Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
CENNET VE CEHENNEM EBEDİ DEĞİLMİŞ
CENNET VE CEHENNEM EBEDİ DEĞİLMİŞ
Ben ihl mezunu olduğum için imam hatipli kardeşlerimin açtığı siteleri sık sık ziyaret etmekte forumlarında paylaşımlarda bulunmaktayım.
Dün yine bir imam hatip sitesinin forumunda bir ağabey sizin şia olduğunuzu ve bunu bilerek mi kitaplarını okuduğumu,mezhepleri yok sayan ve sünneti/hadisi inkar etmesine rağmen yazılarınızı takip mi ettiğimi bana suail etti.bende bildiğim kadarıyla ve dilimin yettiğince sizin ehli sünnet olduğunuzu,şia ile ilgili fikirlerinizi izah etmeye çalıştım.
Ağabey sizin itikadınızı merak ettiğini ve hatta sizin mezhepsiz olduğunuzu iddia etti. ve bu konuda araştırma yaptığını,yinede gençlerin "kendini ehli sünnet tanıtıp tehlikeli zehirler empoze eden"e dikkat etmeleri için de ihtarda bulundu.
Hocam kusura bakmayın vaktinizi çalıyorum.bu konuda o kadar çok konuştu ki ağabey,bir kaç arkadaşın mezhep konusunda kafası karıştı.şunu sual etmek isterim,hem itikadi hem fıkhi mezheblerin insan hayatında okadarda önemi yok mudur?insan mezhepsiz de yaşayabilir mi?
26/07/2007
Aziz talib,
Ömrümde hiç Şii olmadım. Buna hiç ihtiyaç duymadım. Kendimi mezheple hiç tanımlamadım. Allah bizi Müslüman olarak adlandırdığını Kur'an'da söylüyor: (Huve semmakumu'l-müslimin: O sizi müslüman diye adlandırdı) Bu bana yetti. İftiracıları Allah'a havale ediyor, onlardan beri olduğumu ifade ediyor, huzur-i ilahide davacı olduğunu beyan ediyorum.
vesselam
//www.mustafaislamoglu.com/haber_detay.php?haber_id=265
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Şam’da, İbn-i Teymiyye’nin yetiştirdiği din adamlarından. İsmi, Muhammed bin Ebi Bekr olup, künyesi Ebu Abdullah, lakabı ise Şemseddin’dir. Şam’da Cevziyye Medresesi kayyımının oğlu olduğu için İbn-i Kayyım-i Cevziyye diye şöhret bulmuştur. 1292 (H.691)’de Şam’da doğdu. 1350 (H.751) de orada vefat etti. Kasiyun dağının eteğine defnedildi. Küçüklükten itibaren ilim tahsiline başlayan İbn-i Kayyım-i Cevziyye 1312’den 1327’ye kadar İbn-i Teymiyye’den çeşitli ilimleri tahsil etti. Hanbeli fıkhında yüksek dereceye ulaştı. Çok kitap yazdı. Felsefeciler, Hıristiyan ve Yahudilerle mücadele etti. Birçok kerre hacca gitti. Edebi tarzını benimsediği hocasının, her yönüyle, sadık bir talebesi oldu. İbn-i Teymiyye’nin Ehl-i sünnete uymayan bozuk düşüncelerine kapıldı. Onun fetvalarını ve eserlerindeki sapık fikirleri müdafaa etmeye başladı. Kendi düşüncelerini beğenen İbn-i Kayyım-i Cevziyye, aklın eremediği bilgileri ve tasavvuf büyüklerinin keşfettikleri sırları, akıl ile çözmeye kalktı ve Ehl-i sünnetten ayrıldı. Başta El-Kasidet-ün-Nuniyye’si olmak üzere yazdığı yazılarda Allahü tealanın başka varlıklara bazı yönlerden benzediğini ve cisim olduğunu yazdı. Hatta Bedai-ul-Fevaid adlı kitabının dördüncü cüz 24. sayfasında; ’Allahü teala, arş ve kürsi semadadır!’ diyerek, Allahü tealaya mekan isnad etti ve aynı iddiasını El-Cevab-ül-Kafi adlı eserinde de tekrarladı. Hocası gibi; ’Cennet nimetleri sonsuz ise de kafirlere Cehennem’de azab sonsuz değildir.’ dedi. Kabr ziyaretinde bulunan Müslümanlara müşrik deyip, hocası İbn-i Teymiyye gibi, türbelerin yıkılmasını istedi. Hatta Resulullah efendimize dil uzatarak, vefatından sonra, bir meziyetinin kalmayıp, diğer insanlardan bir farkının bulunmadığını iddia etti. Bu konuda bildirilen hadis-i şerif ve haberleri, alimlerin sözlerini tevil ederek Ehl-i sünnete uymayan birçok fikirler ileri sürdü. Bunun için, Ehl-i Sünnet alimleri tarafından şiddetle tenkid edildi. Hocası İbn-i Teymiyye ile birlikte Şam Kalesine hapsedildi. Hocasının ölümünden sonra hapisten çıkarıldı. Eserleri: İbn-i Kayyım-i Cevziyye pekçok eser yazdı. Eserlerinden bazıları şunlardır: 1) İ’lam-ül Muvakkıin, 2) Zad-ül-Mead, 3) Tefsir-ül-Fatiha, 4) El-Miftah, 5) Kitab-ür-Ruh, 6)Şifa-ül-Alil fil-Kaza vel-Kader, 7) Kitab-üs-Salat, 8) Medaric-üs-Salikin fi Menazil-is-Sairin, 9) İgaset-ül-Lehfan, 10) Hidayet-ül-Hayara min-el-Yehud ven-Nesara, 11) El-Kasidet-ün-Nuniyye,
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
İşte Kur’andan Bazı Ayetler;
“... İşte onlar Rablerine karşı inkara sapanlar, işte onlar boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilenler ve işte onlar -içinde ebedi kalacakları- ateşin arkadaşları olanlardır”. (Rad Suresi, 5)
2-BAKARA 162- “Onlar ebedi olarak onun altında kalırlar. Ne azabları hafifletilir, ne de kendilerine göz açtırılır.”
3-AL-İ İMRAN 116- “O inkâr edenler (var ya), onların ne malları, ne de evlatları, onlara Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar, ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır.”
9-TEVBE 17- “Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.”
9-TEVBE 63- “Bilmiyorlar mı ki, kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, ona muhakkak ki içinde ebedi kalınacak cehennem ateşi vardır. İşte rüsvaylığın büyüğü de budur.”
10-YUNUS 52- “Sonra o zulüm yapanlara "Tadın bakalım şu ebedi azabı!" denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?"
43-ZUHRUF 74- “Şüphesiz ki suçlular, cehennem azabında ebedi olarak kalacaklardır.”
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Ebu hureyre (Radıyallahu anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘’ Cennet ehline: ‘Ey cennet ehli! Ölüm yok, ebedilik var!’, cehennem ehline de: ‘Ey ateş halkı! Ölüm yok, sonsuzluk var!’’
denilecektir. (Buhari, Rikak:50, no:6179, 5/2397, Müslim, kitabul cennet:13, no:2849)
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (NİSA SURESİ / 13)
İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız. (NİSA SURESİ / 57)
İman edip salih amellerde bulunanlar, biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan va'didir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? (NİSA SURESİ / 122)
Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır. (MAİDE SURESİ / 85)
Allah dedi ki: "Bu, doğrulara, doğru söylemelerinin yarar sağladığı gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur." (MAİDE SURESİ / 119)
Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (TEVBE SURESİ / 72)
Allah onlar için, süresiz kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (TEVBE SURESİ / 89)
Öne geçen Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle uyanlar; Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır ve (Allah) onlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (TEVBE SURESİ / 100)
İman edip salih amellerde bulunanlar, Rablerinin izniyle altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere konulmuşlardır. Orada birbirlerine olan dirlik temennileri: "Selam"dır. (İBRAHİM SURESİ / 23)
İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir. (TALAK SURESİ / 11)
Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan kimse' içindir. (BEYYİNE SURESİ / 8)
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
2:275. Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar.
3:116. İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardır.
4:13. Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.
4:121. İşte onların yeri cehennemdir; ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.
4:169. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onlanrı yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolaydır.
5:37. Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
6:128. Allah, onların hepsini bir araya topladığı gün, "Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz insanlarla çok uğraştınız" der. Onların, insanlardan olan dostları ise: "Ey Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. Allah da buyurur ki: Allah'ın dilediği hariç, içinde ebedî kalacağınız yer ateştir. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
9:17. Allah'a ortak koşanlar, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah'ın mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedî kalacaklardır.
9:68. Allah erkek münafıklara da kadın münafıklara da kâfirlere de içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vâdetti. O, onlara yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar için devamlı bir azap vardır.
10:27. Kötülük yapanlara gelince, kötülüğün cezası misli iledir. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah'a karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
10:52. Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, "Ebedî azabı tadın!" denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
13:5. (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: "Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!
16:29. "O halde, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!"
23:103. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.
39:73. Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.
40:76. İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin dönüp gidecekleri yer ne çirkindir!
41:28. İşte bu, Allah düşmanlarının cezası, ateştir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolayı, orada onlara ceza olarak ebedî kalacakları yurt (cehennem) vardır.
43:74. Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar.
58:17. Onların malları da oğulları da Allah'a karşı kendilerine bir fayda vermez. Onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardır.
64:10. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedî kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!
98:6. Ehl-i kitap ve müşriklerden olan inkârcılar, içinde ebedî olarak kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte halkın en şerlileri onlardır.
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
hud - 107 - Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin, dilediğini öyle bir yerine getirir ki!...
11 - 108 - Mes'ud olanlara gelince: Onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği müstesna olmak üzere gökler ve yer durdukça onlar orada ebedi kalıcıdırlar. (Bu), bir lutf-u ihsandır ki (tükenip) kesilmesi yoktur." ....................... dilediği müstesna diyor , cennetten daha iyisini yaratmaya kadir değilmidir Allah , diğediği müstesna derken ne anlama geliyor Allah bilir doğrusunu tabi .
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi