Bir gönül insanıysan; gönlünün enginliği bütün kâinâta uzanır. Zerreden kürreye bu âlemde Hakk’ı ve hakikati seyran edersin.
Bir gönül insanıysan; bütün davranış ve ibâdetlerinde can olur, cânan olur.
Bir gönül insanıysan; bütün âlemlerin gözbebeği, özü, hülâsasısın demektir.
Bir gönül insanıysan; öyle ulvî güzellik ve yüceliklerin mazharı ve sahibi olursun ki, içindeki mükemmellik ve muhteşem sanatı, sadece gönüllere değil taşa da işlersin kâğıda da… Senin işlediğin basit bir çakıl taşı, pırlantadan daha kıymetli hâle gelir. İncecik kâğıt, senin rûhunun aksedişiyle paha biçilemez bir değer elde eder.
Nitekim sanat tarihimizin ölümsüz şahsiyeti Mimar Sinan’ın, yine hat sanatımızın solmayan güneşi Karahisârî’nin ve Hâfız Osman’ın eserlerindeki erişilmezlik ve ihtişamın sırrı da, işte bu gerçekte; yani gönül insanı olmalarında gizlidir.
Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi