[Münafikun Suresi]
BU DüNYA, BU NESiL HER YÖNDEN, HER CİHETTEN KIYAMET ALAMETi!
Bismillahirrahmanirrahiym. Artık onlar, kıyamet-saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar. İşte onun işaretleri gelmiştir. Sadakallahül-Aziym.
[Muhammed suresi, 18. ayet]
Şeytan devamlı vesvese vermekle kalpler de bulunan inkâr kuvvetini arttırır. İnsanların inkârları o dereceye varır ki, cehennem hakkında anlatılanları yalnız korkutmak için, cennet hakkında söylenenleri ise, asılsız teşvikler zannederler. Arzu ve şehvetlerine uyarlar. Şeriata uyanlara ahmak ve hakir gözüyle bakarlar ve bunlara; aldatılmışlar, tuzağına düşmüş derler.
[Kimya-yı Saadet, İmam Gazali, sayfa 84]
Çoğu insan kıyametin kopacağına ciddi anlamda ihtimal vermez.
Bismillahirrahmanirrahiym. Kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım. Sadakallahül-Azıym.
[Kehf Suresi, 36. ayet]
Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.
[Ramuz El E-hadis, sayfa 277, Camiü’s-Sağır]
Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir.
[Buhari, Tecrid’i, sayfa 16]
İmam Buhari, İmam Müslim ve diğerlerinin Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’dan rivayetlerinde Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz;
“Gözlerin zinası mahremi olmayan kadınlara bakmaktır. Kulakların zinası; dinlenmesi yasak olan sözleri dinlemektir. Dilin zinası; konuşulması haram olan şeyleri konuşmaktır. Elin zinası; haram olan bir şeye dokunmaktır. Ayakların zinası da gidilmesi yasak olan yere gitmektir. Kalbin de zina temennisi ve arzusu vardır” buyurmuşlardır.
Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz’in getirdiği ölçüler, tüm kâinatı kapsayan mahiyettedir. Erkeğin ve kadının örtünme yerleri bellidir. Kim kime karşı sakınmalıdır, yoruma ihtiyaç kalmayacak şekilde açıktır. Erkeğin diz ve göbek dâhil göbek ve diz arası mahrem, kadının el yüz hariç tüm vücudu, şekil ve vücut hatları belli olmayacak, hissedilmeyecek şekilde mahremdir.
Ya Esma, kadın, kız ergenliğe girdi mi onun artık yüzü ile elinden başka yeri gözükmemesi gerekir.
[Ravi: Hz. Âişe Radıyallahu Anha, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 493]
Ey kadınlar! Ancak nikâh düşmeyen, evlenilmesi haram olan yakın akraba olan erkeklerle konuşun. Olmayanlarla konuşmayın.
[Ravi: Hz. Hasan Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 469]
Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek.
[Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sayfa 451]
Erkekler kadınlar gibi süsleniyor, giyiniyor bu zamanda; bakımlı olmak düşüncesiyle. Kadınlarda erkekler gibi pantolon, takım elbise giyiyor, saçlarını kısacık kestiriyor.
Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!
[Hakim]
Sanat adı altında sanatçılık yapanlar her türlü kılığa giriyor bu zamanda. Erkekler kadın kılığına, kadınlar erkek kılığına giriyor.
Erkeğe benzemeye çalışan kadın, kadına benzemeye çalışan erkek bizden değildir!
[İ. Ahmed]
Kadınların birçoğu erkekler gibi davranmaya çalışıyor; kendilerini güçlü gösterebilmek, kendilerini kanıtlayabilmek için. “Ben buyum, ben de güçlüyüm, ben farklıyım” diyebilmek için. Erkeklerden de kadınlara benzemeye çalışanlar var değil mi? Herkesin hayatı kendine, herkesin kararlarını ve yaşayış şeklini seçme hakkı var bu zamanda.
Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!
[İmam Buhari]
Erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere ALLAH lanet etsin!
[İmam Taberani]
Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek.
[Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sayfa 451]
Erkekler bile makyaj yapıyor; özellikle sanatçılar, modernliği savunanlar. Her türlü bakımı yaptıranlar bile var. Kadınlar da saçlarını kestiriyor erkekler gibi. Hz. Eyyub Aleyhisselam zamanında kadınların saçları tek bir sebeple kesilirdi. Sadece zina eden, kocalarını aldatan kadınların saçları kesilirdi. Bu zamanda herkes kendi saçını kendisi kestiriyor değil mi? Kadınların el ve yüz hariç tüm vücudu mahrem olduğu halde herkes başını açıyor göz zinasına sebep oluyor; üstüne birde saçını kestiriyor, boyatıyor. Modern çağda yaşıyoruz ama hepimiz, modernlik böyle oluyor artık, herkes böyle giyiniyor değil mi?
Hz. Esma Radıyallahu Anha anlatıyor: ‘’Bir kadın Resulullah Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz’e gelerek: ‘’Kızım çiçek hastalığına yakalandı ve saçları döküldü. Ben onu evlendirdim, peruk takayım mı?” diye sordu. Aleyhisselatu Vesselam:
‘’ALLAH takana da taktırana da lanet etmiştir!’’ diye cevap verdi.
[Buhari, Libas, 83,85; Müslim, Libas, 115, 2122. Hadis; Nesai, Zinet 71; Kutub-i Sitte]
Peruk takıyorlar değil mi bir de? Hem erkekler hem de kadınlar peruk takıyor.
İbn-u Abbas Radıyallahu Anh dedi ki: ‘’Peruk takan, taktıran; kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.’’
[Ebu Davud, Tereccül 5, 4170. Hadis, Kutub-i Sitte]
Allah, süslenmek için yüzünü boyayıp yolana da, yoldurana da [makyaj yapıp, yüzündeki tüyleri alana] lanet etsin.
[Ravi: Hz. Âişe Radıyallahu Anha, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 347]
Moda ve güzellik için, hoş görünmek için, modern olabilmek için; erkeklerin bile kaşlarını incelttirmemesi gerekirken, hem kadınlar hem de erkekler kaşlarını inceltiyorlar değil mi? Modern çağdayız! Bilgi çağındayız!
Hangi bir kadın ki, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir cemaatin yanından geçerse, ona bakana da, kendisine de zina günahı yüklenir.
[Ravi: Hz. Ebu Musa Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 178]
Sokağa çıktığımızda hangi bayanın yanından geçsek parfüm sürmüş oluyor ve parfüm kokusunu duyuyoruz. Hem kokuyu sürene hem de kokusunu duyana zina günahı yükleniyor. Erkeklere sorarsanız ezberlemişler şu cümleyi; “erkeklerin günahı kadınlardan sorulacak”, umurlarında bile değil gerisi. Kadınlara sorarsan istediklerini yapmakta serbestler.
Zina da devam eden adam putperest gibidir.
[Ravi: Hz. Enes Radıyallahu Anh, Ramuz El Ehadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 236]
Bir beldede zina ve faiz meydan alırsa, o belde halkı Allah'ın azabına hak kazanmış olurlar.
[Ravi: Hz. İbn-i Abbas Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 54]
Gerek yere batmak, suret değiştirmek ve gerekse taş yağmak zaruridir. Dediler ki; "Ya Resulallah bu ümmete mi?" Buyurdu ki: “Evet, onlar şarkıcı cariyeler edindiklerinde, zinayı helal saydıklarında, faiz yediklerinde, Harem [Mekke]de avlanmayı ve ipek giymeyi helal saydıklarında ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla ilişkiye girdiklerinde.”
[Ravi: Hz. İbn-i Ömer Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 464]
Zina yapan kimse, zina ederken mümin değildir. Şarap içen de içerken mümin değildir. Hırsızlık yapan da hırsızlık yaparken mümin değildir, yağmacılık yapan bir mevki sahibi kimse de yağmacılık yaparken mümin değildir. Öyle bir yağmacılık ki; o adamın cüretine hayretten dolayı insanların gözü ona dikilir. [Müslim’in Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’dan rivayetinde "Sizden biriniz ganimetten bir şey çaldığında mümin değildir. Aman sakının! Sakının!" ilavesi vardır.]
[Ravi: Hz. Abdullah İbn-i Evfa Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 488]
Zina yapan kimse, zina ederken mümin değildir. Bu hükme göre, sürekli başı açık olan, göz zinası işleyen kadınlar kâfirdir! Sürekli zina işlerler çünkü! Dille ne kadar Müslümanlık iddia etseler de gırtlaklarından öteye geçmez Müslümanlıkları, sadece lafta kalır.
Allah, dinen örtülmesi gereken yerlere bakana da baktırana da lanet etsin.
[Ravi: Hz. Hasan Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 347]
Allah Resulü aynen şöyle buyuruyor: “Cehennem ehlinden olan bir grup var ki, bunlar bir takım kadınlardır.”
“Nasıl kadınlar Ya Resulallah?”
“Üzerlerine bir elbise giymişler ama [üzerlerinde bir elbise var, anadan doğma çıkmamışlar, tamam], açık giyinmişler, örtünmüş, giyinmiş ama tıpkı çıplak bir kadınmış gibi herkesin gözünü üstüne çekiyor. Tıpkı çıplakmış gibi erkeklerin bakışlarını çekiyor bu kadın. Mesela daracık bir pantolonu bacağına geçirmiş, vücudunu alçıdan bir kalıba koymuş gibi, önden ve arkadan apış arasının kalıbını bütün gözlere ve kaldırımlara dökmüş bu kadın. Hatta pantolon giymese bile, ne giyerse giysin, ne kadar elbise giyerse giysin; vücudunun kalıbı, endamı önden veya arkadan vücut hatları meydana çıkıyorsa ALLAH bu kadına örtünmüş demiyor, çıplaktır hükmünü veriyor! Bu haliyle ne oluyor? Meylediyorlar bu kadınlar? Kime? Kendileri çıplak olarak dolaştıkları için, başka erkekler bize baksın diye meylediyorlar! Bu kıyafette çıkan kadın, ‘Bakalım herkes bana bakıyor mu?’ diye, o kadın da başkasına bakıyor. Hep göz görüyor musunuz? Gözlerden fırlayan küfür, etrafı kasıp kavurmaktadır bugün! Bu haliyle bir kadın; kıyafetini, elbisesini onun bunun dikkatini çeksin diye giyinen bir kadın, sırtına kadar soyunan bir kadın, ince elbiseler ve şile bezlerinden gömlekler yapıp giyen bir kadın,… Çıplak dolaşmış hükmü doğan bu kadının, bu kıyafetiyle, bu tavrıyla, bu edasıyla ALLAH’a isyan için açılan bir isyan bayrağından farkı yoktur! ALLAH kapatın, örtünün, gizleyin dediği halde kadın açılıyor, dökülüyor, dekolte oluyor. Bu haliyle ne diyor? “Ey ALLAH, sen istediğin kadar örtünün deyin, ben seni ALLAH kabul etmiyorum, soyunup çıkıyorum, kendi kıyafetimi sana isyan bayrağı olarak kullanıyorum” diyor! Böyle bir hale Müslüman nasıl razı olabilir? Kendisi durmadan meylediyor! Ona, buna bakıyor, erkekleri kendisine meylettiriyor! Bakmaya mecbur bırakıyor! Dikkatini çekiyor! Şehvetini çekiyor! Bu kadınların başları, saçları, kafaları aynen devenin hörgücü gibi şekil şekil alır. [kuaför salonlarında kimisi saçlarını kabartıyor, kimisi taratıyor, kimisi döküyor, kimisi şişiriyor, her çeşit…] aynen tarif etmiş Resulullah. Arkasından hükmünü belirtiyor. Bu gidişlerinden, kıyafetlerinden, günahlarından tövbe etmedikçe, vallahi bu kadınlar cennete giremeyecekler! Cennetin kokusunu ALLAH onlara göstermeyecek, baktırmayacak, duyurmayacak! Bakışlar ne kadar korkunç görüyor musunuz? Bakışlar ne kadar müthiş! Bakışlar ne kadar öldürücü! Bu hükümlerin hepsi göz üzerinde meydana geliyor görüyor musunuz? Göz üzerinde meydana geliyor!
Üniversiteyi bitirmişler. Neyi halleder ki üniversite? ALLAH’ın hükümlerine itaat etmedikçe 100 tane üniversiteyi bitirse hiçbir değer ifade etmez! Bakınız bizim değer hükmümüz budur! Müslüman böyle inanmak zorundadır! Çırılçıplak dolaşan yahut bacağına giydiği kot pantolonla apış arasına kadar vücudunun kalıbını ortaya koyarak; onun bunun şehvet nazarını çeken bir kıza sordum! Bir münasebetle sordum! Dedim ki ‘Kardeşim, vücudunuzda bütün mahrem noktaları gösteriyorsunuz. Hatta apış aranıza kadar ortaya koymuşsunuz. Her şeyinizle meydandasınız. Niçin böyle yapıyorsunuz? Siz kimin emrindesiniz? Seni yaratan ALLAH’ın emrinde misin? Yoksa senin düşmanın Avrupalı modacıların emrinde misin?’ Sustu. Avrupalı moda evleri emir veriyor! Onların emirlerine göre bunlar elbise alıyorlar. Avrupalı modacılar emrediyor, ne diyorlar? “Üstünüzdeki elbiseyi çıkaracaksınız, o elbisenin yerine şu model de bir elbise giyeceksiniz” diyorlar. Bizimkilerde hemen itaat ediyorlar. Aradan 4 ay geçiyor, bir emir daha çıkıyor, “Üzerinizdeki elbiselerin modası değişti, demode oldu. O elbiseleri atacaksınız, şu tipte bir elbise giyeceksiniz” diyorlar, hemen onlara itaat ediyorlar. Niye bizim kadınlarımız, kızlarımız Avrupalı kâfirlerin, Avrupalı modacıların birer hamalımıdır? Hamal gibi yüklen indir, yüklen indir; onlara hamal mı olacaklar? Onlar emredecek, kadınlarımız, kızlarımız giyecekler, onlar çıkarın diyecek; kadınlarımız kızlarımız giydiklerini çıkaracaklar, böyle şey olamaz! Biz ALLAH’ın emrine boyun eğmek zorundayız! Avrupalı emrediyor, “Üstünüzdeki elbiseyi çıkarın. Modası geçti bunun, mini etek giyeceksiniz, midi etek giyeceksiniz, maxi etek giyeceksiniz, bluz giyeceksiniz, … Şunu giyeceksiniz, bunu giyeceksiniz.” diyor. Emir Avrupa’dan geliyor, kızlarımız, eşlerimiz yüzünü bile göremediği o kâfir, o müşrik, o münkir, o edepsiz, utanmadan yoksun Avrupalıların emrine körü körüne itaat ediyor. Buna nasıl razı olabiliyorsunuz? Yüzünü bile görmediğiniz bir Avrupalı modacının emrine mi uyacaksınız? ALLAH’ın; sizi yoktan yaratan ALLAH’ın emrine mi uyacaksınız? Niçin düşünmüyorsunuz? Hollywood’dan emir gelecek, Broadway’den emir gelecek, Paris’ten emir gelecek, Londra’dan emir gelecek ve ondan sonra kostüm değişecek, etek değişecek, elbise değişecek. Niye? Senin amirin onlar mı? Senin ALLAH’ın onlar mı? Senin yaratıcın onlar mıdır? Onun için o kıza dedim ki; o genç kıza dedim ki, “%100 ALLAH’a yemin ederek söyleyebilirim ki, siz istediğiniz için şu elbiseyi giymiyorsunuz, Avrupalı modacılar istediği için giyiyorsunuz!” “Efendim günü modası böyle, ister isteyeyim, ister istemeyeyim mecburum giymeye.” diyor. Kimdir seni mecbur eden? Bir kanun maddesi mi var? Ceza kanunlarında, Avrupa”nın moda sahnesine koyduğu elbiseyi giymeyenler hapse atılacak diye bir ceza kanunu var mı? Kot pantolonu giymeyen kadınlar hapse atılacak diye bir kanun var mı? Kim? Kim? Kim? Kim zorluyor sizi? İşte ey çıplak dolaşan kadınlar, ey çıplak dolaşan genç kızlar! Üzerinizde ki bu çıplak elbiseyi, istediğiniz için değil; Avrupalı modacı patronlar emrettiği için giyiyorsunuz! Siz onların emrindesiniz! Size taşıyın dediler, taşıyorsunuz! Çıkarın dediler, çıkarıyorsunuz! Siz Avrupalıların hamalısınız! Hamalısınız! Hamalısınız! Avrupa hamalları! Yüklen diyorlar, yükleniyor! Boşalt diyorlar, boşaltıyor! Hamal mısın sen? Seni yaratanın emrine niçin uymuyorsun? Tepeden tırnağa örtün diyor ALLAH[c.c.]! Namaz da bile emir veriyor! İslam hukukuna göre; namaz da bile bir kadın, mutlaka ayrı bir tavırla gelecek! Bir Müslüman kadın namaz kılacak! Namaz kılmayan kadın olabilir mi? Hz. Mevlana feryat ediyor! Bir Müslümanın karısı eğer namaz kılmıyorsa; o namaz kılmayan kadınların pişirdikleri yemeklerin içinde vallahi ALLAH’ın rahmet ve bereketi yoktur! O yemek şifa değildir! O yemek deva değildir! Namaz kılmayan kadınların pişirdiği yemekler; insanın ruhunu zedeleyen birer zehirdir! Müslümanın karısı namaz kılacak! Seni namazdan geri koyan nedir? Seni ibadet etmekten geri koyan nedir? Namaz kılacaksın! Namaz kılarken de ilahi emirlere uyacaksın! Hepiniz biliyorsunuz, bir Müslüman kadın namaza dururken erkekler gibi durabilir mi? Erkekler iftitah tekbirini alırken, namaza başlama tekbirini alırken; erkekler ellerini kulaklarına kadar kaldırıp “ALLAHU EKBER” derler. Kadınlar böyle yapamaz! Kadınlar namaza dururken, tekbir alırken ellerini göğüslerinin hizasına getirip öyle tekbir alacaklar ve göğüslerinin üzerine kapatacaklar! Ne demektir bu? ALLAH ferman ediyor, emir buyuruyor! “Ey Müslüman kadın! Benim huzurum da bile, benim huzurum da dahi, erkekler gibi ellerini kulağına kaldırıp koltuk altını gösterme! Seni cehennemde odun gibi yakarım” diyor ALLAH[c.c.]! Koltuk altını göstermeyeceksin! Kadın kolları koltuk altına yapışık bulunarak, göğsü hizasında tekbir alacak ve göğsünün üstüne kapatacak! “Ey kadın! Sen benim huzurum da bile örtünmek zorundasın! Göğüslerini açık bırakma! Dimdik göğüslerini dikip namaza durmayasın; elini aşağıya değil, göğsünün üzerine bağla! Göğüslerini açık tutarsan seni cehennemde göğüslerinden yakar, azap ederim” diyor ALLAH[c.c.]! Ya şimdi sokakların hali nedir? Müslümanın karısı, ALLAH’ın, yaratıcısının huzurunda bile göğsünü açamaz! Koltuk altını gösteremez! Ya sokaklar da nasıl? Sokaklar da! Şaka mı zannediyorsunuz meseleyi? Bunun içindir ki, örtünme konusunda Osmanlı İslam devri zamanındaki âlimlerimiz; Müslüman kadınlara nasıl bir elbise giydirelim ki, koltuk altı bile görünmesin demişler. Nasıl bir elbise? Sokağa çıkarken nasıl bir elbise giydirelim ki, kollarını kaldırmak zorunda olduğu zaman, Müslüman kadının koltuk altı görünmesin! Nasıl elbise yapalım diye düşünmüşler. En sonunda en uygununu, en mükemmelini çarşaf olarak ilan etmişlerdir. Koltuk altı bile görünmeyecek!
Peki, bugün hâlimiz nedir? Kızlarımız, sahipsizdir, yalnızlık korkusuyla hastadır. Erkekler ise azgınlığın sınırlarını zorlamaktadır. Şimdi, çıktık açık alınla, 10 günde 15 kızla!
İslam’da kadının yeri, evinin en saklı yeridir. Günümüzde kadının yeri, hosteslik, sekreterlik ve genel evlerdir. Kızlar, çıplak kadın gazeteleri ve magazin programları yoluyla pazarlanır. Çağdaşlık makinesinin zevk verici bir parçası olur. Örtünüp kendilerini saklamaları yasaklanır. Kızlar cilve yapar, erkeklerde sellektör yapar! Saçlarını kırmızıya boyarlar! Çorabından tokasına kadar giydiği her şey cırtlak renklerdedir. Baş açık! Kollar açık! Bacaklar açık! Vücudunun en mahrem yerlerini bile, dar kıyafetlerle örtmek suretiyle açmıştır! İnsanda hayvanî bir şehvet uyandırmaktan başka hiçbir cezbeye sahip değildir. Sesi, karşı köydeki çobana bağırır gibi yüksek perdedendir. Kahkaha atarken, boğazından çıkardığı müthiş sesler, civardaki tüm erkeklerin dikkatini çekmektedir. Yanındaki erkeklerle konuşur, dövüşür, çekişir. Kaba bir ses, donuk bakışlar, zarafetini kaybedip kabalaşmış el hareketleri vardır. Kendisini güzelleştirmek çabasıyla, dışarıdan dikkat çekebilecek tüm organlarını açmış, içerden ise kendini erkeklerin gözlerine peşkeş çekmek suretiyle, ruhunu öldürmüştür.
Eşyanız sizi kurtaramayacak! Malınız sizi kurtaramayacak! Hiçbir şey sizi kurtaramayacaktır! Kim geçici malına aldanıyorsa bilsin ki, hiçbir kıymeti kalmayacaktır! “O gün çok olacaksınız! Fakat Müslümanlar; sanki bir sel geliyor da; yağmurlar yağdıktan sonra seller akmaz mı? O akan selin sürükleyip götürdüğü çöpler gibi, çöplük gibi vallahi kıymetsiz olacaksınız” diyor Resulullah Aleyhisselatu Vesselam! O selin önüne katıp götürdüğü çöpler gibi, çöplük gibi olacaksınız! Şahsiyetiniz olmayacak! Kâfirler sizden korkmayacak! Çünkü onların seline kapıldınız! Çünkü hayatınız kâfirlerin hayatına benzedi! Çünkü kızınız, karınız onlara benzedi! Çünkü eğitim sisteminiz onlara benzedi! Çünkü kaldırımınız, caddeniz, sokağınız hepsi onlara benzedi! Bugün bizim caddelerimizden kâfirlerin selleri akıyor! Sokaklarımızda abdestsiz kimse dolaşmazken; bugün sokakta dolaşan gençlerin %90’ı cünüp dolaşıyor! Cünüp dolaşıyor Ya Rabbi! Yıkıldı memleket! Ecdadımızın kan vererek aldığı topraklar! Şehitlerimizin can vererek aldığı topraklar da sırtına kadar soyunup dolaşan, satılık mı nedir? Binlerce, yüz binlerce kadın sokak sokak şehvet panayırına, kadın pazarına çevirdiler sokakları! Sel önüne düşmüş giden çöplük gibiyiz sanki! Olaylar bizi sürükleyip götürüyor! Kimse dur demiyor! Kimse ne oluyor demiyor! Nesillerimiz sürükleniyor! İnsanımız sürükleniyor! Kadınlarımız, kızlarımız bir kasırga gibi sürüklenip gitmektedir! İslam ahkâmına göre; bir Müslümanın kızı sırtını, karnını, göbeğini, diz kapağından yukarı da kalan apış aralarını, baldırını vallahi öz babasına gösteremez! Öz babasına hiçbir müslümanın kızı sırtını gösteremez! Bir baba kızının çıplak sırtına bakarsa, kızının baldırına bakarsa vallahi zina etmiş gibidir! İslam budur! Ama sokaklarda görmüyor muyuz? Sırtına kadar soyunmuş binlerce kadın, hayvani bir iştahla sokak sokak sürünüp dolaşıyor! Bu ümmeti bu hale getirenler hesap verecek! Bu ümmetin namusunu kaldırımlara dökenler, namusumuzu ve utanma duygumuzu sanki bombardıman edip yok edenler, bu ümmetin neslini utanmadan yoksun ve namussuz, vahşi bir iştah ile sokaklarda müşteri haline getirenler, Bu ümmeti bu hale getirenler hesap verecek! Sokaklarda sırtına kadar soyunup dolaşanlar acaba sokakları ne zannediyorlar? Bir Müslüman kadın sırtını, karnını ancak ve ancak nikâhlısına gösterebilir. Sadece kocasına gösterebilir! Sadece helaline gösterebilir! Bir Müslüman kadın sırtını, göğsünü, diz kapağından yukarısını vallahi babasına gösteremez! Ne demek oluyor bu? Demektir ki bu sırtına kadar soyunan kadınlar sokaklarda ki bütün erkekleri kendi kocaları zannediyorlar! Böyle şey olmaz! ALLAH Resulü Aleyhisselatu Vesselam böyle buyuruyor! “Sanki sellerin önüne katılıp götürdüğü çöpler gibi olacaksınız. Çöplük gibi olacaksınız! Kâfirler burnunu silip, çöp tenekesi gibi size atacak” diyor Resulullah Aleyhisselatu Vesselam.
Örtülü olan çıplaklara ve erkek gibi giyinen kadınlara ve kadın gibi giyinen, süslenen erkeklere lanet olsun!
[Tergib-üs-Salat ]
Örtülü olan çıplaklara:
Örtülü olan çıplaklar kimlerdir? Sanatçılar, mankenler, şarkıcılar, artistler değil mi? Bu saydıklarımızın örtüleri paradır. Onların örtüsü yoktur aslında! Ne kadar çok para alırlarsa o kadar çok soyunurlar. Onların dini imanı paradır. Şan, şöhret ve alkış toplamaktır. Onlara sorarsan sanat için yaptıklarını söylerler. İnsanlara göstermeye çalıştıklarına göre sanat için, gerçekte para, şan, şöhret ve övülme için soyunurlar. Bir de derler ya biz halka mâl olmuş insanlarız diye. Mâl ve mal oldukları doğrudur aslında. Şeytana mâl olmuşlardır. Şeytanın malıdırlar. Örtülü çıplaklar kimlerdir? Birçok kimsenin bildiği halde uygulamadığı dini hükümlerin öngördüğü şekilde bedenlerinin örtünmesi gereken yerlerini örtmeyenlerdir. Erkeklerde diz ve göbek dâhil mahrem olan diz ve göbek arası örtülü olmayanlar örtülü çıplaktır. Kadınlarda el ve yüz hariç tüm vücudu örtülü olmayanlar örtülü çıplaktır. Sadece saçı açık olanlar bile örtülü çıplaktır.
Yobazım değil mi? Hangi devir de yaşıyorum. Modern çağ da, bilgi çağında böyle düşünülür mü? Günümüz insanlarının düşüncelerine göre modern çağ da yaşıyoruz, gerçekte ahir zamanda yaşıyoruz. Cehennemliklerin sayılamayacak kadar çok, cennetliklerin ise; cehennemliklerin yanında parmakla sayılacak kadar az olduğu zamanda yaşıyoruz.
Saçının bir tutamının bile açık olması göz zinasına girdiğinden; saçı açık olan kadını gören her erkek göz zinası işlemiş oluyor. Saçı açık olan kadın da onu gören erkeklerin sayısı kadar zina günahı yüklenmiş oluyor. Daha ilkokul sıralarından itibaren, kız kardeşlerimiz, ablalarımız, kızlarımız başları açık olarak okula alınıyor değil mi?
Müslüman olduğunu iddia eden devletler, kâfir devletler dini hükümleri hiçe sayarak hükmediyorlar. Kız öğrencilerin başları kapalı olursa fitne çıkarmış. Büyüdükleri zaman ahlaksızlık çıkıyor ama kimsenin umurunda değil ki! Sonra diyorlar bir de bu nesil neden bozuldu.
Saçı başı açık olması yetmiyormuş gibi, bir de güzellik adına makyaj yapıyorlar ya. Süsleniyorlar, iltifat duymak, güzel görünmek, aynı ortamda bulunduğu diğer kadınlar arasında farklı olabilmek için. Yapmayan çok az kaldı değil mi? Çok nadir. Bazıları da modernlik adına, kendini kanıtlayabilmek, kendine güvendiğini gösterebilmek adına yapıyor. Makyaj yapmayan birini gördüklerinde küçümseyerek bakanlarda var tabi, ‘hangi çağda yaşıyorsun, bakımsız kadın olur mu’ diye. Herkes yapıyor, yapmayan da bir süre sonra yapmaya başlıyor bu zamanda.
Domuz eti yiyen dinden çıkar, kâfir olur. Peki, domuz neden haramdır? Neden bu derece de yasaktır? Domuz, kendi pisliğini yiyen tek hayvandır yeryüzünde ve eşini de kıskanmayan tek hayvandır. Makyaj malzemelerinin içinde domuz yağı bulunur, domuz yağı katkılı maddeler bulunur. Ne bulunursa bulunsun değil mi? Zorunlu haller dışında evden bile çıkmamaları gerekirken kadınlar için güzellik, beğenilme her şeyden önce gelir.
Kadının Cihadı Evde Durmaktır! Bu konuda varid olan hadisler şu şekildedir;
İbn-i Ömer Radıyallahu Anh, Ümmü Seleme Radıyallahu Anha ve Aişe Radıyallahu Anha’dan rivayet edilen hadiste buyrulur ki;
"Kadınların cihadı evde oturmaktır."
[hasendir. İbni Ömer'den: Ebu Ya'la; İbni Hacer, Metalibu Aliye(1591); Ümmü Seleme'den: Taberani, Evsat(6/198); Ebu Ya'la; İbni Hacer, Metalibu Aliye(1590); Aişe'den: Ahmed(6/68); İbni Kesir(4/1953); İbni Kayyım, İ'lamul Muvakkiin(4/221); Ebu Vakıd el-Leysi'den: Ahmed(5/218); İbnül Cevzi, el-Hadaik(2/336)]
Enes Radıyallahu Anh'dan; Rasulullah Aleyhisselatu Vesselam kadınlara buyurdu ki;
"Sizin evlerinizdeki zahmetiniz, Mücahitlerin Allah yolundaki ameline ulaştırır." [hasendir. İbni Hacer,Metalib(1595); Ebu Ya'la(6/140); Bezzar; İbni Ebi Şeybe, Mecma(4/304); Maksadu Ali(770); Dürrü Mensur(2/153); Busayri,İthaf(3919); Kenz(45146); İlelül Mütenahiye(2/631); Taberani,Evsat(3/163); Mizanul İtidal(3/91); İbni Adiy(3/143); Mecruhin(1/299);Beyhaki, Şuab(8742-3); Lisanul Mizan(2/468);Camiüs Sağir(9162); isnadındaki Ruh Bin el-Müseyyeb hakkında İbni Main ve Bezzar güvenilir dediler. Esma Binti Yezid ra'dan benzer bir rivayet için bakınız; İbni Abdilberr,el-İstiab(4/1788);İbni Hacer,el-İsabe(4/229); İbni Sa’d(8/319); İbnül Esir,Üsdül Gabe(7/19);Halebi, İnsanul Uyun(1/149); Heytemi,ez-Zevacir(2/121);Tergib(3/53); sahih kaydıyla: Hakim, Taberani, Bezzar, İbnül Cevzi,Ahkamun Nisa(65); İbnül Cevzi,Telkihu Fuhum(s158)]
İbni Ömer Radıyallahu Anh'dan;
"Kadınların zaruret dışında sokağa çıkmaktan nasipleri yoktur. Onların kenarlar hariç yollardan da nasipleri yoktur."
[Taberani, Kenz(45062); Camius Sagir(7657); Mecmauz Zevaid(2/200); İbni Adiy(3/454)]
Ebu Amr Bin Hamas Radıyallahu Anh ve Ebu Hureyre Radıyallahu Anh'dan;
"Yolun ortası kadınlar için değildir."
[Hasendir. İbni Hibban(1969); Deylemi(5255); İbni Adiy(1/192); Beyhaki, Şuab(7821-23); İbni Ebi Hatim, Cerh veTa'dil(1/2/73); Heysem Bin Küleyb, Müsned(1/190); Elbani, Sahiha(856); Sahihul Cami(5425); Feyzul Kadir(7658); Busiri, İthaf(2670); Metalibu Aliye(2685); Taberani(3/158); Semerkandi, Bustan(854); Nevafihul Atire(1630)]
"Allah'a ve Ahiret gününe iman eden bir kadının, bir gün bir gecelik yolu yanında mahremi bir erkek olmadan gitmesi helal olmaz."
[Buhari(Mescidu Mekke, 6); Müslim(hac, 423); Darimi(2681); Ebu Davud(1724); Tirmizi(1170); İbni Mace(menasık, 7); Ahmed(3/7); Malik(1884); İbni Hibban(2714); Beyhaki(3/138); İbni Huzeyme(2523); Tahavi, Müşkil(2/113); Tayalisi(2317); Kayravani, Cami(256); İbni Hacer, Rahmetül Gaysiyye(s142); Leys Bin Sa'd, Erbaun(36)]
Buraya kadar kadınların ancak zaruret halinde kocalarının izniyle dışarı çıkabilecekleri, çıktıklarında yolun kenarından gitmeleri, sefer mesafesini ise yalnız gitmemeleri gerektiği anlatıldı.
İmam Şerahsi, İmam Muhammed'in Kitab-ul Kesb'ini açıklarken der ki;
"Erkeklerin kadınlara su taşımaları için bazı kaplar temin etmeleri gerekir. Çünkü kadın abdest almak ve su içmek için suya muhtaçtır. Abdest yerine teyemmüm etse bile su içmeden edemez. Nehirlerden, kuyulardan ve havuzlardan su almak için çıkması mümkün olmaz. Bismillahirrahmanirrahiym. Hem namusunuzu korumak için evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, pampak yapmak istiyor. Sadakallahül-Azıym. [Ahzab Suresi 33.ayeti] ile kadınlar evde oturmakla emir olunmuşlardır. Bunları getirmek erkeğin vazifesidir. Şeriat nafaka teminini erkeğe yüklemiştir."
[Şerahsi, Şerh-u Kitab-ul Kesb, sayfa 89]
İfadeye dikkat edilirse; içme suyu bulunan kadının abdest için evden dışarı çıkamayacağı belirtiliyor. Artık kadınlar, şehir şebekesinin de bulunduğu günümüzde ne gibi sebeplerle dışarı çıkmalarını gerektireceğini hesap etsinler.
Kadının evinin balkonundan bir şey almak için dahi dış elbise [çarşaf veya pardösü] giymeden çıkması haramdır.
[Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvalar(1/82)]
"Gençlik delilikten bir şube ve kadınlar da şeytanın tuzaklarıdır"
[sahihtir. İbn-i Ebi Şeybe(8/162); Ebu Nuaym, Hilye(1/138); Heytemi, Zevacir(2/450); Zübeydi, İthaf(7/280); Dürrü Mensur(2/225); Keşful Hafa(1528); Münavi, Camiül Ezher(2/334); Mekasıdu Hasene(586); Temyiz(92); Deylemi(3665); Camiül Kebir(10985); Feyzül Kadir ve Camius Sağir(4928); Darekutni(4/247); Fethul Vehhab(38); Lalkai, Sünne(1058); Beyhaki, Medhal(786); Kudai(56); Tergib(4/298); el-Amiri; sahih dedi, Suyuti ve İbnül Gırs hasen dediler] buyrulmuştur.
Zamanın ucubelerindendir; belden daraltmalı, rengarenk, hatta yarım pardösüler, süslü, çiçekli, yaldızlı eşarplar dış elbisesi olarak giyilmekte, pantolon giyen, makyaj yapan, elini yüzünü açtığı yetmezmiş gibi dış elbise de giymeyen, yırtmaçlı etek giyen, peruk takarak çalışan ve kendilerinin bütün bunlarla örtülü olduğunu zanneden bayanlar var. Vallahi bunların hepsi Kuran'daki ve hadislerdeki örtülü emrine aykırıdır! Namaz kılanların namazı bile kabul olmaz! Kendi tercihiniz ile şeytanın tuzağı haline gelmeyiniz!
Ebu Şakra Radıyallahu Anh'dan;
"Başlarını deve hörgücü gibi yapan kadınları gördüğünüzde onlara hiçbir namazlarının kabul olmayacağını bildiriniz"
[Ahmed(2/223); Taberani(22/370); İbni Hacer, el-İsabe(7/206); Camius Sagir(644); Mecmauz Zevaid(5/137); Berika (5/346); Dümeyri, Hayatül Hayevan(s133); isnadında bulunan Mahled Bin Ukbe hakkında bkz: Buhari,Tarih(7/437); Cerh ve Ta'dil(8/348); İbni Hibban, Sükat(9/185); İbni Hacer, Lisan(6/9)]
Zorunlu haller dışında evden bile çıkmamaları gerekirken onlar için güzellik, beğenilme her şeyin önünde gelir. Yedikleri, içtikleri her şeye; dudaklarına sürdükleri rujlarda bulunan domuz yağı karışır, domuz yağı midelerine gider. Dinden çıkarlar. Kâfir olurlar. Hâlbuki saçının bir tutamının görülmesi bile zina olduğu halde, saçlarını açarlar, kestirirler, boyarlar; üstüne makyaj yaparlar. Ama kullandıkları makyaj malzemelerinde domuz katkısı olduğunu önemsemezler. Girdiği ortamlarda güzel kokabilmek adına parfüm kullanırlar. O ortamdaki erkeklerin hepsine zina günahı yüklenir onun yüzünden ve o ortamdaki erkeklerin sayısınca zina günahı yüklenir kendisi. Ama güzellik, modernlik her şeyin başında gelir kadınlar için.
Hangi bir kadın ki, koku sürünüp dışarı çıkar ve kokusunu duyurmak için bir cemaatin yanından geçerse, ona bakana da, kendisine de zina günahı yüklenir.
[Ravi: Hz. Ebu Musa Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 178]
Takılar takınıp süslenirler üstelik!
Sevban Radıyallahu Anh anlatıyor: ‘’Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın yanına Fatıma Bintu Hübeyre, elinde altından iri yüzükler olduğu halde gelmişti. Aleyhisselatu Vesselam, kadının ellerine vurmaya başladı. Fatıma da hemen [oradan sıvışıp] Resulullah’ın kızı Fatımatu’z-Zehra’nın yanına girdi. O’na Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın kendisine olan davranışını anlattı. Bunun üzerine Hazreti Fatıma Radıyallahu Anha boynundaki altın zinciri çıkarıp: ‘’Bunu bana Hasan’ın babası Ali hediye etti’’ dedi. Zincir daha elindeyken Resulullah Aleyhisselatu Vesselam yanlarına girdi ve şunu söyledi. “Ey Fatıma! Halkın: ‘’Resulullah’ın kızının elinde ateşten bir zincir var!’’ demesi seni memnun eder mi?’’ dedi ve böyle diyerek oturmadan geri dönüp gitti. Bunun üzerine Fatıma Radıyallahu Anha zinciri çarşıya gönderip sattırdı, parasıyla bir köle satın aldı ve onu azat etti. Bu olanlar Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’a anlatılınca: ‘’Fatıma’yı ateşten kurtaran ALLAH’a hamdolsun!’’ buyurdular.
[Nesai, Zinet 39, [8,158]; Kutub-i Sitte, 2105. hadis]
Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh anlatıyor: ‘’Bir kadın Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’a gelerek sordu:
“2 altın bilezik hakkında ne dersiniz, [takayım mı?]”
“Ateşten iki bileziktir, [takmayın!]” buyurdular. Kadın devamla:
“Peki, altın gerdanlığa [ne dersiniz?]’’ diye sordu. Rasulullah Aleyhisselatu Vesselam’dan yine:
“Ateşten bir gerdanlık!” cevabını aldı. Kadın yine sordu:
“1 çift altın küpeye ne dersiniz?”
“Ateşten 1 çift küpe!”
….
[Nesai, Zinet 39, [8,159]; Kutub-i Sitte, 2104. hadis ]
Süslenip dururlar, kıyafetlerine aksesuar olarak takılar takarlar değil mi? En çok altın takmayı severler ama! Modaymış.
Bir de tırnak uzatıp boyarlar ya.
…
Resulullah Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz tekrar başka mevzua geçti ve [şeytana] şöyle sordu:
“Peki, sam yeli estiği zaman ve ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin?”
“İnsanların tırnakları arasında [gölgelendiririm]”
…
[Muhyiddin-i Arabi, Seceret’ül Kevn]
Şeytanların gölgelenmesi için uzattıkları ve üstüne boya sürdükleri tırnaklar. Bir de yemek yerler o uzun tırnaklı elleriyle, üstüne yemek de yaparlar. Modaymış. İlericilikmiş, Medeniyetmiş.
Leş parçalamış akbabalar gibi kıpkırmızı dudaklarla gezerler. Görenlerin içleri gider ya bir de. Bön bön bakarlar. Gerçekten de leş parçalıyorlar aslında, bilmezler ve kabullenmezler ama. Marka takıntısı vardır bazılarında, ille de yabancı markalar olacak onlar için, dünya modası. Moda diye gezerler ya. Yabancı ürünler aldıklarında dünyada ki Müslümanlara harp eden, Müslümanları öldüren ve öldürülmesine vesile olan kâfirlerin ekonomisine katkıda bulunurlar. Ne olursa olsun güzellikten vazgeçmezler. Son moda olan makyaj malzemeleri de gerçek Müslümanlara zulmeden kâfirlerin ürettikleridir.
Kapalı olanlara gerici gözüyle ve aşağılayıcı bir şekilde bakarlar ya, kendi aşağılıklarını, işledikleri günahları bilmezler. Açık-saçık giyinip vücutlarını sergilerler.
Modern çağ da yaşıyoruz değil mi? Modern çağ. Eskiden kâfir, müşrik, dinsiz, putperest kadınlar bile bırakın bedenlerini sergilemeyi saçlarını bile açmazlardı. “Hadi ya o kadar film var eskilere dair, nasıl olur?” Filmlerin senaryoları düzmecedir. Tarihi bir film olsa bile kıyafetleri, konuşmaları senaristler kendi kafalarına göre yazarlar. Birçok senaryo da sadece tema, ana konu ve karakterlerin isimleri doğrudur. Gerisi hep düzmecedir.
Bu zamanda başı açık olanlar, bedenlerini her türlü sergilemekten kaçınmayanlar arasında bile Müslümanlık iddiasında bulunanlar var değil mi? Müslümanlık ne dille, ne de kimliklere Müslüman yazmakla olur. Müslümanlık özle, kalpte olur. Kalpte.
Başı açık olan, bedenlerini sergileyecek şekilde ve vücut hatlarını gösterecek şekilde giyinenler; sürekli göz zinası işlediklerinden dolayı fahişedir. Bu şekilde giyinmelerine izin veren, ses çıkarmayan; aile büyükleri, ağabeyleri, kardeşleri, eşleri birer pezevenktir! Ama bu yönetim sistemleri, yöneticiler bu şekilde olmasını istiyor, bu şekilde olması için kanunlar koyuyorlar değil mi? Pezevenkler dünyamız...
Hakikatte gerçekten Müslüman olan ve ALLAH’a inanan bir erkek; bırakın açık-saçık giyinen kadını, sadece başı açık olan bir kadınla bile evlenmez. Tabi sözde değil, özde Müslümansa! Çünkü işlediği günahlardan ve kapaması, gizlemesi gerektiği halde, mahrem olduğu halde saçları açık olarak; her girdiği ortamda zina günahı yüklendiği için; başı açık olan kadın bile kâfirdir!
Hz. Ali Kerremullahu Vechehü anlatıyor: Resulullah Aleyhisselatu Vesselam “Gençlerinizin haktan saptığı, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu.
[Kutub-i sitte; Heysemi, Mecma’u’z-Zevaid]
Gençlerin haktan sapması: gençlerin nereye gittiğini; gençlerin kendileri bile bilmiyor ki büyükler nasıl bilsin. Sadece heveslerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Günü birlik yaşıyorlar. Önlerine ne gelirse, akıllarına ne eserse onu yapmak istiyorlar. Akıllarına eseni, etrafında gördüklerini yapıyorlar.
Kadınlar almış başını gidiyor; herkes kendi isteklerine göre hareket ediyor. Herkesin kendine göre doğruları var değil mi? Herkes kendi doğrusuyla, kendi bildiği doğruyla yaşamaya çalışıyor. Gerçek doğrular ise göz ardı ediliyor ve gericilik olarak adlandırılıyor. Herkes arayışını bulmaya çalışıyor ama neyi aradığını ve nerde araması gerektiğini bilmiyor. Herkes özgür değil mi? Bu zamanda özgürlük var. Herkes istediğini yapmakta serbest! Ama kimse ne istediğini ne yapmak istediğini tam olarak bilmiyor. Bir şeye takılıp gidiyor, onu yaptıktan sonra başka şeylere yönlendiriyor kendini. Çünkü yarım kalan yanı bir türlü tamamlanmıyor. Neyi aradığını bilmediği için, gerçekte aradığını bulamıyor çünkü.
“Ben var ya ben!”. Bu “ben” var ya. Herkes “ben” diyor değil mi? Herkes kendine göre yalnız. Herkes kendi doğrularını bulmaya ve kendi nefsinin istediği şekilde kurallar koyarak, kendi aklınca, kendi hevesince yaşamak istiyor, yaşamaya çalışıyor hayatını. Ve kendi istediği şekilde kurallar koyarak yaşadığı hayatına İslami hükümleri de eklemeye çalışıyor kendi aklınca! Ve ne yapmış oluyor? Kendine özel yeni bir din ortaya koymuş oluyor! Ben özgürüm. Sadece özgürüm demeler.
Hür olduğunu, özgür olduğunu; her istediğini yapmaya güçlü olduğunu iddiaya yeltenirsen sana ilk vurulacak damga: “Sen kâfirsin. ALLAH’ı inkâr ediyorsun!”
[Abdülkadir Geylani, Futuhul-Gayb]
Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla ilişkiye girdiklerinde kıyamet yaklaşmış olacaktır.
[Ramuz-el E-hadis,448/8; Ölüm-Kıyamet ve Diriliş, sayfa 480]
Erkek erkeğe ilişkiye girenler, gaylar, homoseksüeller, Türkçe de ipne’ler. Kadın kadına ilişkiye girenler; lezbiyenler. Hayvanlarla ilişkiye girenler! Bu yaşadığımız çağda, bizlerin modern çağ ve bilim çağı olarak adlandırdığı çağ da; gerçekte ahir zaman olan çağ da, yaptığımız sapıklıklardan sadece bir tanesini yaptığı için helak edilen kavimler var bilir misiniz? Nerden bilelim, bunlardan bahsedilmiyor ki! Bahsedildiğinde de dinlemek istemiyoruz.
Âlimler ilmi sırf para kazanmak için öğrendiğinde [ilim yani<okumak ile veya görmek ile ve dinlemek ile elde edilen bilgi> para kazanmak için öğrenilip, para kazanmak için öğretildiğinde]. Dini dünyalık karşılığında sattıklarında, hükmü sattıklarında kıyamet yaklaşmış olacaktır.
[Ölüm-Kıyamet ve Diriliş, sayfa 480]
Âlimler yani bizim deyimimizle öğretmenler. Para karşılığında eğitim veriyorlar. ALLAH onlara akıl vermiş onlarda akıllarını kullanıp bundan faydalanıyorlar. ALLAH’ın hükmünü hiçe sayıp, maaşlarını aldıkları devletin öngördüğü bilgileri öğretiyorlar. Eski âlimler, eğiticiler, öğrencilerinden bırakın para almayı, onlara eğitim verebilmek için onların bütün ihtiyaçlarını karşılarlardı. Öğrencilerinin geçimlerini temin ederlerdi. “Bu kadar öğrenci var nasıl olabilir ki bu zamanda?” değil mi? Bu zaman da ki ilimlerin hepsi boş ilimler. Hepsi akılları karıştırmak, kurcalamak, boş yere beyinleri yormak ve birçoğu da sadece öğretmen olmak isteyen öğrencinin öğrenmesi ve öğretmenlerden başka kimsenin işine yaramayan bilgiler. Dünyanın bütün incelikleri için her türlü konu da ilim var bu zamanda. Ama din bakımından, gerçekler bakımından doğru dürüst bir eğitim sistemi yok! İlkokul 4. sınıflardan itibaren yabancı dil, İngilizce eğitimi verilir mesela Türkiye’de! Neymiş efendim? İngilizce dünya diliymiş. Ama üniversiteye gelinceye kadar; üniversitelerde de Arapça bölümü seçilmezse Arapça öğretmezler değil mi? Kutsal kitabımız, Kuran’ın dilini öğretmezler. Ama lafa gelince Müslüman bir ülkedir Türkiye. Bir de iddia ederler ya; en gelişmiş Müslüman ülke Türkiye diye! Kâfirlere gelince, onlarda dinlere saygı deyip dururlar, görünüşte öyledirler, gerçekte dine İslamiyete savaş açmışlardır.
Ahir zamanda kurt okuyucular olacak! Kim o zamana yetişirse, onların kötülüklerinden ALLAH’a sığınsın. Onlar çok kirli insanlardır. İnsanlar ikiyüzlü olacak, ikiyüzlülük ve gösterişten utanılmayacak.
[Ölüm-Kıyamet ve Diriliş, sayfa 470]
İkiyüzlülüğe devam eden adam puta tapan gibidir.
[Ravi: Hz. Enes Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 236]
İmam dediklerimiz, âlim dediklerimiz bile okudukları, dini bilgileri oldukları halde; her türlü günahı işliyor. Sürekli haberleri çıkıyor. İkiyüzlü davranıyorlar. Halka iyiliği söylüyor gibi görünüp, kötülüğü emredenleri olduğu gibi, birçoğu da gizli günah işlemek bir yana açık açık herkesin gözü önünde işliyor. Onlar bile yapıyorsa normaldir ama diğer insanların da yapmaları.
Ahir zaman da öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. Bunlar yumuşak görünmek için koyun postuna bürünecekler, dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbi gibi katı olacaktır.
[İmam Tirmizi, Zühd, sayfa 60]
Âlimler din eğitimi için ücret alıyorlar, fetva vermek için. Televizyonlar da görüyoruz ya; onlara göre İslam’ı anlatmak için ekrana çıkıyorlar ve bunun karşılığında ücret alıyorlar. Kendi menfaatleri için dini kullanıyorlar.
Camilerin içinde ALLAH’a isyan içinde olanların, günah işleyenlerin seslerinin yükselmesi, dinen yasak olan şeyleri işleyenlerin, dinin emrettiklerini yerine getiren samimi müminler üzerine galip olup onlara zorla hükmetmeleri kıyamet alametlerindendir.
[Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sayfa 450]
Günahkâr olanlar ileri gelenler oldukları için, halk içinde mertebe ve rütbe sahibi oldukları için mescitlerde, camilerde istedikleri gibi konuşup duruyorlar, yönlendiriyorlar herkesi. Birçoğu da gelmiyor, ama bir şekilde karışıyor!
İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki zenginler seyahat için, orta halliler ticaret için, onların âlimleri ikiyüzlülük ve gösteriş için, fakirleri ise dilenmek için hac ederler.
[Ramuz-el E-hadis, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi]
“Hacı” desinler diye hacca gidenler, milletin gözüne dindar görünebilmek için hacca giden yöneticiler. Sırf reklam yapmak için dini istismar etmekten kaçınmayan şarkıcılardan, sanatçılardan, aktörlerden bile hacca, umreye gidenler var.
Ahir zaman’da ümmetim içerisinde en az bulunacak şey helal para ve kendisine güvenilir arkadaştır.
[Suyuti, Camiü’s-Sağır]
Çalışıyoruz ama neye çalıştığımızı bilmiyoruz. Kundakta ki bebek nasıl olur bilirsiniz! Emziği verirsin ağzına, ağlayıp sızlayınca yedirip içirirsin. Koca koca bebekleriz hepimiz gerçekte. Sadece devletin izin verdiği şekil de ve devletin öngördüğü ücretlerde çalışıyoruz. Devlet izin verirse ya da ekonomiyi düzeltebilirse yiyoruz, içiyoruz. Kundakta ki bebekler gibiyiz hepimiz. Ağlayan bebekleri ağlamasın diye pış pışlarlar ya. Bizi de öyle pış pışlıyorlar. Para gelsin de nasıl gelirse gelsin diyoruz. Alın teri döküyoruz ama ne için alın teri döktüğümüzü bile bilmeden, sırf alın teri döktüğümüz için aldığımızda helal olduğunu düşündüğümüz ücretler karşılığında her türlü işte çalışıyoruz. Ürettiklerimizin ya da çalışmamızın neye gittiğini, ne için çalıştığımızı bilmiyoruz. Sadece para için çalışıyoruz. Helali aramadan. Sadece para gelsin diyoruz. Yeter ki gelsin.
Bu zaman, ahir zamandır. Bu zamanda çoğu insanların mabudu[ilahı], paradan ibarettir. Bu zaman insanlarının çoğu, Musa Aleyhisselam’ın kavmine benzedi. Yahudilere benzedi. Onlar, altın buzağıyı kendilerine mabut[ilah] edinmişlerdi. Bu zamanın insanının altın buzağısı da paradır. Parayı kendine mabut edinmişsin, ilah edinmişsin. Paraya tapıyorsun! Senin taptığın para!
[Abdülkadir Geylani, Fethur Rabbani]
Parasız hiç bir şey olmuyor ama değil mi? Bu dünya parayla dönüyor, parayla işliyor. Attığımız adım, içtiğimiz su bile parayla! Satılması haram olan şeylerden birisi sudur. Her yerde satılıyor ama! Parasız su bile vermiyorlar değil mi? Aldığımız nefes bile parayla! Para, olmazsa olmazlarımızın en birincisi olmuş!
Bu zamanda bırakın başka bir insanı; kendi ana-babamıza, kardeşimize; hatta kendimize bile güvenemiyoruz ki; güvenilir bir arkadaş nerede bulalım. Bir süre güvendiklerimizde bizim istediğimiz şekilde davranmıyor değil mi? Her şeyin ve herkesin kendi istediğimiz şekilde olmasını istiyoruz.
“Ben” diyoruz başka bir şey demiyoruz. Bu “ben” var ya; bizim içimizde taptığımız nefsimizdir.
Kıyametin önü sıra tanıdık kimselere selâm vermek âdet olur. Ticaret meydan alır, o derecede ki, kadın erkeğine yardımcı olur. Akraba yoklamaları kalkar ve yalancı şahitler çıkar, gerçek şahitlik gizlenir, yazarlar ise çoğalır.
[Ravi: Hz. İbni Mes'ud Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 121]
Kıyametten hemen önce yalancı şahitlik yaygınlaşır, hakka şahitlik ise gizlenir.
[Ramuz-el E-hadis, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi]
Yakın arkadaşımız bir hata yaptığında ya da kusur işlediğinde “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” oluyor ya da yaptığı halde yapmadı diyoruz. Onu savunuyoruz, yalan yere. Arkadaşlığımız, samimiyetimiz bozulmasın diye. Kendi içimizde, benliğimizde sürekli yalnız olduğumuzu düşündüğümüz halde, değer verdiğimiz insanların yaptıklarını; yapmamış olarak gösteriyoruz. Bir de tanımadıklarımızın yaptıkları var. Görüp, şahit olduğumuz halde gizliyoruz, lafını bile etmiyoruz. “Aman ne işimiz var, var yoluna git. Dertsiz başına bela mı arıyorsun?” demeler. Gölgemizden bile korkuyoruz kimi zaman. Gerçekleri söylemekten kaçıyoruz. Her şeyi çevremizdeki insanlara ve kendi doğrularımıza göre yorumluyoruz. Yararı dost bildiklerimizden, zararı düşman bellediklerimizden biliyoruz.
Senin kendisine güvenip ümit bağladığın her şey, senin ilahındır, mabudundur. Kendisinden korktuğun veya kendisine ümit bağladığın her şey senin ilahındır, mabudundur. Esas sebep olan ALLAH’ı tamamen unutarak, zararın da, faydanın da kendisinden kabul ettiğin her şey, senin ilahındır, mabudundur.
[Abdülkadir Geylani, Fethur Rabbani]
İftiranın yaygınlaşması kıyamet alametlerindendir.
[Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sayfa 450]
En basit olarak; bir ortamda bir suç ya da kabahat olduğunda bile ilk aklımıza o ortamda sevmediğimiz ve istediğimiz şekilde davranmayan kişiye yükleniyoruz değil mi? İlk onu itham ediyoruz. Onu suçluyoruz! Araştırmadan, düşünmeden ilk onu yargılıyoruz. İftira etmiş oluyoruz.
Selam halka değil de özel insanlara verilinceye kadar kıyamet kopmaz.
[Ölüm-Kıyamet ve Diriliş, sayfa 470]
Kişinin yalnız tanıdıklarına selam vermesi kıyamet alametlerindendir.
[Ramuz-el E-Hadis, 121/4, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi]
Hangi birisine selam verelim, sokağa çıktığımızda insan kaynıyor. Hem selam versek garip garip bakarlar “Tanışıyor muyuz?” diye. Her önüne gelene selam versek gideceğimiz yere yetişemeyiz. Adım atsak selam vermemiz lazım.
Aramızın bozuk olduğu ya da dargın olduğumuz, konuşmadığımız insanlara bile selam vermiyoruz. Selamı kesiyoruz. “Benden uzak olsun da, kime yakın olursa olsun” diyoruz!
Yahudilerin selam verdiği gibi selam vermeyin. Zira onlar elle, başla işaretle selam verirler.
[Ravi: Hz. Câbire Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 474]
Bizler el işaretleriyle, araba kornalarıyla selam veriyoruz değil mi?
İkiyüzlülük hâkim olacak, ikiyüzlülük ve gösterişten utanılmayacak.
[Ölüm- kıyamet ve diriliş, sayfa 470]
En sağlam bildiğimiz, en güvenilir bildiğimiz bile bizi sırtımızdan vuruyor. Herkes ikiyüzlü davranıyor. Kendimiz bile yapıyoruz ikiyüzlülük ama farkında olamıyoruz ya da olmak istemiyoruz. İşimize gelmiyor!
Şu 3 şeyle karşılaşılmadıkça ümmet güzel bir yol üzere olacaktır. İyilik kalkmadıkça, ahlaksız çocuklar çoğalmadıkça, aralarında “Essekkarun” ortaya çıkamadıkça. Dediler ki; “Essekkarun nedir?”
Cevap verdiler: “Ahir zaman’da gelecek bir nesildir ki, aralarındaki selamları birbirlerine sövüp saymak olacaktır.
[Kıyamet Alametleri, sayfa 141-142]
Son zamanlarda türeyen, birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamları lanetlemeden, küfürden ibaret olan sarhoş bir nesil ortaya çıkmadan kıyamet kopmayacaktır.
[Ahmed bin Hanbel// Hakim, Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sayfa 54]
Gençler arasında argo[küfürlü] konuşmak hat safhada bu zamanda; ahir zamanda. Deyyus, dürzü, ipne, orospu, fahişe, … demeler. Hatta ağza alınmayacak küfürler, sövmeler.
Benden sonra ümmetim içinde fetret devri olacak. O devirde herkes helali aramadan mal talebinde bulunacak, kanlar akıtılacak ve şiir Kuran’a bedel tutulacak.
[Deylemi; Geleceğin Tarihi; Ravi: Hz. İbni Ömer Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 456]
Şiir Kuran’a bedel tutulacak. Şiirler ve şiirlerin müzikli hali şarkılar, türküler.
…
Resulullah Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bundan sonra, bir başka mevzuu sordu. Şeytan cevap verdi.
“Rabbından neler talep ettin?”
“10 şey talep ettim.”
“Nedir onlar, ya lain?”
“Şunlardır:
…
4-benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı yaptı.
5-istedim ki; benim için bir ezan vere; ahenkli bir şekilde okunan kasideleri, ilahileri verdi.”
…
[Muhyiddin-i Arabi//Seceret’ül Kevn]
Şeytan, yeryüzüne atıldıktan sonra, "Ya Rabbi bana ev ver" dedi. "Hamamlar senin evin olsun" buyruldu. "Meclis" istedi, "Çarşılar ve yol ağızları" verildi. "Yemek" istedi, "Besmelesiz yenen yemekler senin olsun" dendi. Müezzin istedi, "Çalgıcılar müezzinin olsun" buyruldu. "Kuran" istedi, "şiir" verildi. "Yazın dövme, hadisin yalan olsun, resulün de bakıcılar, falcılar olsun, öksen, tuzağın da kadınlar olsun" buyruldu.
[Ravi: Hz. Ebu Ümâme Radıyallahu Anh, Ramuz El E-Hadis/Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevî, Sayfa 110]
İslam âlimleri buyuruyor ki!
İbn-i Hibban’ın bildirdiği hadis-i şerifte, Resulullah Aleyhisselatu Vesselam, develerin boyunlarındaki çanları çıkarmıştır. Hâlbuki çan şehveti tahrik etmez. Çan bulunan yere rahmet melekleri girmiyor. Artık çalgıyı, çalgı aletlerini siz düşünün.
Şeyh-ul-İslâm Ahmed İbn-i Kemal Efendi Hazretleri 40 Hadis kitabında buyuruyor ki:
“Bütün çalgı aletlerini kırmak ve domuzları öldürmek için gönderildim” Bu hadis-i şerif, her çeşit çalgıyı ve domuz eti yemeyi yasak etmektedir.
Hazret-i Ebu Bekir, iki küçük cariyenin def çalıp şarkı söylediklerini gördü ve onları azarlayarak “Şeytanın çalgısını mı çalıyorsunuz?” dedi.
[Buhari]
İbn-i Ömer hazretleri, ihramlı bir toplulukta şarkı söyleyen birine, “Allah senin ibadetini kabul etmesin” dedi.
[İbn-i Ebid-Dünya]
Ashabı Kiram’dan Enes bin Malik hazretleri “En pis kazanç, şarkı ve çalgı aletleriyle kazanılandır” dedi.
[İbn-i Ebid-Dünya]
İbn-i Abbas Hazretleri, “Çalgı aletleri haramdır” dedi.
[Beyheki]
Âişe validemiz, bir evde şarkı söyleyen birini görünce ona, “Yazıklar olsun sana. Bu şeytandır, bunu çıkarın dışarı” dedi ve onu çıkardılar.
[Buhari]
Fudayl bin İyad Hazretleri, “Müzik ve şarkı, zinanın teşvikçisidir” dedi.
[İbni Ebid-Dünya]
Şeyhül İslam Ahmed İbn-i Kemal Paşazade, Risale-i Münire’de buyuruyor ki:
Cevâhir-i Fetâvâ kitabında “Raks [oyun], şarkı ve çalgı haramdır!” diyor. İstihsân kitabında çalgı dinlemenin haram olduğu bildiriliyor. Hidâye kitabının sahibi, “Şarkı söyleyenin şahitliği kabul edilmez” diyor. Tefsir âlimlerinin büyüklerinden İmam-ı Kurtubi, şarkı söylemek, ney çalmak ve raks etmek icma ile haramdır diyor. Abdülkadir-i Geylani’nin “Raksa[dansa, şarkı söylemeye] helal diyen kâfir olur!” fetvası vardır.
[Vesiletü'n Necat kitabı]
Şeyh Muhammed Rebhami Hazretleri buyuruyor ki:
Saz, tambur, tef, ney ve diğer çalgı aletlerini çalmak, ALLAH’ın emrini tutmamak olur.
[Riyad-ün-Nasıhin]
İmam-ı Şarani Hazretleri buyuruyor ki:
“Hakim-i Tirmizi’nin Nevadiru’l Usul adındaki kitapta rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem Efendimiz, “Her kim şarkı sesine kulak verirse, onun ruhanileri dinlemesine izin verilmez!” buyurdu. Oradakilerden biri tarafından, “Ya Resulallah, ruhaniler kimlerdir?” diye soruldu. Resulullah Aleyhisselatu Vesselam da, “Cennet ehlinin okuyucularıdır” buyurdu.
[Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi]
İmam-ı Birgivi Hazretleri buyuruyor ki:
Saz dinlemekten kulaklarını korumalıdır.
[Risale-i Birgivi]
“Şarkı ve müzik, şeytani duyguları harekete geçiren en etkili unsurlardan biridir”
[Mecmu-ul Fetava]
Şarkı, Kitap ve Sünnetle yasaklanmıştır.
[İmam-ı Kurtubi]
Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır.
[İbn-i Salâh]
İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor ki: İmam-ı Şami, Mültekıt kitabında “Hiçbir âlim, ahenkli bir şekilde okunan ilahiye, kasideye, şarkıya, … günah değildir demedi.” buyurdu.
[Mektubat-ı Rabbani, 266]
Kuran’ı şarkı söylercesine okumak haramdır.
[Fetava-i Bezzâziyye]
Çalgı çalmanın haram olduğu icma ile bildirildi.
[Makamat-ı Mazheriyye]
Çalgı çalarak veya oyun arasında Kuran okuyan kâfir olur.
[Tergib-üs-salât]
Dümbelek, ney, saz çalmak haramdır.
[Tahtavi şerhi]
Kuran’ı makam ile okuyan bir imamın arkasında kılınan namazın tekrar kılınması gerekir.
[Halebi]
Kuran’ı, Arap şivesine uygun, tecvit ile ve güzel ses ile okumalıdır. Ebu Davud’daki hadis-i şerifte, “Kuran’ı güzel sesle okuyun!” buyuruldu. Yani "ALLAH’tan korkarak okuyun" demektir. Bu da, tecvit ilmine uyarak okumakla olur. Yoksa harfleri, kelimeleri değiştirerek, manayı, nazmı bozarak makam ile okumak haramdır.
[Berika]
Makamlı okumak, şarkı söylemek, çalgı aletleri haramdır.
[Tıbb-ün-nebevi]
Kuran’ı makamlı, şarkı söylercesine okumak ve dinlemek haramdır. Burhâneddin-i Mergınânî hazretleri buyurdu ki:
Kuran’ı makamlı, şarkı söylercesine okuyan hafıza, ne güzel okudun diyen kimsenin imanı gider. Tekrar kelime-i şehadet getirerek Müslüman olması gerekir. Kuhistânî de, böyle yazmaktadır.
[Dürr-ül-Müntekâ]
Makamlı şarkı söylemek ve dinlemek haramdır. Tekkelerde ilahiler okuyarak raks etmek, oynamak, dönmek haramdır. Şimdi, dinden haberi olmayan münafıklar, böyle tarikatçılık yapıyorlar.
[Fetava-yı Hindiyye 5/352]
Allame Zahirüddin bin Cafer diyor ki:
Mevlitte çalgı, şarkı, raks gibi şeyler yapmak büyük günah olur!
[Mektubat]
Kitab-ül-Kırare’deki hadis-i şerifte, kıyamet alametleri sayılırken, Kuran çalgılardan okunur, [şarkı söylercesine, makamlı okunur] buyuruluyor.
[Tergib-üs-Salât]
Ney de, diğer çalgılar gibi asla caiz değildir. Eğlence ve para kazanmak için şarkı söylemek haramdır. Her çalgıyı çalmak ve dinlemek, raks etmek caiz değildir.
[Redd-ül Muhtar]
ALLAH aşkı ile dolmuş, evliyanın büyüklerinden olan Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri, ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı. Musiki dinlemedi ve raks etmedi. Zikrin kalp ile sessiz olacağını Mesnevi’de bildirmektedir.
[Saadet-i Ebediye]
Şarkı, çalgı ile başkalarını eğlendiren şahit olamaz, şahitlik yapamaz!
[Mecelle m. 1705]
Her çalgı haramdır.
[Ahlak-ı Alaiyye]
Tef, tambur ve her çeşit çalgıyı evinde, dükkânında bulundurmak, kendisi kullanmasa bile, satmak, hediye etmek, kiraya vermek haramdır.
[Berika]
Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehridir, kalbi karartır.
[Dürr-ül Mearif]
Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur.
[Saadet-i Ebediye]
Her çeşit çalgı dinlemek haramdır.
[Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı Alaiyye]
Müzik bütün dinlerde büyük günahtır.
[Dürr-ül-Münteka]
İncilin yasakladığı müziği, sonradan papazlar Hıristiyanlığa soktu.
[Mevahib-i Ledünniyye Şerh-i Zerkani]
Müfessirler, İsra suresinin 64. âyetinde şeytana, (Vestefziz... bi savtike [Sesinle oynat]) demenin çalgı ile oynat demek olduğunu, bu âyetin, her çeşit çalgıyı haram ettiğini bildirmişlerdir.
[Şeyhzade]
Lokman suresinin 6. âyetindeki “lehv-el hadis” ifadesini âlimler şarkı, çalgı aleti olarak bildirmiştir. İbn-i Mesud Hazretleri yemin ederek “lehv-el hadis”ten kasıt, çalgı aleti ve şarkı olduğunu söylemiştir.
[Tefsir-i İbn-i Kesir, Tefsir-i Medarik//İbni Mesud gibi büyük bir zata inanmayan cahillere ne denir ki?]
İlk makamlı okuyan, şarkı söyleyen şeytandır.
[Taberani]
Sesini şarkı söyleyerek yükseltene şeytan musallat olur.
[Deylemi]