Başbağlar Katliamı, 5 Temmuz 1993'de, Erzincan'ın Başbağlar Köyü'nde PKK tarafından 33 sivilin öldürüldüğü katliam olarak tarihe geçmiştir. PKK lideri Abdullah Öcalan olaydan habersiz olduğunu söylemiş ve olayın sorumlusunun Dr. Baran kod adlı bir PKK mensubu olduğunu ifade etmiştir.
EVLERİ, OKULLARI, CAMİLERİ YAKTILAR
5 Temmuz 1993 günü Başbağlar Köyü'nde 100'e yakın PKK mensubu köyü basmış, ezan okunduğu sırada camiye girerek cemaati zorla dışarı çıkararak kurşuna dizmiş, daha sonra ise köyü ateşe vererek 214 ev, köy okulu, köy camii ve halkevini yakmıştır. Yakılan evlerde bulunan 4 kişi ise, yanarak hayatını kaybetmiştir.
Başbağlar katliamının ardındaki acı tesadüf ise, Madımak katliamından 3 gün sonra gerçekleştirilmesiydi. 2 Temmuz'da 37 kişinin yanarak öldüğü Madımak katliamından 3 gün sonra Erzincan Kemaliye'ye bağlı Başbağlar köyünde 33 kişi katledilmiştir.
İTİRAFÇI İSİMLERİ VERDİ
Katliamın yaşandığı 1993'te başlayan Başbağlar davası, sadece 3 yıl sonra kapanmıştır. Davada faillerin hiçbiri yargılanmazken, ceza alan tek kişi, tetiği çekenlerin isimlerini veren bir itirafçı olmuştur. Soruşturma sonunda saldırıyı gerçekleştiren grubun liderinin 'İsa' kod adlı Orhan İlbay olduğu, saldırı emrini veren kişinin ise Sivas olaylarında da adı geçen 'Dr. Baran' kod adlı Müslüm Durgut olduğu iddia edilmiştir. Dava, 26 Nisan 1995 tarihinde İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne nakledilmiş, son duruşmaya kadar 8 sanık yakalanmış, ikisi ceza almıştır. O iki sanıktan biri örgüt üyeliğinden 3,5 yıl, itirafçı sanık olan diğer kişi de 14 yıl ceza almıştır.
KATLİAMIN TANIĞI: BENİ ÖLDÜ SANDILAR, BIRAKTILAR
Olay sırasında kurşunlanan ve öldü diye bırakılan Muhtar Ali Akarpınar, Türkiye Gazetesi'nden İrfan Özfatura'ya o gün yaşadıklarını şöyle anlatmıştır: "Böylesi bir temmuz günüydü. Başbağlar sabah mutlu uyanmıştı. Gurbetteki hemşerilerimiz gelmişlerdi, kucaklaşmışlardı. Hatta Almanya'dan bir minibüs yollamışlar, nihayet köyümüzün bir arabası da olacaktı. O zamanlar Başbağlar kıpır kıpırdı. Hayvancılık hızlıydı, ekinler boylanmıştı. Akşam namazı camideydik. Eli silahlı militanlar geldi, çok gençtiler, bizi köyün yukarısına çıkardılar. Doğrusu itmediler, kakmadılar, zorlamadılar. Kadınları da kuru bir dere yatağına toplamışlar. Takriben yarım saat, belki üç çeyrek örgüt propagandası yaptılar. Meğer bizi oyalıyorlarmış, aşağıda evleri talan ediyor, yağma yapıyorlarmış o anda. Ne zamanki kesif bir duman yükseldi köyün yakıldığını anladık. Zaten evlerimiz ahşap ve bitişik nizam. Üstü ot, altı ahır, Nasıl berbat bir koku anlatamam. Bak, hayvanların çığlıkları hala kulaklarımda."