“Zatım şahit oldu ki, Benden başka hiçbir ilah yoktur.
Ben tekim, hiçbir ortağım yoktur. Muhammed,kulum ve Rasülümdür.
Kaderime razı gelmeyen, belama sabretmeyen, nimetime şükretmeyen, bahşişimle kanaat etmeyen, Benden başka bir rabbe tapsın.
Dünya ile ilgili bir şeye üzgün olan sanki bana kızmış gibidir. Bir musibetten şikayetlenen muhakkak Beni şikayet etmiştir.
Bir zenginin yanına girip, zenginliği yüzünden ona tevazu gösterenin dininin üçte ikisi gitmiştir.
Bir ölüden dolayı (üzülüp) kendi suratına tokat atan kimse, bir mızrak alıp onunla Bana savaş açmış gibidir.
Bir kabrin üzerinde (üzüntüsünden dolayı feryat ederek) dal kıran kimse sanki Ka’be’min kapısını eliyle yıkmış gibidir.
(Helalden mi haramdan mı) hangi türden yediğine aldırış etmeyen kimse, Allah-u Te’ala’nın kendisini cehenneme hangi kapıdan sokacağına aldırış etmemiş olur.
Dini hususunda artışta olmayan kişi noksandadır. Noksanda olan ise, ölüm onun için daha hayırlıdır.
Bildiğiyle amel edene Allah-u Te’ala bilmediklerinin ilmini miras (gibi zahmetsiz şekilde) verir.
Emelini uzun tutanın (uzun yaşayacağını düşünerek uzun vadeli hesaplar yapanın) ameli (Allah-u Te’ala’dan başka gayelerden) halis (arınmış) olmaz.”
(İmam-ı Gazali, Mecmü’atü’r-rasail, 7/87)
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..