- İşsize : İş aslanın ağzında taşı sık suyunu çıkar.İşsizlik dünyanın problemi.
- İşçiye : Türkiye'yi yalnız siz mi temsil ediyorsunuz.Dışınızda 5 milyon işsiz var. Canım kardeşim İş bulmuşsun daha ne istiyorsun.
- Memura : Meydanlar boş hakkınızı arayın.
- Çiftçilere : Bu millet size mi bakacak? Bir kesimi sübvanse edelim diye diğerini mağdur edemeyiz
- Çiftçi borçları için af isteyen vatandaşa: Yok öyle yirmi beş kuruşa simit
- Su paralarından yakınan vatandaşa: Tasarruf yapın, suyu az için Sizde herşeyi bedava istersiniz.
- Doktorlara : Türkiye’de eğtim yok,sadece öğretim var.Doktoru bile iğne yapmaktan aciz.Delik deşik eder sizi hala damarı bulamaz.
-Parası olmadığını söyleyen yurttaşlara : Sizin yastık altınızda mutlaka vardır.
-Hak arayan (meslek liselerinin mağduriyetinin düzeltilmesiyle ilgili) :
Bedel ödemeye hazır değilsiniz,bende hazır değilim.
-Şehir içi düzenleme isteyen vatandaşa : Şehir içine başbakan değil,belediye başkanı bakıyor.Her yere başbakan bakacak derseniz,ondan sonra başbakanın kendine bakacak hali kalmaz
-Kişisel talepler üzerine : Biz ormanı konuşuyoruz sen bir ağacı konuşuyorsun.Orman yanarken bir ağaç konuşulur mu?
-Artık şehit cenazesi görmek istemiyoruz diye tepkisine söyleyen vatandaşa : Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.
Mağdur oldukları söyleyen banka zedelere: Paranı bana mı verdin, kime verdiysen git ondan iste
Yakınına iş isterken ki yetimim var” diyen bir vatandaşı : Benim de 70 milyon yetimim var” diyerek azarlıyor.
Baykal’a: "Adam okusa, nelerin pazarlanacağını bilir."
"Bunların dünyadan haberi yok. Bekâra karı boşamak kolay."
"Milliyetçilik havasında gezip afra tafra atıyorsunuz."
"Bunlara sorun, hayatında bir koyun güttün mü?"
Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi’ne: "Senin başbakanınla görüştüm, haberin var mı? Bir daha böyle siyaset yaparsanız yanarsınız! (Yanıt almayınca): Fazla içmedin değil mi?"
YÖK Başkanı’na, kafasını göstererek: "Burası basmıyor. Hayatta iki koyun gütmediği için bunu kavrayamıyor."
Muhalefet partilerine: "Dur dinle be! 9 ay 10 gün be."
"Akılları basmaz. Bana da frikik attırıyorlar. İyi frikik atarım."
"Ben halkımın dilini konuşuyorum. Halkımın dili argoysa ben argo konuşurum. Beni gaza getirmeye çalışıyorlar."
"Kıbrıs elden gidiyor diyorlar. Ne gidiyor be?"
"Sanki meslek liselilerin hepsi imam hatipli anasını satayım."
Kayseri’de Deniz Baykal’a hitaben mikrofonlara:
"Lan oğlum, Maliye Bakanı’ndan niye bu kadar korkuyorsun? Niye korkuyorsunuz oğlum?"
Mersin’de Çiftçi vatandaş Kemal Özcan kendisine hitaben "Çiftçinin hali ne olacak, hangi yüzle geliyor buraya" diye yüksek sesle soruyor:
“Gel buraya, artistlik yapma”
"Artistlik yapmıyorum, lütfen hakaret etmeyin."
"Böyle bağırılmaz... Lan bana anayasayı öğretme. Terbiyesizlik yapma lan."
"Lan mı?"
"Evet."
"Canın sağ olsun."
"Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkına mısın?"
"Benim mahsulüm öldükten sonra mı? İki senedir anamız ağladı."
"Haydi, anan ağlasın, baban ağlasın. Ananı al git buradan."
Bir başbakanın görevi milletin, halkın refahını sağlamaktır. Onları azarlamak değil. Görevi insan kesimlerinin refahını sağlamak olan bir başbakanın bu azarları ne kadar başarılı olduğunun göstergesidir.
elhmdülillah