Bir bildiri hazırlamalıyız.
Kâğıt-kalem çıkar ve yazmaya başla."
O söyledi, ben yazdım:
Görkemli Afro-Amerikan Devrimi'nin lideri Malcolm X: Nation of islam'dan aldığı kıytırık maaşa talim etti. Yaşadığı ev ve sürdüğü araba teşkilata aitti. Giderken ardında dünya malı namına bir şey bırakmadı.
Görkemli İran Devrimi'nin lideri Ayetullah Humeyni: Kum şehrinde yoksul bir kulübede yaşadı. Az yeyip az içti. Tahta, koltuğa, sandalyeye itibar etmedi; yerde oturdu.
Görkemli Boşnak Devrimi'nin lideri Aliya İzzetbegoviç: 'Şerefine' verilen bir ziyafette, sofradaki envai çeşit yiyeceklere ürpererek baktı. "Yazık!" dedi, "Bunlar Saraybosna'nın yarısını doyurmaya yeterdi.".
Malcolm, Humeyni, Aliya: Debdebeden kaçtıkça büyüyen adamlar... Bu, Sultanahmet Camii'nin göğe uzandığı halde uhrevi bir tad vermekte zorlanmasına karşın, toprağa yakın olarak inşa edilen Bursa Ulu Camii'nin insanı uçurması gibi bir şeydir. Ve Malcolm ve Humeyni ve Aliya, toprağa yakın durdukça yükseldiler.
Derviş devrimcilerin kuru ekmeği yolumuz aydınlatıyor. Onları çok sevdik. Ve onları överken içimiz hep rahat oldu.
Milletin sırtında sefa sürenler utansın!
"İmza?"
"Devrimci Adalet Partisi."
"Öyle bir parti yok dedik ya üstad."
"Var işte, görüyorsun."Bildiriyi çoğaltıp İstanbul'da beş yıldızlı bir otelde İslamcı bir liderin kızının şatafatlı düğün töreninde dağıttık.
"Sırada ne var üstad?"
"Şimdi namazlarımızı kılalım. Sonra ceplerimizdeki paraların hatırı sayılır bir kısmını başkaları için harcayalım. Gayb'a inandığımız gibi bunları da hep yapalım."
"Yani diyorsun ki: Sağa-sola nutuk atmakla iş bitmiyor. Kendi Müslümanlığımızı mütemadiyen gerçekleştirmeliyiz."
"Aynen öyle diyorum."
Toprağa yakın bir cami bulmak ümidiyle yola koyulduk.
Hakan Albayrak/Ebuzer
