Komşusunun hanımı balkona çıkarsa başını eğerdi
Bir zamanlar komşular vardı
Kendisine gelen müşterisine “ Komşum daha siftah yapmadı, ondan alış-veriş yap” der idi
Bir zamanlar komşular vardı
Atının atağından sıçrayan çamurun komşusunun duvarını lekelediğini görünce iner, o lekeyi siler ve duvarın sahibinden helallik isterdi
Bir zamanlar komşular vardı
“Yanı başınızdaki komşusu açken tok olarak geceleyen kişi (olgun) mü’min değildir” Hadis-i şerif gereğince komşusunun zor günlerinde yanında olurdu
Bir zamanlar komşular vardı
"Komşusu, kötülüklerinden emin olamayan kişi iman etmiş olmaz" (Buhârî, Edeb, 29) ve "Allah'a ve âhiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin" (Müslim, iman, 73, 75) buyuran peygamberi Muhammed Mustafa’yı dinlerdi
Bir zamanlar komşular vardı
Atalarının, “Komşu, komşunun külüne muhtaçtır” sözüne göre yaşarlar, birbirlerine sahip çıkarlardı
Ya şimdi?
İki metrelik yer yüzünden komşusunu yiyenler var!
Siz ağanın hikayesini iyi okuyun:
Arkadaşlarımdan birkaçı yanıma gelerek:
“Fakir öğrenciler için yurt binası yapıyoruz” dedilerÖn ayak ol da ,biraz yardım toplayalım
Tekliflerini kabul ettim ve ertesi gün, zenginliğinden dolayı "AĞA" lakabıyla tanınan bir adamı aradım
Para istediğimi anlayınca :
“Gerekeni yaparız, dedi Gel de görüşelim”
Büyük bir hevesle bürosuna gittim ve sekreterinden izin alıp odasına girdim Bina hakkında verdiğim bilgileri dinledikten sonra, cebinden bir on binlik çıkarıp:
“Buyur”dedi Bizim de katkımız olsun
Şaşırmıştım, ama yine de işi pişkinliğe vurup:
“Sondaki sıfırlar biraz az olmadı mı?” dedim “Hiç olmazsa on milyon vereceğinizi tahmin etmiştim”
Pek aldırmamış görünerek:
“Şimdilik bu kadar yetsin” dedi Toplu-konut sitesi için yer almam gerektiğinden, fazla açılamıyorum
“Ne kadar lazım ?” diye sordum
“İki yüz dönüm kadar” dedi Bu işi becerir ve planladığım arsaları kapatırsam, vakfınıza on milyon bağışlarım Eğer binaya ismimi verirseniz ,bu miktarı daha da artırabilirim
Teklifini ister istemez kabul ettikten sonra el sıkışıp ayrıldık ve kısa bir süre sonra da inşaata başladık Bu arada para sıkıntısı çektiğimizden ağayı bol bol hatırlıyor ve aldığı yerin kaç dönüme ulaştığını takip ediyorduk
Altı ay kadar sonra yardımcısına telefon ettiğimizde:
“Ağa’nın yeri, çoğu göl kenarında olmak üzere 120 dönüme ulaştı” dedi Şimdi sıra ,yolun bitişiğindeki ormanlık bölgeye geldi
İnşaatın kabasını tamamladığımızda adamı tekrar aradık
“Ağa’nın yeri, göl kenarında ve çam ağaçları arasında olmak üzere 150 dönüme çıktı” dedi Bir kaç ay sonra iş tamamlanır
On milyona kavuşmak ümidiyle adama bir daha telefon ettiğimizde:
“Ağa’nın yeri, bir selvi ağacının altında olmak üzere 2 metrekareye indi” dedi
Geçen hafta öldü, duymadınız mı?
Evet, şimdi şu hikayeyi de okuyun ve kendinizin durumunu hesap edin:
Adamın biri, oğullarını topladı ve dedi ki:
"Öldüğüm zaman sizlerden bir tek isteğim var, o da ayaklarıma eski de olsa bir çorap giydirmeyi ihmal etmeyin!" diye vasiyet etti
Zaman geldi, her fani gibi o da dünyadan göçtü Adamı teneşir tahtasına yatırdılar, yıkadılar, pakladılar, kefen giydirecekleri sırada, meyyitin çocukları, babalarının vasiyetini İmam Efendi'ye arz ederek:
"Babamıza eski bir çorap giydireceğiz“ dediler
İmam Efendi:
-"Kesinlikle olmaz İslâm esaslarına göre ölüye kefenden başka birşey giydirilemez" dediyse de çocuklar ısrar ediyorlardı Babalarına çorap giydirmenin şart olduğunu çünkü babalarının vasiyet ettiğini, sağlığında sözünü hiç dinlemediklerini, hiç olmazsa bu sözünü dinleyeceklerini söylüyorlardı
İmam Efendi de bunun caiz olmadığını, buna müsaade edemeyeceğini anlatıyordu Tabi oradakiler de bu münakaşaya dahil oldular Her kafadan bir ses çıkıyordu
Kimileri imamın tarafını tutuyor, "olmaz" diyorlardı Bu işlerle pek alakası bulunmayan, İslam'ı sadece cenaze namazından ibaret sanan kimileri de, çocukların tarafını tutuyor, "Niçin olmasın, canım!" diyorlardı
İşte bu esnada içeri bir adam girdi Ölünün oğullarına bir mektup uzattı ve dedi ki:
“Ben babanızın bir dostuyum Ölmeden önce bu mektubu bana vererek, "öldüğümde çocuklarıma verirsin" diye vasiyet etmişti Mektubu buyrunuz”
Ölünün oğullarından biri mektubu aldı Dikkatlice zarfı açarak mektubu çıkardı Oradaki gürültüler, kaynaşmalar dinmiş, kimseden çıt çıkmıyordu Yüksek sesle okumaya başladı
"Evlatlarım! Görüyorsunuz ya, size o kadar mal mülk bıraktığım halde, bana bir çorabı bile, hem de eski bir çorabı bile giymeme, onu götürmeme müsaade etmiyorlar Elbette siz de, benim gibi öleceksiniz ve bu dünyadan mecburen ayrılacaksınız Aklınızı başınıza toplayın! Size de birkaç metre kefenden başkasına müsaade etmeyecekler Size bıraktığım malı, iyi yerlere harcayın Hayra hasenata sarfedin Har vurup harman savurmayın Çünkü kabre götüreceğiniz, amelinizden başka birşey değildir"
Komşusuna eziyet edenler bilin ki Sevgili Peygamberimiz sizi yanına kabul etmeyecek!
Abdullah b Ömer(ra)'ın anlattığına göre, Hz Peygamber bir savaşa çıkmıştı Yolda: "Bu gün, komşusuna eziyet eden kimse bize katılmasın," buyurdu Adamın biri: "Ben komşumun duvarının dibine abdest bozmuştum" deyince, Rasûlüllah: "Bu gün bize katılma" buyurdu (Y Kandehlevi, Hadislerle Müslümanlık, III, 1068)
Komşusuna eziyet edenler bilin ki Cenab-ı Hak sizi yanına kabul etmeyecek!
Ebû Hüreyre (ra) den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav):
“Vallâhi imân etmiş olmaz Vallâhi imân etmiş olmaz Vallâhi imân etmiş olmaz” buyurdu
Sahâbîler:
“Kim imân etmiş olmaz, yâ Resûlallah?” diye sordular
“Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu(Buhârî, Edeb 29)
Ey komşusuna iyi davrananlar!
Size Sevgili Peygamberimizin müjdesi var!
"Şüphesiz, Allah (cc) Salih/iyi Müslüman sebebiyle komşularından yüz evden belâyı defeder" (el-Askalâni, Selâmet Yolları, III, 298)
Son söz yine sözlerin en güzeli Allah(cc)’ın kelamı olsun:
“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyi davranın” (Nisâ sûresi (4), 36)
Selam ve dua ile,
![[Resim: sigpic2959_12.gif]](http://www.mecazen.com/signaturepics/sigpic2959_12.gif)