You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var

babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var

Yeni Üye
babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
selamun aleyküm arkadaşlar

bir kaç gün önce babam vefat etti , babamın ölümünden sonra hayatın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu anladım , babamın yasını tutup kendimi dine vermek istiyorum , bazı sorularım olacak.


1- kişi öldükten sonra cennete veya cehenneme ne zaman gider , bir yerde duymuştum sabahtan akşama kadar geçen sürede kişi sorgulanır cennete veya cehenneme konur , yoksa kıyamet gününe kadar bir yerde bekletilir mi ?


2- namaz kılmak için namaz abdesti almak şart mı , yoksa gusül abdesti alındıktan sonrada namaz kılınabilir mi ?

3- namazı , hoca hoparlörden ezanı okumaya başladığı andan itibaren mi kılmalıyız , yoksa geçiş süresi içindede kılabilir miyiz yani sabah namazını sabah ezanına yetişemedik , öğle ezanı okunmadan önce kılabilir miyiz

cevaplar için herkese teşekkürler arkadaşlar , Allah geride kalanlara uzun ömürler versin
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
selamun aleykum Allah babanıza rahmet etsin,
1. Berzah Hayatı

Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Ensardan bir adamın cenazesinin peşinden, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte kabre kadar gittik. Henüz daha kabri açılmamıştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıbleye doğru oturdu, biz de Onun etrafında oturduk. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elinde yere vurduğu bir değnek vardı. Bir göğe, bir yere bakmaya başladı. Gözlerini üç defa kaldırıp indirdi. İki ya da üç defa:
“Kabir azabından Allah’a sığınınız!” dedi.
Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Allah’ım! Şüphesiz ki ben, kabir azabından Sana sığınırım!” dedi ve bu sözlerini üç defa tekrarladı.
Daha sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Mü’min bir kulun dünya ile alakası kesilip, ahirete yönelmeye başladı mı semadan yüzleri güneşi andıran beyaz yüzlü melekler iner. Beraberlerinde cennet kefenlerinden bir kefen ve cennet kokularından bir koku bulunur. Nihayet melekler o kişiden gözün görebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar.
Sonra ölüm meleği gelir ve o kişinin başının yanında oturup, şöyle der:
−‘Ey hoş ve mutmain olan nefis! Allah’tan bir mağfirete ve bir hoşnutluğa gitmek üzere çık!’ Onun canı su kabından damlanın akması gibi akarak çıkar. Ölüm meleğide o canı alır. Nihayet canı çıktı mı sema ile yer arasındaki bütün melekler ona dua ederler. Semanın kapıları ona açılır. Bütün kapılarda bulunan melekler, yüce Allah’a ruhuyla yükselmesi için dua ederler. Ölüm meleği onun canını aldığı zaman melekler, bir göz açıp kapatacak bir süre kadar dahi olsa onu asla bırakmazlar! Hemen onu alır ve canını cennet kefenine koyarlar.
İşte bu, yüce Allah’ın:
−“Nihayet birinize ölüm gelse, elçilerimiz onun ruhunu alırlar. Onlar eksik de yapmazlar!” En’am Suresi 61. ayet bunu anlatmaktadır. Yeryüzünde bulunan en güzel misk kokusundan daha hoş olarak ruhu çıkar. Melekler onun ruhunu alıp yükselirler.
Meleklerden bir topluluğun yanından geçtileri zaman mutlaka melekler:
−‘Bu hoş ve temiz ruh kimindir derler?’
Onlara:
−‘Bu filan oğlu filandır’ diyerek dünyada iken ona verilen isimlerin en güzelini söylerler. Nihayet bu ruh ile dünya semasına ulaşırlar. Onun için kapının açılmasını isterler ve kapı açılır. Herbir semadan o semanın mukarreb olan melekleri bir sonraki semaya uğurlarlar. Nihayet onu yedinci semaya ulaştırırlar.
Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
−“Kulumun kitabını İlliyyin’de yazınız! İlliyyin’in ne olduğunu sen nereden bileceksin? O yazılmış bir kitabtır. Mukarreb olanlar onu müşahede ederler.” Onun kitabı İlliyyin arasında yazılır.
Sonra Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
−“Kulumu tekrar yeryüzüne götürünüz! Çünkü ben onlara şunu vadettim. Ben onları oradan yarattım, onları oraya iade edeceğim ve ikinci bir defa daha onları oradan çıkartacağım!”
Bunun üzerine, yere geri döndürülür ve tekrar ruhu onun cesedine geri verilir. O arkadaşlarının onu bırakıp gittikleri vakit ayakkabılarının sesini işitir. Onlar geri dönmekte iken bu sefer ona şiddetle bağırıp çağıran (Münker ve Nekir ismi) iki melek gelir ve ona şiddetle bağırırlar ve onu oturtarak ona şöyle derler:
−‘Rabbin kimdir?’
O kişi:
−‘Rabbim Allah’tır’ der.
Melekler ona:
−‘Dinin nedir?’ diye sorarlar.
O kişi:
−‘Dinim İslam’dır’ der.
Melekler ona:
−‘Size gönderilen bu adam kimdir?’ diye sorarlar
O kişi:
−‘O, Allah’ın Rasulüdür’ der.
Melekler ona:
−‘Amelin nedir?’ diye sorarlar.
O kişi:
−‘Allah’ın Kitabını okudum, ona iman ettim ve onu tasdik ettim’ der.
Melek ona şiddetlice:
−‘Rabbin kimdir? Dinin nedir? Rasulullah kimdir?’ diye sorar. İşte bu mü’minin karşı karşıya kalacağı son fitne olacaktır.
İşte bu, Allah Azze ve Celle’nin:
−“Allah, iman edenleri dünya hayatında da, ahiret hayatında da sabit bir sözle (tevhid sözüyle) sabit tutar…” İbrahim Suresi 27. ayetinde anlatılan budur.
O kişi:
−‘Rabbim Allah’tır, dinim İslam’dır, Rasulüm Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemdir’ der.
Mü’min kulun sorgusu esnasında verdiği bu cevaplar üzerine Allah gökten, onun cevaplarını tasdik eder ve kabrinin genişletilmesini, kendisine cennet yataklarından bir yatak hazırlanmasını, cennetten elbiseler giydirilmesini, cennetten kabrine güzel kokular ve ılık rüzgarlar esmesi için kabri ile cennet arasına bir kapı açılmasını emreder. Buna müteakiben kabri 70 zira yani 35 metre genişletilir ve aydınlatılır.
Daha sonra yüzü güzel, elbiseleri güzel ve kokusu hoş bir adam ona gelir ve der ki:
−‘Seni sevindirecek şeyleri sana müjdeliyorum. Allah’tan bir rıza ve içinde ebedi nimetlerin bulunduğu cennetlerin müjdesini sana getirdim. İşte bu sana vaadolunan günündür.’
Mü’min kişi ona şöyle der:
−‘Allah sana da hayırlı müjdeler versin, sen kimsin? Senin yüzün hayırlı şeylerle gelen kimsenin yüzüne benziyor.’
O kişi de ona:
−‘Ben senin dünyada işlemiş olduğun salih amelinim der. Allah’a yemin ederim ki ben seni şöyle bildim. Allah’a itaat hususunda çabuk davranan bir kimse idin. Allah’a masiyet hususunda ağırdan alırdın. Bundan dolayı Allah seni hayırla mükâfatlandırdı.’
Sonra ona, cennette açılan bir kapı ve cehenneme açılan bir kapı açılır ve denir ki:
−‘Eğer Allah’a isyan etmiş olsaydın, gideceğin yer bura olacaktı! Allah onun yerine sana bunu verdi.’
O kişi cennette olanları görünce şöyle der:
−‘Rabbim! Kıyametin kopmasını çabuklaştır ki ben aileme ve malıma kavuşayım!’
O kişiye:
−‘Sen burada kal!’ denilir. O kişi yeniden diriltilene kadar cennetteki makamını seyreder durur. Ruhu ise, yeniden bedene döneceği kıyamet gününe kadar cennet ağacına tutunmuş bir kuş olduğu halde temiz ruhların arasında bulunur.
Kâfir veya facir bir kişi dünya ile alakası kesilip, ahirete yöneldi mi, ona semadan kaba ve güçlü kuvvetli yüzleri siyah melekler semadan iner. Beraberlerinde cehennem ateşinden kaba elbiseler vardır! Nihayet melekler o kişiden gözün görebildiği kadar uzak bir mesafede otururlar.
Sonra ölüm meleği gelir ve o kişinin başının yanında oturup, şöyle der:
−‘Ey murdar! Nefis, Allah’tan bir gazab ve öfkeye doğru çık!’ Ölüm meleğinin bu sözü üzerine, o kişinin ruhu cesedinde dağılır. Dalları budakları çok, demir çubuğun ıslak yünden çekilmesi gibi onun ruhunu çekip alır. Bu hal ile birlikte damarları ve sinirleri paramparça olur. Gök ile yer arasındaki herbir melek ve semadaki bütün melekler ona lanet ederler. Semanın kapıları kapanır. O kişinin ruhu Allah’a çıkmaması için dua etmeyen hiçbir melek kalmaz! Ölüm meleği o ruhu, bu bedeni ezmek maksadıyla ve Allah’ın nimetlerinden yararlanmamak amacıyla, bedenin üzerine giyilen kıldan dokunmuş elbiselere gir! der.
Melekler göz açıp kapatacak kadar bir zaman kadar dahi olsa, onun elini bırakmazlar! O kişiyi hemen o getirdikleri kaba elbiselere sararlar. O kişiden, yeryüzünde görülmüş en kötü kokan leşin kokusu gibi bir koku çıkar.
Melekler onu alıp yükselirler.
Meleklerden bir topluluğun yanından geçtiklerinde mutlaka melekler:
−‘Bu murdar ruh kimdir?’ derler.
Onu götüren melekler de:
−‘Bu, filan oğlu filandır’ diyerek dünya hayatında ona verilen en kötü ismiyle onu anarlar. Nihayet o, dünya semasına getirilir. Ona kapının açılması istenir ama ona kapı açılmaz!
Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Daha sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Araf Suresi 40. ayeti okudu:
−“Ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı büyüklenenlere hiç şüphesiz gök kapıları açılmayacaktır! Onlar deve, iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler!..”
Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şöyle der:
−“Onun kitabını Siccin’de, yerin en alt tabakasında yazınız! Kulumu tekrar yeryüzüne götürünüz! Çünkü ben onlara şunu vaat etmiştim. Ben onları oradan yarattım, onları oraya iade edeceğim ve ikinci bir defa daha onları oradan çıkartacağım!”
Bu sefer o kişinin ruhu semadan savrulup atılarak kovulur ve cesedine döndürülür nihayet gelip cesedine düşer!
Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hac Suresi 31. ayeti okudu:
“…Kim, Allah’a ortak koşarsa o sanki gökyüzünden düşüp, kuşların kaptığı yahut rüzgarın kendisini uzak bir yere attığı kimseye benzer.”
Nihayet o kişinin ruhu cesedine iade edilir. O arkadaşlarının kendisini bırakıp gittikleri vakit ayakkabılarının sesini işitir. Bu halde iken şiddetle bağırıp çağıran ve azarlayan iki melek gelir ve onu oturturlar.
Melekler o kişiye şöyle derler:
−‘Rabbin kimdir?’
O kişi:
−‘Ah! Ah! Bilmiyorum’ der.
Melekler ona:
−‘Dinin nedir?’ diye sorarlar.
O kişi:
−‘Ah! Ah! Bilmiyorum’ der.
Melekler ona:
−‘Bu size gönderilen adam hakkında ne dersin ve onun hakkında nasıl şahitlik edersin?’ diye sorarlar.
O kişi, kendisine sorunan kişinin kim olduğunu anlıyamaz ve:
−‘Hangi adamı soruyorsunuz?’ der.
Melekler de ona:
−‘Muhammed’ diye hatırlatırlar.
Bunun üzerine o kişi:
−‘Ah! Ah! Bilmiyorum, insanlar (Muhammed hakkında) bir şeyler söylüyorlardı, ben de onların söylediği gibi söylüyordum. der.
Bu cevap üzerine melekler de ona:
−‘Hay bilmez olasın! ve hiçbir şey söyleyemez olasın!’ derler.
Bu cevaba müteakiben Allah-u Teâlâ, o yalan söylemiştir! Ona cehennem ateşinden bir yatak serilmesini, sıcak ve kavurucu rüzgarın girmesi için cehennemden onun kabrine bir kapı açılmasını emreder. Cehennemin ateşinin sıcağı ve deri gözeneklerinden işleyen sıcak havasıda ona ulaşır. Onun cehennemdeki mekanı kendisine gösterilir ve:
−‘Bu senin mekânındır’ denilir.
O kişiye cennetten de bir yer gösterilir ve:
−‘Eğer Allah’a itaat etmiş olsaydın burası senin olacaktı, denilir.’ O kişi kazandığı ve kaybettiği yerleri görünce acısı ve ızdırabı katlanır. Sonra o adamın kabri, o kadar daraltılır ki, kaburgaları birbirine geçer! İşte bu, Allah’ın vaat ettiği sıkıntılı ve sıkıcı hayattır!
Bera bin Azib (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Buna müteakiben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ta-Ha Suresi 124. ayeti okudu:
Nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur:
“Herkim Benim zikrimden/Kur'anım’dan yüz çevirirse, şüphesiz ki onun sıkıntılı bir hayatı olur ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşrederiz!”
Sonra o adama yüzü ve elbiseleri çirkin, kötü kokan bir adam gelir ve ona şöyle der:
−‘Ben sana hoşuna gitmeyecek şeyleri bildiriyorum. İşte bu sana daha önce vaadolunan günündür,’ der ve onu Allah’ın azabı ile müjdeler.
Oda şöyle der:
−‘Sana da Allah hayır sözü işittirmesin! Sen kimsin? Yüzün kötü şeylerle gelen kimsenin yüzüne benziyor.’
O adam şu cevabı verir:
−‘Ben senin kötü amelinim. Allah’a yemin ederim ki; Ben seni Allah’a itaatte işi ağırdan alan, Allah’a isyana hızlıca koşan bir kişi olarak biliyorum. Allah sana kötülüğünün karşılığını versin.’
Sonra ona gözleri görmeyen, kulakları duymayan ve konuşmayan, elinde bir balyoz bulunan bir kişi görünür. Bu balyozu bir dağın üzerine indirecek olsa o dağ toprak olur. Ona bu balyozla öyle bir darbe indirir ki bu darbe ile o kişi kabrinde toprağa döner!
Daha sonra, Allah Azze ve Celle onu tekrar eski haline getirir ve ona musallat edilen kişi ona bir daha vurunca, o öyle bir feryad eder ki doğu ile batı arasındaki insanlarla cinlerden başka her şey o feryadı işitir. Sonra ona cehennem ateşine giden bir kapı açılır ve cehennemden ona yaygılar yayılır.
O adam:
−‘Rabbim! Kıyamet kopmasın!’ der.
Allah onu tekrar diriltinceye kadar o kişi kabrinde azap görmeye devam eder.”
Buhari 1/243, 3/1260, 1294, Müslim 905/11, 2870/70, Malik Muvatta 1/188, 189, İbni Hibban 3120, Ebu Davud 4753, Terğib ve Terhib 7/67, 77, Nesei 2059, İbni Mace 4269, 4271, Ahmed bin Hanbel 4/287, 288, No: 17803, 18733, 18815, Hâkim 1/37, 40, Tayalisi 753, Acurri eş-Şeria 367, 370
Muhammed Nâsıruddin el-Albânî (Rahmetullahi Aleyh), Ahkâmu’l-Cenâiz isimli kitabında şöyle demiştir:
“Hadiste geçen Meleku’l-Mevt: Kur’an ve Sahih Sünnette adı budur yani ölüm meleğidir. İnsanların, Onu Azrail diye isimlendirmesine gelince, israiliyattan olma ihtimali vardır.”
Önemli Uyarı: Ehli Sünnet’e göre kabir azabı ve nimeti hak ve gerçektir. Ayet ve Sahih Hadisler kabir azabının olduğunu bildirmektedir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
“…Firavun’un ailesini, kötü azap kuşattı. Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. (Dünya durdukça azap böyle devam eder.) Kıyamet saati geldiğinde de ‘Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!’ (denilir.)”
Mü’min 46
Kabir azabı ve nimetlerinin keyfiyetiyle ruhun ölüye dönüşünün keyfiyetine gelince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den sahih olarak rivayet edilen hadislerin dışına çıkmak doğru değildir. Tahavi akidesinin şârihi İbni Ebi’l-İz bu hususta şöyle demektedir:
“Kabrin azap ve nimeti, iki meleğin gelip ölüye bir şeyler sorması Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den mütevatir olarak rivayet edilmiştir. Dolayısıyla onlara îtikat etmek gerekmektedir. Nasıllığı ve niceliği hakkında konuşmak doğru değildir. Bilakis ruhun cesede dönüşü bizim keyfiyetini bilmediğimiz bir tarzdadır. Kabir azabı berzah azabıdır.
Ölüp kabir azabına müstahak olanlar şüphesiz onu tadacaktır. Onlar ister bir kabre defnedilsin, ister suda boğulup cesedi kaybolsun, ister kurda kuşa yem olsun aynıdır. Azap defnedilenlere ulaştığı gibi bunlara da ulaşır.”
Tahavî Şerhi 399, 400

2-Gusül abdestiniz varken namaz kılmak için namaz abdesti almanız gerekir. Bununla birlikte gusül abdesti alındıktan sonra namaz abdesti yerine de geçer, yani namaz abdestini bozacak bir şey yapmadığınız sürece namazınızı kılabilirsiniz.

3-Ezanlar vakitlerin girişini belli eder. Sabah namazı ezanları ise namaz vaktinin başlamasından bir süre sonra okunur(diyanetin iddia ettiğine göre). Fakat diyanetin sabah namazının vaktini belirlemesi hakkında şüpheler vardır ve kuşkuya düşmemek adına sabah namazını ezan vaktinden 30-40 dakika sonra kılmanızı tavsiye ederim. Namazlar belli vakitlerde farz kılınmıştır, sabah namazı da imsak ve güneş denilen vakit aralığında kılınır. Fakat uyuyakalma, bayılma vs. mazeretlerle namaz bu vakitte kılınamaz ise öğle ezanı okunmadan yaklaşık 40-45 dakika öncesine kadar kılınabilir. Bu 40-45 dakikanın sebebi vaktin kerahat vakti oluşudur.

(8) Namaz Kılınması Yasaklanan Vakitler

(17) İbni Abbas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Kendilerinden razı olunan kimseler: yanımda o kimselerden en razı olunanı ise Ömer (Radiyallahu Anh)’dır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fecir vakti güneş doğuncaya kadar, bir de ikindiden sonra güneş batana kadar namaz kılmaktan yasakladı diye şahitlik ettiler.”
Buhari (638)
(18) Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki namazı yasakladı: Fecirden sonra güneş doğuncaya kadar ve bir de ikindiden sonra güneş batana kadar.”
Buhari (642)
(19) Ukbe bin Amir el-Cüheni (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Üç saat var ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o saatlerde namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmeyi bize yasaklardı:
1-Güneş ilk bariz şekilde doğduğu vakitten bir mızrak miktarı yükselinceye kadar,
2-Semanın tam ortasında kaim olduğu hiçbir şeyin gölgesinin olmadığı vakitten güneş biraz meyil edinceye kadar,
3-Güneş batmaya meyil ettiği vakitten batıncaya kadar.”
Müslim (831/293)
(20) Ebu Umame şöyle dedi:
“Amr bin Abese es-Sülemi şöyle dedi:
−Ben Medineye geldim ve Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanına girip:
−Ya Rasulallah, beni tanıyor musunuz? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Evet, sen benimle Mekke’de karşılaşmıştın’ buyurdu. Ben:
−Evet, oyum dedim. Ben:
−Ey Allah’ın Nebisi, Allah’ın sana öğrettiği ve benim bilmediğim şeyleri bana haber verseniz, bana namazı bildirseniz dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Sabah namaz kıl, sonra güneş doğup yükselinceye kadar namazdan el çek. Kuşkusuz güneş doğup yükselirken şeytanın iki boynuzu arasında yükselir. O zamanda kâfirler ona secde ederler. Sonra mızrağın gölgesi olmayıp güneş semanın tam ortasında oluncaya kadar namaz kılabilirsin. Kuşkusuz namaz melekler tarafından gözetlenen ve kullar tarafından hazır olunan bir ibadettir. Sonra namazdan çekil. Kuşkusuz o zaman cehennem iyice alevlendirilir. Gölge geldiği zaman yine namaz kıl. Kuşkusuz namaz melekler tarafından gözetlenen ve kullar tarafından hazır olunan bir ibadettir. Nihayet ikindiyi kılarsın. Bundan sonra güneş batıncaya kadar namaz kılmaktan çekil. Kuşkusuz güneş şeytanın iki boynuzu arasında batar. O zamanda kâfirler ona secde ederler’ buyurdu...”
Müslim (832/294)
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 28-01-2013, Saat:12:10 AM, Düzenleyen: karadamlalar.
Profesör
RE: babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
-gusül abdestı ıle namaz kılabılırsın ama abdestı bozan durumlardan bırı gerceklesırse yenıden abdest alman gerekır.

-namazı ezan okunmaya basladıgı an ıle dıger vaktın ezanı okunmaya basladıgı an arasındakı zamanda kılabılırsın.
sabah namazını ımsak vaktı ıle gunes dogma zamanı arasındakı zamanda kılabılırsın.sabah namazı uzerıne gunes dogarsa vakıt cıkmıs olur.
.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ruhumuz Yeter...
RE: babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
cennet veya cehenneme kiyamet koptuktan sonra gidicez. ölen kisi o gune kadar kabir hayati yaşar.

gusul alinca namaz abdesti de almis olur namaz kilabilirsin ama gusul ile beraber abdest almak daha faziletlidir

namaz vakitleri ise her zaman ezan okunana kadar degildir yusuf yazmis
&& Ağlamak istiyorsanız sakın yapmayın. Çünkü bir yerlerde sadece sizin bir gülüşünüz için, Yaşayan birileri mutlaka vardır !!! &&
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
başın sağolsun...
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Hüküm Allah'ındır
RE: babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
kişi öldülten hemen sonra cennet yada cehenneme gitmez .
kabirde bekletilir . tabi sorguları ufaktan başlamıştır ..
ölü akıbetini anlar . eğer cehennemlik ise kıyamet kopana kadar kabir azabı çeker .. cennetlik ise huzurlu bir şekilde sura üflenmesini bekler .


başın sağ olsun kardeşim.rabbim mekanını cennet eylesin inşallah .
Her türlü Tağutu,Şirki ve Küfrü öyle bir reddedeceksin ki
Cahiller,Müşrikler ve Kafirler sana Harici diyecekler .!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 28-01-2013, Saat:07:51 PM, Düzenleyen: Peçeli Ve Öfkeli.
Forumun Uykucu Ninesi
RE: babamı kaybettim , ahiret hayatı ve namaz ile ilgili sorularım var
Allah rahmet eylesin.
[Resim: sems-i-tebrizi-sozleri-ii.jpg]

"Kalk, silkelen, kendine gel. Umutsuzluğa sarılma.
Umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah'tandır."
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.