You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)

Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)

Profesör
Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)
Târih boyunca, bütün dünyâya hâkim olan dört kimse vardır, bunlardan ikisi mü’min, diğer ikisi de kâfirdir...
Bu konudaki bir hadîs-i şerîf meâli şöyledir: “İsmini duyduğunuz kimselerden dört kişi, yeryüzüne mâlik oldu. Bunların ikisi mü’min, ikisi de kâfirdi. Mü’min olan iki kişi, Zü’l-Karneyn ile Süleymân (aleyhimes-selâm) idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrut ile Buhtun-Nasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evlâdımdan biri [ya’nî Mehdî de] mâlik olacaktır.” [Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî]
Mütevâtir haberlerle sâbit olduğu üzere, Kıyâmetin kopmasına yakın, Hazret-i Îsâ ile Hazret-i Mehdî yeryüzüne gelince, Yahûdîlik veya Hristiyânlık değil, İslâmiyet bütün arza hâkim olacak ve bâtıl dinlerin hepsi ortadan kaldırılacaktır...

ÜÇ “İSKENDER” VARDIR
Şimdi birazcık, yukarıdaki hadîste zikredilen “(İskender-i) Zül-karneyn”den bahsedelim: Üç “İskender” vardır. Bazı târîhçiler, hattâ ba’zı tefsîr âlimleri, bu üç İskender’i birbiriyle karıştırmaktadırlar:
1- Târih i’tibâriyle en önce gelen, Kur’ân-ı kerîmde “Zül-karneyn” adı ile bildirilen, “(İskender-i) Zül-Karneyn” olup mübârek bir zâttır. [Doğuya ve batıya gittiği için kendisine “Zül-Karneyn” denilmiştir.] Bu İskender, inşâallah yarınki makâlemizde kendilerinden bahsedeceğimiz Yemen’de yaşamış olan “Münzir İskender” ile Aristo’nun talebesi olan “Makedonyalı İskender”den daha önce yaşamıştır.
Kur’ân-ı kerîmde, “Kehf” sûresinin 83-98. âyet-i kerîmelerinde “Zülkarneyn” aleyhisselâmla ilgili haberler verilmektedir. Hazret-i Nûh (aleyhisselâm)’ın oğlu Yâfes’in soyundan olup “Peygamber” veyâ “Evliyâ”dandır. Peygamber olup olmadığı açıkça bildirilmemiştir. Hazret-i İbrâhîm ile görüşüp duâsını aldı. Hızır (aleyhisselâm), bunun teyzesinin oğlu ve kumandânlarından idi. Avrupa ve Asya kıt’alarının bir kısmına mâlik oldu. Asya’nın kuzey doğusundaki mü’min Türklerin ricâsı üzerine “Ye’cûc ve Me’cûc” kavminden korunmak için büyük bir duvar yaptı. [Bu sed, iki dağ arasında, taş ve demirden yapılmış olup altı kilometre uzunluğunda, yirmibeş metre genişlikte ve yüz metre yükseklikte idi. Bugün bilinen Çin seddi başkadır. Ye’cûc ve Me’cûc sed arkasında kaldı. Sedden dışarı kalanlar, Türklerdir.]

PİŞMAN OLUP TÖVBE ETTİLER
Allahü teâlâ, sâlih bir zât olan Zülkarneyn (aleyhisselâm)ı, yeryüzündeki insanlara emir ve yasaklarını tebliğ ile vazîfelendirdi. Emrine bulutları ve başka vâsıtaları verdi. Ona ilim ve kudret, insanlar üzerine tasarruf hâkimiyeti verdi. Ayrıca beyâz ve siyâh olmak üzere iki sancak ihsân etti. Zifirî karanlık olan gecede beyâz sancağı açınca, ortalık aydınlığa gark olurdu. Gündüz harp ederken düşmân askerinin karanlıkta kalmasını arzû ederse siyâh sancağını açar, düşmân tarafı zifirî karanlık, kendi tarafı aydınlık olur, böylece düşmâna kısa zamanda gâlip gelirdi. Her sefere çıkışında önü aydınlık, arkası karanlık olurdu. Çok geçmeden memleketi genişledi ve devleti güçlendi. Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bütün dünyâya yaymaya azmetti. Teyzesinin oğlu Hızır aleyhisselâmı kendisine vezîr ve ordusuna kumandân ta’yîn etti.
Allahü teâlânın emriyle, mü’minlerden meydâna gelen ordusuyla, ilk önce batıya yürüdü. Vardığı yerlerde kâfirleri hak dîne da’vet etti. İnsanlara iyilik ve ihsânlarda bulundu. İnanmayanlarla harp etti. Batıda meskûn (yerleşilmiş) yerlerin sonuna vardı. Artık karalar bitmiş, denizler başlamıştı. Oraya vardığı sırada orada bir kavim buldu. Bu kavim kâfir olup vahşî hayvân derisinden elbise giyerler, denizin dışarı attığı balık cinsinden şeyleri yiyerek geçinirlerdi. Zülkarneyn aleyhisselâm bu kavmi, güzel muâmelede bulunarak hak dîne da’vet etti. Bu kavimden bir kısmı îmânla şereflendi, bir kısmı ise îmân etmekten yüz çevirdi. Zülkarneyn (aleyhisselâm) inanmayanların üzerine yürüdü ve onları karanlıkta bıraktı. Onlar karanlıkta ne yapacaklarını bilemediler. Sonunda pişmân olup tövbe ettiler ve Allahü teâlânın varlığına, birliğine inandılar.



bırkac parcadan olusan konunun tamamı Ahmet Doğrusözlü'ye aıttır...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)
Zülkarneyn (aleyhisselâm), güzel ahlâk sâhibi, Hakk’a teslîmiyeti tâm, halkına karşı mütevâzı, alçak gönüllü ve adâlet sâhibi idi. Gazâ ve cihâda çıkmakta, beldeleri ta’mîrde çok gayretli idi. Dünyâ mâlına rağbet etmez, elinin emeği, alnının teri ile geçinirdi. Bunun için zenbîl örer ve kendine, çoluk çocuğuna bu paradan harcar, artanını fakîrlere sadaka verirdi.
Zülkarneyn (aleyhisselâm), Allahü teâlânın yardımıyla, doğu, batı ve kuzeydeki bütün ülkeleri feth edip, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yayma vazîfesini tamâmladıktan sonra, askerine izin verdi. Kendisi Medîne ile Şâm arasında “Dûmetü’l-Cendel” denilen yerde insanlardan ayrıldı. Yalnız Allahü teâlâya ibâdet ve tâatle meşgûl oldu.
Vefât etmeden önce, yakınlarına: “Ben vefât edince, usûlüne uygun yıkayıp kefenleyin. Sonra tâbûta koyun. Yalnız kollarım dışarıda sarkık kalsın. Hazînelerimi de katırlara yükleyin” diye vasıyette bulundu. Az bir zaman sonra da vefât etti. Söyledikleri aynen yapıldı. Mekke’ye veya Mekke civârındaki Tihâme Dağları’nda bir yere defnedildi.
İskender-i Zülkarneyn, böyle vâsiyyet etmekle, “Arkamdan gelen ordular ile doğu ve batıya hâkim oldum. Hizmetçilerim emrimden çıkmadı. Dünyâyı baştan başa tuttum. Sayısız hazînelerim vardı. Fakat bütün bu dünyâ ni’metleri kalıcı değildir. Gördüğünüz gibi mezâra eller boş gidiliyor. Dünyâ mâlı dünyâda kalıyor. Sizler, âhirette de faydalı olacak işler yapın” demek istedi.
[2- Diğer bir İskender, kronolojik sıraya göre ikinci ve adı “Münzir” olan çok eski bir Yemen hükümdârı olup, Çin’e kadar gitmişti. Üçüncü olarak zikredeceğimiz İskender’den ikibin sene önce idi.
3- Makedonya kralı Filip’in oğlu olup onüç yaşında Aristo’nun terbiyesine bırakılan ve yirmi yaşında hükümdâr olan üçüncü “İskender” ise, [mîlâddan önce 356-323 seneleri arasında yaşamış olup] otuzüç yaşında iken vefât etti. Yunanistân, Îrân ve Anadolu’yu aldı. Ayaş yakınında Dârâ’yı esîr etti. Sûriye ve Mısır’ı aldı; İskenderiye şehrini yaptı. Erbil’de Dârâ’yı ikinci def’a bozguna uğrattı. Dârâ kaçarken öldü. Horasân, Herât ve Belh’i de aldı. Bu zaferleri, ahlâkını bozdu; zulme başladı; işret ve sefâhetle öldü.]

SÜLEYMÂN ALEYHİSSELÂM
Bütün dünyâya hâkim olan dört kişiden ikincisi, hem Peygamber, hem de sultân olan, İsrâîloğullarına gönderilen peygamberlerden Süleymân (aleyhisse-lâm)dır. O, Ya’kûb aleyhisselâmın neslinden olup Dâvûd (aleyhisselâm)ın oğludur. Kudüs yakınlarındaki Gazze şehrinde doğdu. Çocukluğundan i’tibâren bilgili, iyilik ve adâleti seven biri olarak tanınmıştı. Oniki yaşındayken babasının yerine geçip, sultân oldu. Daha sonra kendisine Allahü teâlâ tarafından peygamberlik verildi. [Ona peygamberlik verildiği, Kur’ân-ı kerîmde En’âm sûresinin 84. âyetinde bildirilmektedir.]
Kur’ân-ı kerîmde de zikredildiği üzere Süleymân aleyhisselâm; “Yâ Rab! Bana hiçbir kimsede bulunmayan bir kudret ve devlet ihsân eyle” diye duâ etti. Duâsı kabûl edilip, cinnîlerin, rüzgârın ve hayvânların da insanlar gibi Süleymân aleyhisselâma itâat etmeleri emredildi. Kendisine ism-i a’zam duâsı, bütün mahlûkâtın dili ve ilimlerin sırları öğretildi. Peygamberlikle birlikte ihsân edilen ilim, hikmet ve sultânlık kudretini, insanları doğru yola kavuşturmakta ve daha iyi bir hayât yaşamaları için kullandı. Şehirlerin kurulması, yeryüzünün i’mârı, yeşillendirilmesi, fen ve san’atta ilerlemesi için emrindekilerin her birine iş taksîmi yaptı. Yolların yapılması, taşların yontulup kazılması, demircilik ve derin sularda dalgıçlık gibi zor işleri cinnîlere verdi. Çiftçilik, çobanlık, ticâret, san’at gibi işleri de insanlara verdi. Hayvânları da nöbet tutma, yük taşıyıp çekme gibi işlerle görevlendirdi. İnsanlardan, cinnîlerden ve hayvânlardan büyük bir ordu kurdu. Hepsi ona tâbi olup, emrine itâat etti.
Kudüs’de, “Mescid-i Aksâ”yı yedi yılda, çok san’atlı bir şekilde yaptı. Yemen’deki Sebe sultânı olan Belkıs ile evlendi. Vezîri “Âsâf” çok akıllı ve hakîm idi...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)
Hazret-i Zü’l-Karneyn ile Hazret-i Süleymân

Geçen haftaki iki makâlemizde, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât-ı şerîfesinden, “İsmini duyduğunuz kimselerden dört kişi, yeryüzüne mâlik oldu. Bunların ikisi mü’min, ikisi de kâfirdi. Mü’min olan iki kişi, Zü’l-Karneyn ile Süleymân (aleyhimesselâm) idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrut ile Buhtun-Nasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evlâdımdan biri [ya’nî Mehdî de] mâlik olacaktır” hadîs-i şerîfini nakletmiş, birer nebze, İskender-i Zülkarneyn ile Süleymân (aleyhimes-selâm)dan bahsetmiştik. Bugünkü makâlemizde, Hazret-i Süleymân (aleyhisselâm)dan biraz daha bahsetmek istiyoruz...
Süleymân (aleyhisselâm), babasının temelini attığı, Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı yapmaya devâm etti. Yedi senede pek san’atkârâne bir şekilde tamâmladı. Daha sonra, Kudüs’te büyük bir saray inşâ etmeye başlayıp, onüç senede bitirdi. Bu binâların yapımı sırasında, insanlardan ve cinnîlerden pekçoğu Süleymân (aleyhisselâm)ın emrinde çalışmışlardı.
Süleymân (aleyhisselâm)ın zamânında barış, i’mâr, san’at ve ilim iyice ilerlemişti. Mescid-i Aksâ inşâ edilip çeşmeler, su kanalları yapıldı. Köprüler, barajlar ve evler inşâ edildi. Hikmetinin ve büyüklüğünün şöhreti bütün dünyâya yayıldı. Zamânındaki bütün pâdişâhları ve ileri gelenleri doğru yola sevk etti.
Onun zamânında Yemen’in Sebe’ şehrinde hüküm süren ve muhteşem bir saltanata sâhip olan Belkıs’a mektup yazıp onu Filistîn’e çağırdı. O da gelip, Süleymân (aleyhisselâm)la görüşerek îmân etti...
Süleymân (aleyhisselâm), Akabe Körfezinden Fırat kenarına kadar, kırk sene adâletle hüküm sürdü. Diğer hükümdârlar da kendisine bağlılıklarını bildirdiler. Ticâret gemileri yapıp, Kızıldeniz ve Umman Denizinde ticâret yaptırdı. Rüzgâr onun emrine verilmişti. Rüzgâra binip dilediği yere tahtıyla birlikte kısa zamanda giderdi. Makâmına oturduğunda ve meclis kurduğunda kuşlar üzerine gelip, kanatlarını yan yana gererek bir bulut gibi gölge yaparlar, güneş ve yağmurdan korurlardı.
Süleymân (aleyhisselâm), bir gün yapılmakta olan büyük bir sarâyın inşâsını kontrol etmeye gitmişti. Bu binâ, bir su kıyısında çok heybetli bir sarâydı. Ustalar, işçiler, cinnîler, sarâyın tamâmlanmasıyla meşgûldüler. Sarâyın balkonuna çıkıp, kendisini yalnız bırakmalarını, hiç kimsenin yanına yaklaşmamasını emretti. Sonra da balkonun kenârında asâsına (bastonuna) dayanıp durdu ve etrâfı seyrederek tefekküre başladı. Bu sırada ömrü bitip eceli gelmişti...
Süleymân (aleyhisselâm) asâsına dayandığı hâlde ayakta vefât edip, uzun bir müddet öylece kaldı... Nihâyet asâsının yere temâs eden kısmını güve kurdu yiyip asâ kırılınca, cesedi yere yıkıldı. O zamân bu hâlini görenler vefât ettiğini anladılar...

DOĞRU YOLDAN AYRILDILAR...
Süleymân (aleyhisselâm)ın vefâtından sonra, İsrâîloğullarının arasındaki birlik bozuldu, iki ayrı devlete bölünüp doğru yoldan ayrıldılar. Sonra da onlara doğru yolu göstermek üzere, İlyâs ve Elyesa’ (aleyhimesselâm) peygamber olarak gönderildiler.
Süleymân (aleyhisselâm), Mescid-i Aksâ’ya Mûsâ (aleyhisselâm)dan beri nesilden nesile geçerek gelen, Tevrât’ın içinde bulunduğu “Tâbût-i Sekîne”yi (Ahid Sandığını) koydu. Çünkü Mûsâ (aleyhisselâm), ümmetinin âlimlerinden, Tevrât’ın Ahid Sandığına konularak muhâfaza edilmesini istemişti. Bu durum, Mescid-i Aksâ’nın Buhtunnasar tarafından yıkılmasına kadar devâm etti. Buhtunnasar, Kudüs’ü alınca, şehri yakıp yıktı. Mescid-i Aksâ’da bulunan altın, gümüş ve diğer mücevherleri de alıp Bâbil’e götürdü. Buhtunnasar’ın Kudüs’ü yağmalaması esnâsında, hakîkî Tevrât ve Zebûr yakılıp yok edildi. Muhtelif kimselerin hâtırlarında kalan âyetlerini yazmaları netîcesinde, Tevrât isminde birbirlerini tutmayan çeşitli risâleler ortaya çıktı. Mîlâddan yaklaşık dört yüz sene evvel yaşamış olan Azrâ bunları topladı ve şimdiki “Ahd-i Atîk”teki Tevrât’ı yazdı.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)


Çok güzel ZÜLKARNEYN masalları.....

Ben de bu masallara bir ilave yapayım:

ESKİDEN iSTANBUL BOĞAZI YOKTU. KARADENİZLE ,AKDENİZ AYRI DENİZLERDİ.... Zülkarneyn batı seferini yaparken İstanbuldan geçti ve İstanbuldan geçerken, İstanbul boğazını yarıp açtı ve...

KARADENİZLE AKDENİZİ BULUŞTURDU...gülme


Bir kez gönül yıktın ise , Bu kıldığın namaz değil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)
Nemrûd ile Buhtunnasar kimlerdir?

Bugünkü makâlemizde, kâfirlerden yeryüzüne hâkim olan diğer iki kişi olan Nemrûd ile Buhtunnasar’ı ele almak istiyoruz...

NEMRUT KİMDİR?
“Nemrûd” Keldânî kavmi hükümdârlarına verilen isimdir. Birinci Nemrûd, Nûh aleyhisselâmın oğlu Hâm’ın soyundandır; Bâbil şehrini kurdu. Keldânî kavmi ve hükümdârları olan Nemrûdlar, heykellere (putlara) ve yıldızlara tapıyorlardı. Dünyânın meskûn bölgelerine hâkim olan ve ilk tâc giyen Nemrud, kibir, gurûr, sefâhet ve câhillik sebebiyle tanrılık dâvâsında bulundu. İnsanların kendisine secde etmelerini istedi ve çok zulmetti. Allahü teâlâ, Nemrûd ve kavmine doğru yolu göstermek, emir ve yasaklarını bildirmek için İbrâhim aleyhisselâmı peygamber olarak gönderdi. Nemrûd ve kavmi, maalesef İbrâhim aleyhisselâma îmân etmediler.
Nemrûd, İbrâhim aleyhisselâmı, kavminin haftalarca topladığı odunu ateşledikten sonra içine attırdı. Kendisi için yaptırdığı yüksek kuleden de hâdiseyi seyretti. Allahü teâlânın korumasıyla İbrâhim aleyhisselâmı ateş yakmadı. Gürül gürül yanan ateşin ortasında, İbrâhim aleyhisselâmın yemyeşil bir bahçe içerisinde oturduğunu gören Nemrûd, hayretler içerisinde kaldı.
İbrâhim aleyhisselâmla mücâdeleden âciz kaldığını anlayıp, bu işten vazgeçti; fakat îmân etmedi. Hâdiseyi görenlerden bir kısmı îmân ettiler. İbrâhim aleyhisselâm, Allahü teâlânın emriyle, kendisine inananlarla birlikte Bâbil’den hicret etti.
İbrâhim aleyhisselâm, Bâbil’den hicret ettikten sonra, Allahü teâlâ, Keldânî kavmi üzerine sürüler hâlinde sivrisinekler gönderdi. Sivrisinekler onların kanlarını emip, kupkuru bir hâlde bırakarak helâk etti. Sivrisineklerden birisi de Nemrûd’un burnuna girip, beynine kadar ilerledi ve ölümüne sebep oldu...

BUHTUNNASAR KİMDİR?
Buhtunnasar [Nabuchodonosor=Nabukednazar], Âsûrî devletinin en meşhûr hükümdârıdır. Mîlâddan [603] sene önce, Filistîn’i alıp Kudüs’ü yıktı. Tevrât nüshalarını imhâ etti. Yehûdî âlimlerini ve Danyâl (aleyhisselâm)’ı Bâbil’de esîr etti. Esîrlik yetmiş sene sürmüştür. Sûriye ve Mısır’ı da çöllere kadar aldı. Mîlâddan [562] sene önce öldü; ateşe tapardı. Şimdi bu konuda biraz daha detaylara girelim:
Ön Asya bölgesinde Dicle ve Fırât nehirleri arasındaki verimli sâhalarda kurulan ve merkezi Bâbil olan krallıklara “Babil Krallıkları” denilir. Bunlar hakkında kısa kısa bilgi vermek istiyoruz.
I. Babil Devleti: M. Ö. 1895-1595 tarihleri arasında Mezopotamya’da Batı Sâmîler (Amurrular) tarafından kurulan en büyük ve en teşkîlâtlı devlet. Kurucusu olarak Samu Abum bilinmektedir.
Bundan sonra gelen üç-dört kral, silik şahsiyetlerdir. Bu sülâle Mezopotamya’yı Elamlılardan tamâmen temizlemiş ve Elam ülkesini nüfûzu altına almıştır. Elamlılara son darbeyi vuran kral, eski doğunun en büyük sîmâlarından olan Hammurabi’dir. Asur ülkesini de devletine kattı...
Hammurabi’nin ölümünden sonra yer yer isyânlar çıktı. Dışardan da komşu kavimlerin taarruzları başladı. Anadolu’da büyük bir devlet kurmuş olan Hititler, M. Ö. 1595 tarihinde Fırat boylarından güneye inerek Babil şehrini hâkimiyetleri altına aldılar. 1.000 sene sonra İkinci Babil Devleti adı ile târih sahnesine tekrâr çıkacaklardır.
II. Babil Devleti: İran’da bir devlet kurmuş olan Medler, Asurluların üzerine şiddetli hücûmlarda bulunuyorlardı. Bunu fırsat bilen Babilliler, Medlerle birleştiler ve Asur Devletini yıktılar. Yerine yeni Babil Devletini kurdular. (M. Ö. 625)
İkinci Babil Krallığının en ünlü hükümdârı olan Nabukednazar, daha babası zamanında Mısır ordusunu Kadeş’te yenmiş, Sûriye ve Filistîn’i Babillilerin yönetimi altına sokmuştu. En büyük gâyesi Kudüs’ü ele geçirmek olan kral, maksadına ulaşmak için yerli halkı ayaklandırmak istedi. Buna karşı çıkan Kudüs Kralı, Babil’e vermekte olduğu yıllık vergiyi kesti. Bunun üzerine Nabukednazar, Kudüs üzerine bir sefer düzenledi ve Filistîn ile Kudüs’ü ele geçirdi. Sûriye ve Mısır’ı da çöllere kadar aldı. Dînî literatürde ismi “Buhtunnasar” olarak geçmekte olan “Nabukednazar”, yeryüzüne hâkim olan dört kişiden biridir. Burada zikredilen Buhtunnasar, Yeni Babil Devletinin en meşhûr kralı Nabukednazar’dır...
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
~Laedri~
RE: Bütün dünyaya hâkim olan dört kişi kimlerdir? (zevklı bır konu,okmanızı tavsıye edrm)
Mektubatı Rabbani okuya okuya bitiremeyeceğimiz Kıymetli okadar bilgilerle dolu ki tekrar tekrar okuyunca idrak ediyoruz neleri kaçırdığımızı
Çok güzel bir Paylaşım olmuş
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.