![[Resim: harun-tokak.jpg]](http://cdncms.zaman.com.tr/2014/01/07/harun-tokak.jpg)
![[Resim: 1e9d6a8e-c88c-4be8-bfc6-696006eff824.jpg]](http://www.dr.com.tr/pimages/Content/Uploads/ProductImages/649851/1e9d6a8e-c88c-4be8-bfc6-696006eff824.jpg)
Harun Tokak, ilk romanı Suya Düşen Kan’da İslam tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Hazreti Ali’nin doğumuyla başlayan, Kerbela Olayı ve sonrasında yaşanan hadiselerle Ehl-i Beyt’i yakından tanıma imkânı sunan eser, heyecan verici bir okuma vaat ediyor…
SUYA DÜŞEN KAN, HARUN TOKAK, UFUK YAYINLARI, 394 SAYFA, 12 TL
İslam tarihinin en can acıtan hadiselerinden biridir Kerbela. Üzerinden asırlar geçmesine rağmen inananlarda bıraktığı iz derindir. Resulullah’ın (sallahü aleyhi ve sellem) gözbebeği kızı Hazreti Fatıma ile İslam dinini tebliğ uğruna karşılaştığı her zorlukta yanı başında olan cengâveri Hazreti Ali’nin evlatları, biricik torunu Hazreti Hüseyin Kerbela’da şehit düşmüştür. Aslında biliyordur şehadet şerbetini Kufe’de içeceğini Hüseyin. Henüz dünyaya geldiğinde Cenâb-ı Hak, Cebrail vasıtasıyla dedesi Hazreti Muhammed’e (sas) bildirmiştir. Cebrail, Hüseyin’in doğumundan dolayı Efendimiz’i (sas) tebrik ederken bir yandan da şehitlik için ona başsağlığı diliyordur. İki Cihan Serveri (sas) hayrettedir: “Ey Cebrail, kutlamayı anladım ama hangi şehit için başsağlığı diliyorsun?” Aldığı cevap içine bir ateş düşürür Gönüller Sultanı’nın: “Bu mazlumu, Hüseyin’i senden sonra Kerbela çöllerinde cefa kılıcı ile şehit edecekler.” Duyduklarından sonra gözyaşı dökmeye başlar Kutlu Nebi. Onun (sas) hüznünü gören Hazreti Ali de sebebini öğrenince evladı için ağlamaya başlar. Hazreti Fatıma annemiz de gözyaşları içinde alır Cebrail’in haberini. Babasına bu işin ne zaman olacağını sorar. “Benden, senden, Ali’den ve Hasan’dan sonra.” yanıtını alır. Anne yüreği, dünyadan göçüp gittikten sonra bile evladını sahipsiz bırakmaya razı değildir: “Bu musibet vukua geldiğinde benim mazlumum için kim taziyette bulunur?” diye hayıflanmaya başlar. Neyse ki aldığı cevap yüreğine su serpmiştir: “Ey kadınların en güzeli ve en azizi! Ehli Beyt sevdalıları senin oğluna kıyamete kadar ağlayacaklar…”
Bu hadiseyi bilen Hazreti Hüseyin, tam bir teslimiyet ve iman aşkıyla gitmiştir Kerbela’ya. Onlarca Ehl-i Beyt’in şehit düştüğü bir savaş cereyan eder Kufe’de. Nitekim hazin hadise gerçekleşir ve bir yudum su arzusuyla geldiği Fırat’ın kenarında şehadet şerbetini içer Hüseyin. Suya kan düşer…
Özellikle öyküleriyle geniş kitlelere ulaşan gazeteci-yazar Harun Tokak, son çalışmasında o yıllara misafir ediyor okurunu. Bu hazin olaydan mülhem Suya Düşen Kan ismini vermiş romanına. Alt başlık olarak “Bir Ehl-i Beyt Romanı” cümlesini seçmesi de tevekkeli değil. Zira Hazreti Ali’nin doğumuyla başlayan, Kerbela Hadisesi ve sonrasında yaşanan olaylar İslam tarihindeki önemli gelişmeler ışığında aktarılıyor. Derinlikli araştırma ve önemli detaylarla sunulan bölümlerde Ehl-i Beyt’i yakından tanıma imkânı sunuyor eser.
Kitabın temelleri yazarın çocukluğunda atılmış denebilir. Doğup büyüdüğü köyündeki Derviş Odası’nda dinlediği Ehl-i Beyt sohbetlerine dayanıyor. Kurguyu da bu sohbetlerden hareketle oluşturmuş yazar. Derviş Odası’nda Muharrem ayının 12 gecesi boyunca Mehmet Hoca’nın yaptığı sohbetler ışığında ilerliyor roman. Saadet asrının atmosferinde cereyan eden hadiselerden geçişlerde karlı kış akşamlarında tüm köylünün bir araya geldiği bu odaya konuk oluyor okur. Köyün erkeklerinin yatsı namazından sonra Derviş Odası’nda toplanmasıyla başlayan bölüm girişleri zaman zaman tekrara düşüldüğü hissi uyandırsa da bu tercih okumayı kolaylaştırıyor.
Ufuk Yayınları tarafından yayımlanan kitabın bir özelliği de Tokak’ın ilk romanı olması. Hemen her bölümde hissedilen derinlikli araştırma, zaman zaman bir İslam tarihi kitabı okuyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Bu açıdan süreci bilmeyenler için daha heyecan verici bir çalışma olacağı kesin…
ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU
7 Ocak 2014 ...ZAMAN...