You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Cezalı Üye
BEYİNSİZ ADAM :)
[Resim: beyinsizadam2.jpg]

Kölesiyiz öğretmenin
İlkokul öğretmenime soruyorum: Bir keresinde gülmüştüm ve siz bana “neden gülüyorsun, söyle hep beraber gülelim” demiştiniz, söylediğimde ise kimse gülmemişti. Artık topluluk içinde bir şey anlatmaya korkuyorum, mutlu musunuz?

“Öğretmen öğretir A, B, C

Öğretmen öğretir K, L, M

İlk öğretmenin kim senin

Kim öğretti alfabeyi

Bir harf için 40 yıl köle olunuyorsa

29 kere 40 yıl kölesiyiz öğretmenin”

Ali Rıza Binboğa

Bugün Öğretmenler Günü olduğundan hafta içinde öğretmenler konusunda biraz araştırma yaptım. Dersleri doğru düzgün dinlemediğim için haklarında pek az şey biliyordum. Araştırmalarım sonucunda şaşırarak gördüm ki, ülkemizde öğretmenler kutsal kabul ediliyor.

Öğretmen kutsalmış. Neden? Çünkü bir şeyler öğretiyor. Bunun karşılığında maaş almıyor mu? Alıyor. Eee?

Ali Rıza Binboğa, olayı bir adım öteye götürerek, öğretmenlerimize 29 çarpı 40 yıl köle olmamız gerektiğini öne sürmüş. Hesapladım, 1160 yıl ediyor. Yüzde on tanıdık indirimi yapsa 1000 yıl köleyiz öğretmenimize. Tabii toplu harf öğrendiğimiz için de ayrıca sağlam bir iskonto yapacaktır. Gene de nereden baksan en az 300-400 yıl kölelik bizi bekliyor. Sonuç: Eğitim köleliktir.

Öğretmenlere saygı duyulmasına saygı duyarım, ancak bir şartla. Su ürünleri mezunlarına da, halkla ilişkiler mezunlarına da aynı saygı gösterilsin. Bunlar da üniversitede dört yıl dirsek çürütüyor, aynı mesaiyi yapıyor. Ama ne özel bir günleri var, ne bir hediye geliyor ne de toplum içinde parmakla gösteriliyorlar. Arabasını satarken bile “su ürünleri mezunundan, daha ambalajları üzerinde” diyemiyor adam.

Bir insanın üniversite tercihlerinde bir üstteki veya bir alttaki tercihini kazanmasıyla bir anda çok saygın veya hiç sallanmayan bir insan olabilmesi tuhaf değil mi? Tek bir sınav sorusunun bile hangi bölüme gideceğinizi belirlediği bir sistemdeyiz. Yani adam Türkçe kısmında 12'nci soruyu doğru cevaplasa kutsal bir varlığa dönüşecekti, yanlış cevaplayınca halkla ilişkiler mezunu alelade bir insan oldu. Kimse hediye almıyor, babalar kızlarını ona vermiyor, değil kırk yıl birkaç saatliğine bile kimse ona köle olmak istemiyor. Gerçekten hüzün verici.

Öte yandan ülkede haddinden fazla öğretmen var. Alt komşum öğretmen, üst çaprazımızda oturanlar öğretmen. Apartmanda kutsal bir hava hissediliyor. Bu kadar öğretmenin olması, eğitimin aşırı uzun sürmesiyle alakalı. Beş yaşında giriyorsun, yirmi beş yaşında çıkıyorsun. Hani insan ömrü 250 yıl falan olsa ses çıkarmayacağım. Ama ortalama 60 yıllık hayatta 20 yıl eğitim görmek nedir vicdansızlar? Hele bir de o yirmi yılın sonunda işsiz kalmak paha biçilemez. Dünyada böyle kötü bir yatırım örneği yok. Ben ilkokul üçten sonrasını anlamsız buluyorum. Eğitimi ilk üç sene ben de destekledim ama dördüncü sınıfta Doğu Anadolu Bölgesi'nde hangi madenlerin çıkarıldığını ezberlemem gerekince dikkatim dağıldı, bir soğuma geldi. Hayatımda gitmediğim bir bölge, gitmeyi de düşünmüyorum, ama velev ki gittim, maden mi çıkaracağım? Velev ki çıkaracağım, açar internetten bakarım, hımmm hangi madeni çıkarsam acaba. Özellikle Google'dan sonra eğitim sistemi yeni baştan dizayn edilmeli bence. İnsanlar üç beş senede bütün eğitimini tamamlamalı.

İlkokul öğretmenim Aysel T'ye soruyorum:

Bir keresinde gülmüştüm ve siz bana “neden gülüyorsun, söyle hep beraber gülelim” demiştiniz, söylediğimde ise kimse gülmemişti. Artık topluluk içinde bir şey anlatmaya korkuyorum, mutlu musunuz?

İkinci sınıftayken “dersi dinlemek istemeyen çıksın” demiştiniz, ben de dersi dinlemek istemediğim için çıkmıştım, dışarıda müdürün bana dayak atacağını neden benden gizlediniz?

Anneme beni “zeki ama çalışmıyor” diye ispiyonlamıştınız, ben de zekâma güvenip çalışmayı hepten bıraktım, yıllar sonra zeki falan olmadığımı öğrendim, şu an işsiz olmamda payınız olduğunu düşünüyor musunuz?

Kitabımı evde unuttuğumda “kendini de unutsaydın” şeklindeki esprinize gerçekten çok gülmüştüm, sonra eğitim hayatım boyunca bütün öğretmenlerim aynı cümleyi kurdu. Meğer eğitim fakültesinde bu sözü söylemeniz öğretiliyormuş. Kendimi aldatılmış hissetmekte haksız mıyım?

Öğretmenler Günü notları

Öğretmenler Günü, bu sene buruk kutlanıyor. Çünkü pazar gününe denk geldiği için öğrencilerden hediye almaları mümkün değil. Pek çok öğretmen, şu an hüzünle pencereden dışarıyı seyrediyor ve ek ders ücretlerinin yatıp yatmadığını merak ediyor. Yatmadı.

Bu özel günde atanamayan öğretmenlere de hediye vermeyi unutmayalım. Onlara henüz olgunlaşmamış bir çiçek, henüz basılmamış bir kitap veya zamanı geçmiş bir sinema bileti hediye edebilirsiniz.

Değerli atanamayan öğretmenler. Sakın üzülmeyin, sizler de o atananlar gibi dört sene okul sıralarında dirsek çürüttünüz, aynı eğitimi aldınız. Bugün sizin de gününüz. Bir gün gelecek siz de atanacaksınız. Herkese sıra gelecek. Fenerbahçeli Semih Şentürk’ü düşünün. Adam yıllarca yedek kulübesinde bekledi, sonunda ne oldu, kadro dışı kaldı. Bu örnek iyi olmadı aslında, ama böylesine münferit bir vakadan yola çıkıp umutsuzluğa düşmek mantıklı değil.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: BEYİNSİZ ADAM :)
[Resim: beyinsizadammanset.jpg]

BEYINSIZ ADAM
1 Aralık 2013
Geçen gün odamda oturup önümüzdeki yerel seçimlerde hangi partiye oy vereceğimi düşündüm. Yorucu saatler sonunda bir neticeye ulaşamadım. AK Parti, CHP ve MHP’yi çok beğeniyordum, peki hangisini seçmeliydim?

Tam ümitsizliğe düşmüştüm ki kafamda bir ışık yandı. Madem karar veremiyorsun, dedim kendi kendime, neden kendin aday olmuyorsun? Saçmalama dedim. Saçmalamıyorum gayet ciddiyim dedim, kafayı mı yedin dedim, ağzını bozma dedim.

Kendi içimde yaşadığım kavgayı büyütmemek adına büyüklük gösterip sustum. Kararımı vermiştim, belediye başkanı olacaktım.

Öncelikle adaylığımın herkese hayırlı olmasını diliyorum. Gelelim icraatlara. İlk icraatlar çok özeldir. Belediye başkanı olduğumda ilk icraatta çok heyecanlanacağım, orası kesin. Ama zamanla alışırım.

Dernek ve esnaf ziyaretlerini artırıyoruz

Bir belediye başkanı, ömrünün ortalama yedi yılını ziyaretlerle geçiriyor. Niye? Adam Çorum ili Fırsatlı ilçesi Sürprizli köyü için dernek kurmuş, belediye başkanı olarak ziyaret etmesen alınıyorlar. Bizden size oy yok diyorlar. Yav sen kaç hanesin? Adamdaki özgüvene bak. Oy vermeyecekmiş. Sen onu bunu bırak da o derneğin olayı ne, onu açıkla. Bütün gün okey, batak oynuyorsunuz. Dünyada okey oynamak için dernek kuran yegane millet biziz. Madem dernek kuracaksın, yelpazeyi az genişlet. Komple Fırsatlı ilçesi desen olmuyor mu? İlla sizin köyden mi olacak? Diğerleri kötü insanlar mı?

Ama görünen o ki, dernek ziyaretleri tutuyor, bu yüzden ben de oyunu kuralına göre oynayacağım. Mevcut dernek ziyaretlerini tam iki katına çıkaracağım. Ziyaret edilmemiş tek bir dernek kalmayacak. İki arkadaş tavla oynamak için bile bir araya gelmiş olsalar, onları ziyaret edeceğim.

Esnaf ziyaretleri de artacak. Çünkü anladığım kadarıyla esnaflar üç-dört günde bir belediye başkanlarını görmezlerse güvensizlik sorunu yaşıyorlar. Acaba belediye başkanımız bizi sevmiyor mu, aramızda bir problem mi var, mesaj da atmadı diye düşünüp bunalıma giriyorlar. Kendilerini işe veremiyorlar.

Her yeri pankartla donatacağız

Şu anda benim yaşadığım semtte hemen her sokakta belediyenin çalıştığına dair pankartlar asılı. Belediye çalışıyormuş. Bozuk değil yani, çalışıyor. Dünyada bunun kadar saçma başka bir pankart varsa o da şudur: Çamaşır makinesi çalışıyor. Ben evimin balkonuna bunu asıyor muyum? Bir belediyenin normal olarak çalışması gerekmiyor mu zaten? İlanlar, pankartlar yeni bir şeyi haber vermek için değil midir?

Ama çiçeği burnunda bir siyasetçi olarak bu oyunu da kuralına göre oynayacağım. Halk bundan memnunsa, onları daha da memnun etmek bizim işimiz. Şu anda semtte en çok gördüğüm pankartlar:

“Belediye çalışıyor...”

“Sınava giren öğrencilerimize başarılar dilerim”

“Kandilinizi tebrik ederim.”

Bunları artırmayı planlıyorum. Halkla daha da iç içe olmak lazım:

“Nasılsınız”

“Günaydınlaaaaaaar”

“Yeni kaldırımlarımız hoşunuza gidiyor değil mi?”

“Beyler nabıyonuz yaa, belediyeye gelin laflarız.”

Halk buna bayılacak.

Kaldırım ve AVM’ye yükleniyoruz

Pek çok belediye başkanı kaldırım sever. Bazıları için bu bir tutku haline gelmiştir. Yapar, bozar, yeniden yapar. Hep daha iyinin arayışındadır. Üstelik bu, belediyenin çalıştığını gösterme adına müthiş bir harekettir. Bu yüzden kaldırımları ayda bir değiştireceğiz.

Bir başka belediye başkanı hobisi ise her türlü boş alanı AVM ve iş merkezlerine dönüştürmektir. İstanbullular olarak ihtiyacımız olansa bilakis yeni boş alanlar. Fakat bir belediye başkanının seçim öncesinde “Tam yüz yirmi bina yıktık” demek yerine “Tam yüz yirmi bina diktik” demesi, insanlara daha iyiymiş gibi geliyor. İşbu sebeple benim dönemimde binaya doyacaksınız. İstanbul’da çok çok az boş alan kaldığının farkındayım. Değerli seçmenlerden rica ediyorum, beş on metrekare bile olsa, gördüğünüz boş alanları lütfen bana ihbar edin.

Nikâh memurlarına yetki falan vermeyeceğiz

Sık sık görüyoruz, nikâh memuru kafasına göre nikâh kıyıyor. Kardeşim sen neye dayanarak bu nikâhı kıydın diye soruyoruz, belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak diyor. Ne diyebilirsin ki adama? Adam yetkiyi almış, istediği iki insanı nikâhlayabiliyor. Peki soruyorum, bu ne kadar güvenli? Nikâh memuru tutup beni tanımadığım yaşlı bir kadınla evlendirse hayatım kararmaz mı?

Bu yüzden belediye başkanı olduğumda tüm nikâhları ben kıyacağım. Evlilik cüzdanını da kadına değil, erkeğe vereceğim. Erkeklerin hafızası zayıf, bir süre sonra bu kadının burada ne işi var deyip onu tehdit olarak algılıyor ve dövüyorlar. Ülkede bu kadar kadının şiddete uğramasının başka bir izahı yok. Evlilik cüzdanını erkeğe vereceğim ki, o kadını aslında koruması gerektiğini bilsin.

Köprüleri atıyoruz

Trafik sorununu bitiriyoruz. Trafiğin en büyük sebebi köprüler. Demek ki köprüler ortadan kalktığında sorun da kalmayacak. Buradan yola çıkarak iki adet Boğaz Köprüsü’nü lüks restorana dönüştüreceğiz. Öyle bir manzarada yemek yemenin keyfini düşünün. Peki insanlar karşıya nasıl geçecek diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Bilinçli seçmen diye buna derim ben, helal olsun. Sorunun cevabına gelirsek. Geçmeyecekler. Evet, karşıya geçmeyecekler. Bu ne ya, canı sıkılan kıta değiştiriyor. Adam Ataşehir’de oturuyor, kahvaltı yapmak için Bebek’e geçiyor. İnsafsız! Sonra da “abi köprüde trafik çok fena yeeaaa” diye ağlıyor. Dünyada topu topu altı tane kıta var. Sen ikisinde birden yaşamak istiyorsun. Böyle yağma yok. Asya’daysan orada kal. Akşam yemeğine Afrika’ya gidiyor musun? Gitmiyorsun. Böyle düşün.

Adaylığım hayırlı uğurlu olsun. Önümüzdeki hafta yeni vaatlerim ve özgeçmişimle karşınızda olacağım. Şimdi gidip bizim bakkalı bir ziyaret edeyim.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.