Her bireyin farklı bir sosyal kültürel dini geçmişi bulunur. Hiç bir yerde iki kişi aynı dini sosyal kültürel etkilenimden kaynaklanan ortak geçmişe sahip olamaz. Burada en önemli dikkat edilmesi gereken husus, başkalarının herhangi bir konudaki görüşünü eleştirmeden ya da onları değiştirmeye kalkladan önce, bunun toplumsal / manevi etkilerini yerel ve global açıdan yaklaşarak iyi hesap etmektir.
Eğer insanlara önerilen ve kendi fıtratınıza uygun düşen, kendiniz yaptığınız için şirin gördüğünüz bir eylem diğer insanların yolunu kaybetmesine neden olacaksa, bunu tekrar gözden geçirip durum değerlendirmesi yapmakta fayda vardır.
Ancak, sadece kendinin anladığı ve hiç kimsenin anlamadığı boyalı ve karmaşık sözlerle diğer insanların kafasını karıştırmak, deccalleşme eğilimindeki hastalıklı bir ruh yapısının eseridir.
Esasen, bir deccal aramak, kendi beğenmediği ya da eleştirdiği tüm kötülükleri, o an çatıştığı herhangi birisine sevketmeye çalışmak da gene kalbi belki ruhi bir hastalıktır. Aslolan sabit olmak; net olmak. İnsanların anlayabileceği şekilde konuşmaktır.
Kendi kendine bir şeyler anlatıp hiç kimsenin tam olarak anlayamadığı boyalı sözcükler üretmeye ömrünü harcamış kişiden daha müsrif kim vardır?
Şunu biliyoruz ki Allah müsrifleri sevmez.