İlk önce bakamıyorsunuz, içiniz parçalanıyor. İkinci aşamada bakabilmeye başlıyorsunuz, “vay alçaklar”, “vay zalimler” nidaları eşliğinde üzülmeye devam ediyorsunuz. Üçüncüde tepkiler artık, “tüh, yine katliam yapmışlar”a dönüşüyor. Dördüncü ve son aşamada, “yazık”tan başka ses çıkmıyor ağzınızdan. Tüm bunların ardından hâlâ ağlayabiliyorsanız, gerçekten şanslı azınlıktansınız. Sık sık sorulan, “Suriye'de yaşananlar bizi neden etkilemiyor? Üzerimize ölü toprağı mı serpildi?” sorularının cevabı tam da burada. Gözler göre göre, gönüller de alıştı. Acı sıradanlaştı, normalleşti, rutin hale geldi. Tıpkı Filistin ve başka coğrafyalardaki acılar gibi…
PEKİ KAMUOYU NASIL OLUŞTURULACAK?
Kılınç, bu soruya da şu şekilde cevap verdi:
1- Askeri üstünlük şart: "Her şeyden önce, askeri ve diplomatik üstünlüğü elde etmeden sadece bağırmak ve haykırmakla kamuoyu oluşmayacağını fark etmek şart. Yaşadığımız coğrafyada işler, yalnızca konuşup yazarak yürümüyor. Sahada üstünlüğünüz yoksa, sözlerinizin de herhangi bir kıymeti ve geçerliliği yok. Bunu fark etmeden, “kamuoyu oluşturma” iddiasına soyunmamak en iyisi."
2- Medya doğrulara ve yalanlara sadakat göstermeli: "Haberlerin hazırlanmasında ve duyurulmasında gerçeklere azami sadakat, dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta. “Moral olsun” diye uydurulan küçük ve 'masum' yalanlar, çığ gibi büyüyerek koskoca propagandalara dönüşüyor."
3- Ceset fotoğrafları paylaşma yarışını durdurun: "Olayları profesyonel olarak aktaran basın-yayın organlarının dikkatli biçimde seçeceği önemli ve simgesel kareler dışında, sosyal medya kullanıcılarının ceset fotoğrafı paylaşma yarışından çekilmeleri gerekiyor.