Bilim pek çok şeye cevap verebilir. Ancak bilimin bir başka özelliği de her bir bilinenin çok daha fazla sayıda başka bilinmeyenlere kapı açtığı gerçeğidir. Olayın diğer bir boyutu da ateistlerin dini yanlış anlamaları ya da çarpıtmalarıdır. En çok verilen örnek şudur; "Eskiden şimşek çaktığında, Tanrı'nın kızgınlığı sanılırdı. Ancak bugün bilim bunun elektriklenmeden doğan bir etkileşim olduğunu ve dinsel bir sebebi olmadığını ispatladı". Bu açıklama İslam dinini iyi anlamamış olmalarındandır. Çünkü İslam dini kâinattaki her işin Allah tarafından yaratıldığını, ancak bunları bir sistem içinde, ölçü ve düzene göre sayılarla yapıldığını söyler.
"Allah her şeyi sayıp kuşatmıştır"
"Allah her şeyi bir ölçüye-düzene göre yaratmıştır"
Yani evrende bilinmeyen hiçbir şey kalmasa bile bilim Yaratıcının görünen yüzünü araştırdığı ve İslam'ın aslında "uzayda bir yıldızda oturan Tanrı’nın var olduğunu söylemediği" gerçeğini kabul edene kadar dini anlayamayacaktır.
"Nereye bakarsanız bakın, ancak Allah’ın yüzünü görürsünüz" ayeti, zaten bilim adamlarının yaratıcıyı araştırdığını ve sistemin kendisinin, yaratıcının yüzü olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Bazı bilim adamları da uzayda bir yıldıza oturmuş ak saçlı bir ihtiyar aradıkları ve İslam dinini de böyle söylüyor zannettikleri için "Dinler saçmadır" demişlerdir. Oysa söylendiği gibi; sistemin bizzat kendisi, Yaratıcının insanlara tecelli eden zatının yüzüdür.
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!