Anadolu’da yaygın olan, babaların evlatlarına soğuk davranmasının sebebini merak ederdim hep. Hem kutsal kitabımızda ki uslup, hem Peygamber Efendimizin (as) çocuklarla kurduğu “Sevgi ve ilgi” merkezli dil kaybolmuş, yerine çocuklarına hiç yüze vermeyen, onlara sevgilerini göstermeyen bir dil hakim olmuştu.
En klasik savunma “Biz de babamızdan böyle gördük!” savunmasıydı. Evet, doğru söylüyorlar. Onlarda babalarından öyle gördüler. Ama niçin?
Bu tavrı, Osmanlı döneminden kalma bir alışkanlık, bir gelenek olarak devam eden bir davranış biçimi olduğunu sananlar da var.
Kendi babasının yanında, evladını sevmeyi ayıp sayma geleneğimizden bahsediyorum.
Kendi oğluna, “Oğlum!” demeyen babaların tavrından bahsediyorum.
Hanımlarını, birkaç metre geriden yürütmeyi, yaşam biçimi haline getirme geleneğimizden bahsediyorum.
Babaların evlatlarına mesafeli davranma sebebini öğrenince, “Bu nasıl bir zarafet!” dedim içimden. Sonra “Böylesi bir zarafet, cehalet yüzünden, nasıl da psikolojik şiddete dönüşen yaralar açmış!” diye düşündüm.
Olayın sebeplerini daha iyi anlatabilmek için, önce yüz yıllık tarihimizi hatırlatmam gerekiyor.
Dilerim derdim affıma vesile olur..
Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..