Güllerin bülbüllerin arasında
Bir ülke vardı uzaklarda
Sıcak insanların olduğu
Adam gibi adamlar vardı orada…
Umut karanfillerinin yeşerdiği
Türkülerinde kardeş sevgisinin işlendiği
Bir memleket vardı çok uzaklarda
Misafirin kimde kalacağını kararlaştırırken kavgaya tutuşan
Hatta ölen insanlar vardı…
Yüzyıllarca cenk eden
Zalimleri perişan eden
Hak ve adalet için, karanlığa ışık tutmak için
Savaşan bir millet vardı
Ufukların arkasında
Bizim kudretimizin ulaştığı yere onların
Hayalleri bile ulaşamaz diyen yöneticileri vardı.
O ülkenin sakat askerine kendi eliyle baston yapan
Şahları vardı o devletin
İnsanlarına sorduğunda derdin ne diye?
Para, geçim sıkıntısı demeyen bir millet…
Altay dağlarından kopup gelen
Mohaçta zafer kazanan, şairlerin dilin de şiirleşen
Bir hilal uğruna güneşler batıran
Tufan, kasırga, tayfun gibi bir millet vardı
Bir ülke ve bir millet vardı denizlerin ötesinde bir adacık…
Ve o ülke Türkiye ve o millet Türklerdi.
Eski günlerine ağlayan halkı vardı
Fakir yoksul miskin ama içli bir millet.
Tevazuda okyanus gibi bir millet
Kardeş ülkesi işgal altın da olduğu için yardım edecek malı olmadığı için
Üzerindeki elbiseyi çıkarıp atan bir millet vardı…
İstanbul’da okumaya başladığı Ezanı
Çaldıran ovalarında bitiren, Tuna'da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan,
Hazar kıyılarında getirdiği tekbir seslerinin yankılarını
Viyana kapılarında duyan bir milletin askeri vardı…
Hadi uyan artık yiğidim! Hadi uyan artık dünyanın efendisi!
Uyan yedi cihanın güneşi!
Sen en üstün milletsin dünyanın kaderisin
Hak uğruna kurşun gibi bedenler veren Türkoğlu Türksün…
Seyyid Kemerkaya
furkan 63

giderayak işlerim var bitirilecek,