudur, matematikseldir. Burun fazla göze batmasın, yanlar modaya uygun olsun, kulak memeleri fazla iri olmasın, saçlar uzun. Genellemelerden oluşmuş bir serap. Kimileri bazı yüzleri harikulade bulur, ama gerçekte, son kertede, değillerdir. Sıfıra eşitlenmiş cebirsel bir denklem. "Gerçek güzellik", tabii ki, kişilikte yatar. Kaşların biçiminde değil. Pek çok kadın bana beni harikulade bulduklarını söylemiştir. Oysa benim yüzüme bakmak bir kase çorbaya bakmaktan farksızdır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: charles bukowski'den
İnsanların genelinde şöyle bir davranış bozukluğu var: Gençken, kendilerini çok beğeniyor ve övüyorlar. Bakıyorsunuz, fiziğini kullanarak bir yerlere gelmeye çalışıyor; bir bakışıyla karşı cinsi ya da hemcinsleri üzerinde etki bırakarak artık her ne iş yapıyorlarsa onda başarılı olmaya vesile ediyorlar. Buna örnek olarak aşk (evlilik), iş verilebilir. Hatta ibadeti de buna dahil edebilirsiniz. : "Gencim, senin gibi bir ihtiyardan günde 200 rekat fazla kılabilirim, kasılma fazla". şeklinde, söylenmemiş ama, yani olabilecek durumları ifade eden bir takım şeyler. Yani gençken gençliğin verdiği tüm avantajları sonuna kadar kullanırız.

İnsanoğlu ne zaman ki yaşlanıyor, başlıyor felsefeden tasavvuftan nasiplenmeye.Yok konuda herhangi bir arkadaşımızı kastetmiyorum lütfen yanlış anlamayın hepimiz aynıyız. Ne zaman ki yaşlanıyoruz: "gerçek güzellik manevi güzelliktir; gerçek gençlik kalbin gençliğidir" gibi, aslında kendimizin de inanmadığı, ama inanmak istediğimiz yalanları söyleriz; hem kendimize, hem etrafımıza.

Gerçek bence şöyle bir şey: insanoğlu yaşlanıyor ve bu yaşlılığın önüne geçemiyoruz. Maneviyat da işte, hareketi kısıtlanmış insanın yapabileceği bir şekil.Camiler Neden hep yaşlı amcalarla doludur?

Belli bir yere gelmiş ve vaaz veren kişiler neden hep belli bir yaşın üzerindedir. Bunları dinleyenler de belli bir yaşın üzerindedir.

Demekki gençliğimiz kıymetini bilmiyoruz, sonra da kendi kendimizi kendi yalanlarımızla kandırmaya çalışıyoruz. Bu nasıl bir toplumsal kişilik bozukluğudur diye insanoğlunun kendisini sorgulaması gerekir.

Gençken de bir durup etrafı tanımakta ve felsefeye eğilmekte yarar var. Biz orta yaşlılara düşen ise gençleri pek de istemedikleri halde kendi iyilikleri için bu yönleri keşfetmelerini sağlamak. Peki acaba bunu yapmak mı daha doğru, yoksa kendi hallerine bırakmaları mı.

Bir dergahın başında bulunan bir zat, dergahını kendisinden sonra kendi oğluna değil, bir başkasına devretmiş. demişler hocam neden yaptın kendi evladın daha hazırdı: demiş: "bir evden bir kurban yeter".
Bunu ilk beğenen sen ol.
köyün delisi
RE: charles bukowski'den
bugün çok saygı duyduğum bir büyüğümle tam da bu konuyu konuştuk. insan yaşadıkça "gerçek"leşiyor, herşey de bundan kaynaklanıyor, yıllar insana tecrübe yüklüyor, mesele bu. çocukların hayal dünyası gelişiminden yola çıkabiliriz.
ve yapılması gereken iki şey var; bir kez ikaz edip hal diliyle örnek olmak. sonrasında kendi haline bırakmak.
ha bu arada, gençler felsefeden sadece can yücel'in ayrılık sözlerini ve schopenhauer'in kadınlara ve ayrılığa dair söylediklerini anlıyor. bırakalım kim ne yaparsa yapsın. sankim 86 yaşındayım ha :D
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: charles bukowski'den
Ben küçük bir etkiden daha fazlasının gerektiğini düşünüyorum. Yani daha sert uyarılar yapmak lazım yoksa bu iş düzelmez.

ben de hep 30-70 sene ilerde yaşadım zaten. Ama nedense sonradan geri gittim. hani belli bir yaştan sonra geri gidiyorsun ya. diyelim ki 3 yaşında 30 yaş gibiyken 10 yaşında 80 yaş tecrübesinde olduğumu düşünürdüm. o yaştakilerle konuşurdum yani. sonra ne olduysa artık, -oldu bişeyler işte kurcalama- yaşlanınca belli yönlerden gerileyen birisi gibi ben de geriledim. bir ara 30 lu yaşlardayken 20'lere kadar indim.Şimdi tekrardan hızlanıp aradaki farkı kapattım. tecrübe açısından kendimi 120 filan yaşında hissediyorum.bazen 200 hissettiğim de oluyor. :D o açıdan aslında babam yaşındaki adamlar bazen bana çocuk gibi görünüyor. öyle şuursuz insanlar var ki.

İlk önce bence hayata "ben neyim kimim" diye kendine sormakla başlamak lazım. Sonra, "ben burda ne arıyorum". sonra ne ve kim olup burda ne amaçla bulunduğunu çözdükten sonrası daha kolay: "amaca yönelik işler yapmak kalıyor ki o en basit iş". :D kitaplarda zaten neler yapılıp yapılmaması gerektiği detaylı olarak anlatılmış, onları uyguluyorsun.

bakıyorum diyelim ki 60-70 yaşında biriyle konuşuyorum. hayata ait öyle basit şeylerde bocalıyorlar ki; ömürlerini bunlar nerelerde tüketmişler hayal gücümü zorluyorum, karşıma öyle anlamsız şeyler çıkıyor ki. "yaşasada biiir yaşamasa da". :D

Şimdi bak sen 86 yaşındasın. kainat kaç yıldır var? sen kaç yaşındasın?

2 ay oluyor adamın biri geçende otobüste ters oturmuş, dedi "ben ters oturamıyorum ama mecbur kaldım oturdum". karşımda oturuyor ve ima ediyor işte "gel senle yer değiştirelim" demek istiyor diyemiyor. "yaşlıyım o yüzden" diyor bir de.

Benden kaçar mı. yaşlısın sen? tehee. kaçırır mıyım fırsatı. ben de yorgunum o gün yer değiştirmek hiç işime gelmedi.

"kainat yaratıldığından beri tüm elementler aynı yaştadır ve senin ve benim element açısından yaşımız aynı olduğu için maddesel olarak aynı yaştayız" diyerek söze başladım. "galu belada hazır olduğumuz zamanı hatırlıyor musun? ben hatırlamıyorum, sen de hatırlamıyorsun. demek üstünden çok zaman geçmiş, ama ikimizde ordaydık ve ruhumuz da aynı yaşta".

dolayısıyla sizinle ben bedenen ve ruhen aynı yaştayız." dediğimde, o amcanın ve yanımızdaki diğer iki kişinin uğradığı dumur durumunu eminim anlamışsındır. :D
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: charles bukowski'den
Dahası var. Evet dahası da var.
Kainat kaç yaşında? diyelim ki 8 milyar yıl. yaklaşık bir rakkam.
İlk yaratılan ruh resulullahın ruhu olduğu söylenir. Bizden ne kadar yaşlıdır? veya geç yaratılmış olan bir ruh kaç yaş yaşlı olabilir. biraz makul düşünelim:
sen 8.000.000.000 yaşındasın.
ben 8.000.000.000 yaşındayım.
resulullah da olsa olsa 8.000.000.001 yaşındadır. Yani çok çok bu kadar fark vardır. Onu geçtim Adem atamız sınava tabi tutulduğu zaman daha bayağı bir gençti. kaç yaşındaydı dersiniz? ben söyliyim "0" yaşındaydı. (sıfır) :D
Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir. Ruh yanlız dünyada mı tecrübe kazanıyor yoksa öbür alemde de bir ortam varmı takip edebileceği diye. yanıt vereyim evet var. -yazının kaynağı yok: kaynağı kendi tecrübelerim.gerçekleri bilmeniz amacıyla yazıyorum- :D
Dünyada olan biten her türlü önemli olay, manevi alemde ruhlar dünyasında anlatılır. buna dedikodu demeyelim de, haber diyelim. haber kaynağı gidip gelen melekler. "dünyada şöyle bir zat büyük işler" yapmış dendiğinde diğer alemdeki ruhlar sevinirken, "dünyada böyle bir zat çok menem şeyler yapmış, dünya berbat bir yer olmuş" dediklerinde insan ruhlarını bir üzüntü ve ağlama kaplar.

bizim zamanımız, en kötü olan zamandır ve geldiğimiz ortamda şöyle haberler geldiği rivayet edilir: "dünya tamamen şeytanın eline geçmiştir". evet biz bu zamandayız ve ruhlar alemindeki ruhlar sadece ağlamakta ve başka bir şey yapmamaktalar.

Benim gördüğüm yaşadığım deneyimlere göre böyle olduğunu düşünüyorum. Öyle olmasına rağmen, daha yeni dünyaya gelmiş bir bebeğin sahip olduğu ruhani şuura Adem Aleyhisselam'ın vaktiyle sahip molduğunu düşünmek fazlasıyla hayalcilik olur. Çünkü zamanımız insanı manevi alemden -eğer dünyayı takip edebiliyorsa- buradaki deneyimleri de kendi deneyimlerine katmıştır, ve bizlerden daha bilgilidir. Sadece, onları doğru şekilde eğitip yönlendirmek gerekir. Ya da belki bu bilinçle gelen birisi ise, kendiliğinden dünya hayatını sorgulayıp çözebilecektir.

Aslında zamane gençlerinin elinde çok şey var. Bir kere felsefi açıdan bilinç düzeyini göz önüne alırsak, eski insanlara göre kesinlikle çok ilerideler. kıyaslama bile yapamıyorum yani.

Şöyle sıradan bir insanı düşünün, hem felsefi hem bilimsel düzeyini göz önüne alın. götürün 2.000 sene önceye bir memlekete bırakın. ne olur? ben söyliyim. hem fikirsel düzeyi hem bilimsel açılımları: hava olaylarını tahmin, iletişimi keşfedip diğer insanlara öğretmesi, manevi açıdan sahip olduğu engin bilgiler..." göz önüne alın, böyle birisine 1 yıl içinde tapmaya başlarlar "(haşa)ilah mıdır nedir diye". gülücük Halbuki bu özelliklerden herhangi birisi eski zamanlarda peygamberliğe dalaletti.

Hatta "putperestliği eleştiren" geçende bir arkadaşa bir cevabi yazımda dedimki:"eğer bu devirde bu teknolojik ve manevi ilerlemiş halde bir şeyi put edinip de tapacak kadar mal insanların var olduğuna inanıyorsanız, devam edin". o günden sonra o arkadaşı ben daha göremedim sen gördünmü. D. ancak şimdi ismi geçti, gelir yakında.-nerden andıysam hay dilime tüküreyim- :D

demem odur ki, zamane gençlerinde müthiş bir potansiyel var, yani bizden sonrakiler. gerçi daha sazı bırakmadık devran daha elimizde ama yavaş yavaş gençlere geçecek sonuçta. dünyayı ihya da edebilirler rezil de edebilirler. içlerinden müthiş işler yapan da çıkabilir, rezil işler yapanlar da çıkabilir. Bizler aydınlatma adına sıradışı şeyler yaparak bunların aralarındaki cevherleri keşfetmemiz ve doğru yöne kanalize etmemiz gerekir.

Ben böyle düşünüyorum. hayatımda da buna uygun davranıyorum. size de öneririm. en azından birisini doğru yola çevirdim diye manevi bir rahatlama oluyor. (zaten sevabı da cabası) :D :D
Bunu ilk beğenen sen ol.
köyün delisi
RE: charles bukowski'den
ben de dedikoduyu nedne bu kadar seviyorum diyordum :D
katılmıyorum. herkes kendi dümenine baksın. hem şimdiki veletler çok şirret, öyle bahsettiğin gibi de dehşetengiz zekasıynan gözlerimi pörtleten biri olmadı, aynaya baktığım zamanları saymazsak (H) :D
herşeyin içi boşaltıldı. herkes bir tuhaf, diller dışarda geziyorlar, tazmanya canavarı gibi. o karakter de boş yere uydurulmadı zaar :D
zamane gençlerinde müthiş bir potansiyel var evet, ama ne potansiyeli olduğunu söylemeyeyim :D
ha o kadar da umutsuz değilim sair zamanlarda, sadece bu aralar kafam çok pis, hergün kusuyorum :D
hasılı kelam, charles bukowskiyi de sevmem, güzellik üzerine dedikleri hariç.
hiçbir şeyin önemi yok. yazdıklarımın da. aman ne bileyim. başım ağrıyor. hadi bana da çüz :D
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.